YAZIK! ÇOK YAZIK!
Cüneyt Özdemir
Bu hafta
da ortaya karışık bir yazı düşündüm.
Önce
turizm'¦
Turizmci
bir arkadaşımla konuşuyorum.
Edirne'ye
gelmek ve alışveriş yaparak veya iş yaptırarak bu ülkeye, bu ile para bırakmak
isteyen Yunan ve Bulgar turistlere çeşitli engeller koyduğumuzu daha önce de
yazmıştım.
Ancak
turizmci arkadaşım bu kez somut olaylarla yaranın ne kadar derinde olduğunu
anlattı.
Özellikle
Kapıkule'den girişte yeterli peron açılmaması ve Türkiye'ye giriş yapmak
isteyen turistin uzun süre beklemesinin kabul edilecek bir şey olmadığını daha
önce yazmıştım.
Gerçekten
de öyle; Kapıkule'deki bölge müdürü veya ona bağlı olarak çalışan bir
yetkilinin önünde tüm Kapıkule'yi görecek kadar ekran var.
Kapıkule'nin
her tarafı kamera.
O
kameraların bağlı olduğu ekranlar var ve kameranın gördüğü bütün görüntüler o
paneldeki ekranda izlenebiliyor.
Peki o
zaman bölge müdürü veya bu işlerle ilgilenen yetkili neden kuyruk oluştuğunda
yeni peron açılmasını sağlamaz?
Sağlamaz
işte!
Dedim ya
arkadaşım somut olaylarla anlatıyor Edirne'ye gelecek turistin ve paranın
önündeki engeli.
Otoparkların
çoğunda fiyat tarifesi yok.
Oysa en
görünen yerde olmalı ve Türk Lirasıysa Türk Lirası, Avro ise Avro, Leva ise
Leva.
Turist o
otoparka otomobilini bıraktığında bir saat için, üç saat için ne ödeyeceğini
bilecek.
Borcunu
soran turiste 'Ver ordan 5 Avro' olmaz'¦
Yunanistan'da
bazı işler yıllardır bize göre pahalı.
Mesela bir
otomobil veya bir tarım makinesi tamir ettireceksiniz, Yunanistan'da çok para
verirsiniz.
Ama aynı
işi bizim buradaki sanayi sitesinde Yunanistan'dakinin dörtte bir fiyatına
yaptırabilirsiniz.
Hem de
daha çabuk olur işiniz.
Ama Yunan
vatandaşı alıyor arızalı çapa makinesini, Edirne'de tamir ettirmeye geliyor;
'Hop giremezsin!'
Neden
peki? Nedeni yok.
Turist
Türkçe biliyor ve biraz üsteleyince bu kez 'Neyse bu defalık geçin' deniyorsa
bu nedir Allah aşkına'¦
Burası
Edirne ve ayağımıza sıkmayı çok seviyoruz.
Kentin
politikacıları, oda ve borsa yöneticileri de uyusun, dokunmayın!
***
Bugün
GÜNDEM'in birinci sayfasında önemli bir haber var.
Arkadaşımız
Uğur'un (Akagündüz) özel haberi.
İddia
ediyorum ki ayın, belki de yılın haberi.
Bir hayat
kadını düşünün.
Bir
genelevde çalışıyor.
Ama
kendisini sokak hayvanlarına adamış.
Sokakta
bulduğu yaklaşık 35 kedi için genelevin arka bahçesinde bir barınak yaptırmış.
Kazandığının
büyük bir bölümünü kedilere harcıyor.
Üzerine
geliyorlar 'Ya hayvanlar ya işin' diyorlar.
Hayvanları
tercih ediyor.
Genelevdeki
işinden çıkarılıyor ve şu anda işsiz.
Hayvanlar
perişan.
Kadın 'Bir
süre sonra hepsinin ölülerini yakındaki çöplükte göreceğiz' diyor.
Verdiği
insanlık dersini unutmam mümkün olur mu bundan sonra?
Şimdi bu
kentin yetkililerine sesleniyorum.
Bir insan
ve 35 hayvanı, canı perişan.
Lütfen bir
düşünün!
Ne
yapılabilir?
Nasıl
yapılır?
Bu konu
kamuoyunun vicdanını daha fazla kanatmadan bir çözüm bulun, bulalım'¦
***
İnanmayacaksınız
ama Trakya Üniversitesi hala susuyor.
Yahu alt
tarafı Tekirdağ Çevrimkaya'daki arkeolojik alana 'Burada hiçbir şey yoktur' raporu
veren öğretim görevlisiyle ilgili sorduğumuz soruya 'Biz görevlendirdik' ya da
'Bizle ilgisi yok, bizden habersiz bilirkişiliğe soyunmuş, gereğini yapacağız'
diyeceksiniz.
Çok mu
zor?
Yazık,
yazık, çok yazık!