Yerel basın diye birşey var mı?
Cüneyt Özdemir
Hemen her gün Edirne'de yayınlanan gazeteleri hızla inceliyorum. Hızla derken birini okuyunca diğerlerini okumaya gerek kalmıyor. Resmi haber bülteni gibi kes, kopyala, yapıştır ile üretilmiş çoğu sayfalar. Sonra hep birlikte ağlaşıyoruz: öldük bittik, batıyoruz diye'¦
KANAL EDİRNE ADLI DİZİ'¦
TV dizisine döndü. Her ay birkaç kez 'Kanal Edirne'de sona
doğru' başlıklı bülten geçiyor DSİ Bölge Müdürlüğü. Fotoğraflar da var, hem de
drone ile çekilmiş, etkileyici. Başlığı bile aynı vehaber belki onuncu kez
yayınlanıyor, sorgusuz, sualsiz.
Neden gecikiyor, nasıl sonsa bir türlü gelmiyor, soran yok.
Karaağaç girişinde yapılan o köprü neden gereksiz yükseklikte, neden uzayıp
duruyor ve gecikiyor? Konuşulmuyor, yazılmıyor.
YENİ BİR KÖPRÜ FACİASINA DOĞRU'¦
Vali Nusret Miroğlu 'Meslek yaşamımda bir kez söze güvenip
başladım sonuçta perişan oldum' dediği bir rezilliği yaşadı bu kent. Yıllarca
kapalı kalan köprüler oldu, Saraçhane semti terk edilmiş hayalet mahalleye
döndü. Tarihi köprüleri kullanma alışkanlığı yüzünden yıllarca Edirne Sarayının
üzerinden araçlarla geçtik, ve ancak bu yıl sonunda buna da dur denilebildi.
Saraçlar boydan boya trafiğe kapatıldıktan sonra Tunca ve
Meriç köprülerinin de bir gün mutlaka trafiğe kapanacağını bilmek ve buna göre
hazırlık yapmak gerekirdi. Yoksa tek yönlü trafik bile büyük bir gürültü
koparılmasına, vıcık vıcık popülizme ve ucuz kahramanlıklara yol açmazdı.
Saraçlar kapatılırken nasıl Selamsız Sokak genişletilerek
alternatif yol açıldı ise, büyük sorunlara yol açmayacak önlemler alınabilir.
Örneğiniki köprü arasına erişim yolları ıslah edilebilirdi.
ALTYAPI VARMIYMIŞ'¦
Temmuz ayında şiddetli sağanak yağışlar sonrasında yaşanan
ağır sorunlar ve çıkan tartışmalardan sonra tüm kentte yağmur suyu alt yapısını
iyileştirme ve etkinleştirme çalışmaları görüyorum.Örneğin Cumartesi Pazaryeri
ve bazı caddelerdeyapılan yeni ızgaraları fark etmiş olmalısınız. Demek ki
altyapı yok sözü doğru değilmiş, eksik yapılan bir şeyler varmış. Ben yine de
yağmur suyu kolektörleri ve onların bitimindeki terfi pompalarına gelen su
miktarı ne kadar bilmek istiyorum. Yani sistem gelen suyu atmaya yetiyor mu,
yetmiyor mu?
YEREL BASIN KİMİN SESİ?
Son sayfadan başlayınca gazetenin sahibini veya temsil
ettiği kesimi anlamak daha kolay oluyor. Örneğin inşaat malzemesi reklamı varsa
bizim gazete, hastane reklamı varsa sahibinin hastanesi de var belli, yurt
reklamı olunca yurt sahibi iş adamının satın aldığı gazete diyorum. Aslında bir
gazetede epey zorluk çekiyorum, çünkü kumarhane reklamı var. Kumarhane sahibi
olan gazete sahibi tanımıyorum. Sonra iç sayfalara geçiyorum, spor
haberlerinden başlayarak kimin olduğu hemen belli oluyor.
TRAKYA TARIMSAL ARAŞTIRMA'YI DUYDUNUZ MU?
Örneğin Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü var. Daha önce
birkaç yazımda önemine değindim. Koskoca ülkemizde sadece 7, evet yedi tane
var. Ayçiçeği ve çeltik tohum ıslahında tüm ülkemizin yönetimi buradan
yapılıyor. Dünya tohum devleriyle başa baş mücadele veriyor, dünyaya tohum
satıyor. Her gün haber yapmamız, arkasında durmamız gerekli. Kaç defa haber
yaptık, nerdeyse hiç. Utanmamız gerekmiyor mu? Evet hem de çok.
Geçtiğimiz aylarda yapılan ve ülke çapında ses getiren
Lavanta Günleri etkinliğinin ardından bu kurum Edirne Çeltik Tarla Günleri
düzenledi. Çeltik hasadı başlarken hem üreticilere geliştirilen farklı
tohumların sonuçlarını göstermek, hem de kamuoyunda farkındalık yaratmak
açısından önemli bir etkinlik oldu. Ben iki nedenle oraya gittim.Birincisi;
Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü'ne olan desteğimi göstermek ve yıllardır
çeltik tohumculuğu açısından önemli bir görev üstlenen, gösterişsiz yaşamıyla
örnek insan, dostum Hasan Kuşku'nun bu etkinlikte yanında olmak. İkincisi ise;
Lavanta Günleri etkinliğinde olduğu gibi organizasyona dışarıdan destek veren
Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu'na moral vermekti.
Gazeteler bu etkinliği yetkililerin konuşmalarından bölümler
yayınlayarak haberleştirdiler. Bu fırsattan yararlanarak Kurumun ve bu alanda
çalışanların kendilerini ifade edebilecekleri röportaj, araştırma ne yazık ki
yine yoktu. Örneğin siyah pirinç unundan üretilen ekmek, kek, puding vb
ürünlerden hiç söz edilmedi. Tüm dünyanın konuştuğu bu ürünü biz yine es
geçtik.
Kumarhane reklamı yayınlayan gazetenin kurumla bir sorunu var
belli, belki de Belediye Başkanının Kurum arazilerine yol ve yapı yapma
çabaları nedeniyle kurum ile arası bozuk. Belediye Başkanını çok sevdikleri
için de Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü haberi gazetenin iç sayfalarında
Vali'nin sözlerinden birkaç cümle ile geçiştirilmiş olsa gerek.
Bu arada organizasyona önemli bir eleştirim olacak. Aslında
gazetelerden beklerdim ancak bu da yer almadı. Tarımsal bir etkinlik
yapılırken, Edirne'nin asıl uzmanlığı tarım olan bir milletvekili olduğunu
unutmamak gerekir sanıyorum. Gözlerim Okan Gaytancıoğlu'nu aradı, ancak belli
ki davet edilmemişti.
Son bir örnek ile bitireyim. Geçtiğimiz günlerde İpsala'dan
yurt dışına çıkarken yakalanan bir şahsın haberi tüm basında yer aldı. 'MİT ve
polisin büyük operasyonu' diye haber vardı. Ancak bir tek Gündem Gazetesinde bu
haber, kişinin adliyede serbest bırakıldığı ile birlikte
yer almıştı.
İşte böyle sevgili dostlar, ağlaşmamız boşuna. Bu kafayla
gidersek kimse bizim yüzümüze bakmaz. Hele bu ekonomik kriz koşullarında ah vah
ederek 'dükkanları kapatmak' zorunda kalırsınız.