Cüneyt Özdemir

Yine bayrak meselesi

Cüneyt Özdemir

Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri kentte adım atacak yer yok.

Ama biz o turistler gelmesin diye ne gerekiyorsa yapıyoruz.

Yüksek fiyat, sahte ürün, her türlü aldatıcı hareket.

Bunlar daha önce gündeme geldi.

İl Ticaret Müdürlüğü depolara, dükkanlara baskın yaptı, sahte ürünleri topladı, gerekli cezaları kesti.

Bunlar bir kenara, gelen turistlerin mağdur olduğu bir olay daha var.

Sınır kapılarından Türkiye giriş yapan yabancı turistlere, kendisini devlet görevlisi gibi tanıtarak ve de çeşitli bahaneler uydurarak küçük bir Türk bayrağını 60-70 veya 100 liraya satan sahtekarlar var.

Epeydir bu konuda bir duyumum olmadığı için ben bu olaylar bitti sanıyordum.

Meğer ara ara devam ediyormuş.

Mesela Zlatina adlı bir Bulgar turist anlatıyor; Türkiye'ye giriş yapıyorduk. Birden takım elbiseli ve kravatlı adamlar önce bize 'Kemerleriniz neden bağlı değil' diye sordular. Ben de 'sizin kimliğinizi göreyim' dedim. Bana kimliklerini gösteremediler. Onun yerine yine kemer konusunu soru sormaya devam ettirdiler. Aslında onların görüntülerini çekmek istedim. Ama bu onlardan gizli yapılacak bir şey değildi. Sonuç olarak biz onlara 'Siz kimsiniz, kimliklerinizi gösterin' dedik.

Onlar bize ısrarla emniyet kemeri bağlı mıydı diye sordular.

Biz bunun üzerine yürüdük gittik, onlara kimlik sorduğumuz için onlar da bize bir şey yapamadılar.

Ama ellerinde küçük Türk bayrakları vardı ve bizi korkuttuktan sonra bize bu bayrakları satacaklardı.

Bir başka Bulgar turist grubu, yine kendilerine bir takım sorunları bahane ederek bayrak satmaya çalışan dolandırıcılara itiraz etmişler.

Bunun üzerine '˜bayrakçı'lar otomobile hücum ediyor.

Bulgar turistler de otomobilin kapılarını kilitliyor.

Otomobilin kaporta ve camlarına elleriyle vuran bayrak satıcıları daha büyük bir skandaldan korkmuş olacaklar ki oradan uzaklaşıyor.

Bulgar turistlerin Edirne'de alışveriş konusunda oluşturdukları ve üye sayısı 50 bini geçen sosyal medya sitesinde paylaşılıyor bunlar.

Edirne'nin Sayın Valisi,

Edirne'nin Sayın Emniyet Müdürü,

Edirne'nin Sayın Jandarma Komutanı.

Biz hala sınır kapılarımızda turistlere, kim oldukları belirsiz kişilerin kemer, hız kontrolü yapan ve bu kontrolden korkan turiste 25 kuruşluk Türk bayrağını 20 levaya, 10 Avroya satan sahtekarlara bir şey yapamıyor muyuz?

Bu memleketin istihbaratı, istihbarat haber trafiği yok mu?

Aklıma kötü şeyler geliyor.

Yoksa bunları yapanlara 'Vatandaş da nafakasını alsın' diyen devletin bazı birimleri göz mü yumuyor?

Çünkü artık o noktadayız.

Kusura bakmayın!

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Pazar günü Ankara'nın Çubuk ilçesinde uğradığı saldırıyla ilgili bugün birçok siyasi kişilik ve kurum açıklama yaptı.

CHP Edirne İl Örgütü, Edirne'nin Saraçlar Caddesi'nde bu konuyla ilgili basın açıklaması yaptı, durumu protesto etti. Baktım ki; alanda CHP'liler azınlıkta. Sonra Edirne Belediyesi ve CHP'den çıkarı olan kişiler var.

Sonra partiden bir beklemeyen CHP'liler var.

Ama en önemlisi; CHP'yi azınlıkta bırakacak kadar sivil toplum kuruluşu veya dayanışma gösteren siyasi parti temsilcileri vardı ki şaşırdım.

Yıllarını CHP'ye vermiş bir arkadaşımla konuşurken bu durumu açtım; 'CHP'nin binlerce üyesi var ama çoğu naylon. Yani mahalle delegeliğinde, kongre delegeliğinde, ön seçimde işaret edilen kişiye oy vermek üzere kaydedilen üyeler. O naylon üye tabi ki böyle bir eyleme gelmez, bir bahane uydurur.

Senin genel başkanına saldırılmış ama STK'lar gelmese 50 kişiyle basın açıklaması yapardın CHP il başkanı.

Demek ki neymiş, seçilir seçilmez ilk işin parti için çalışmakmış, yakınlarını Edirne Belediyesi'ne kadrolu çalışan olarak yerleştirmek değilmiş.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları