Yarın seçim olsa'¦
Cüneyt Özdemir
Bahçeli mesajında mealen 'MHP'nin tek başına iktidar olmasında fayda var' diyordu.
AK Parti
cephesi ise ısrarla bir seçim olasılığından bahsetmiyor.
Bahsetmemesi
seçim olmayacağı anlamına gelmiyor tabi ki.
MHP'den
gelen ikinci bir hamle seçimin gündemde olduğuna işaret sayıldı.
Bir
partiden istifa eden milletvekillerinin başka partiye geçmesinin bir süreliğine
yasaklanmasının yasa haline getirilmesi teklif ediliyor.
Bu şekilde
DEVA ve Gelecek partilerinin seçime girmesi önlenmiş olacak.
CHP, daha
önce İYİ Parti'ye verdiği desteğin aynısını bu iki partiye de yapacağını ilan
etti.
Elbette
böyle bir yasa çıkarsa CHP'nin milletvekili desteği bir işe yaramayacak.
Ama öbür
taraftan böyle bir yasa değişikliği de kolay değil.
***
Yukarıda
anlattıklarımız Türkiye geneli içindi.
Edirne
özeline dönersek; milletvekili şansı olan üç parti var şimdilik.
CHP, AK
Parti ve İYİ Parti.
Daha seçim
kararı alınmadı.
Dolayısıyla
seçime kadar köprülerin altından çok sular akar, tahminler de değişir.
Ama yarın
sabah seçim olsa bana göre Edirne'deki tablo tam da bugünkünün aynısı olur.
CHP iki
milletvekili, AK Parti ve İYİ Parti birer milletvekili çıkarır.
Seçmen
genel olarak partiye oy verir.
Ama
partilerin kimi / kimleri milletvekili adayı gösterdikleri de önemlidir
elbette.
Nasıl olsa
seçmen partiye oy veriyor diye partiler aday belirleyemez.
Seçmen hiç
sevmediği birisinin kendisine aday olarak dayatılması durumunda tepki
gösteriyor.
Millet,
bir peynir kırıntısı görünce 'mandıram var' zannedene oy vermeyebilir.
Tabi ki o
kişi 'benden iyisini mi bulacaklar?' diyebilir.
Ama bu
millet nicelerini sandığa gömdü.
AK Parti
ve İYİ Parti adaylarını büyük ihtimal merkez yoklamasıyla belirleyecek.
Bu aşamada
isim verip bir yorum yapmak istemem.
CHP ise
normalde adaylarını ön seçimle belirlemesi gerekir.
Başka
türlü parti içi demokrasiden bahsedemez.
Ama eğer
bir erken seçim (hele ki baskın erken seçim) olursa CHP de adaylarını merkez
atamasıyla belirleyecek.
CHP'de
şimdiden gelin '“ güvey olanları duyuyoruz.
Kendilerine
milletvekilliğini yakıştıranlar duyuyoruz.
İnsanoğlu
bu, kendi durumuna bakmadan daha rüyalar görür.
Gizliden
gizliye Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde giyeceği elbiseleri hazırlayanlar,
kendisine seçeceği danışmanları bile belirleyenler vardır emin olun.
Ankara'da,
parti genel merkezinde alınmış sözler vardır.
Yetmez, il
ve ilçe örgütlerinden destek, belediye başkanlarından alınmış destekler de var.
İnsanoğlu,
politikada 'hayır' sözcüğünün hemen hemen hiç kullanılmadığını bilir ama bunun
geçerli olmadığını düşünür.
Oysa o
destek kendisine verildiği gibi daha kaç kişiye verilmiştir.
Ve
politika umut dünyasıdır.
'Umut
fakirin ekmeğidir' derler ya bence fakirin olduğu kadar politikacının da
ekmeğidir.
Göreceğiz
bakalım, bugün içinde milletvekilliği umudunu yeşertenlerin kaçının bu umudu
sönecek?
Kaç
kişinin TBMM hayalleri bir başka bahara kalacak?
Adaylık
listesine hiç alınmayacakları gibi sıralamaya yazıldıkları yerden silinmeleri,
yerine başkalarının yazılması olagelmiş şeylerdir.
Yine
olmayacağının garantisi yoktur.
Ankara
yolunu tutan tutar, tutamayanlar bir sonraki seçimde hesap yapmak üzere bu
heyecana kısa bir ara verirler.
***
Yunanistan
ve Türkiye arasındaki sınırda sorun mu var?
Türkiye'nin
ta bilmem neresinden tanıyanlar soruyor.
İlginçtir,
çok yazılan, çizilen, konuşulan bir şey değil.
Evet,
İpsala yakınlarında bir sorun var.
Tam olarak
sorunun ne olduğu iki tarafça da açıklanmıyor.
Edindiğimiz
kısa bilgi; Meriç Nehri üzerinde sürekli olarak sınır değişiyor.
Böyle bir
yerde aslında Türk toprağı sayılması gereken bir yer, nehirdeki değişimler
nedeniyle Yunan tarafına kaldığı şeklinde yorumlanmış.
Yunan
tarafı bir oldubittiye getirerek buraya kendi toprağıymış gibi, göçmenlere
karşı bir tel çit inşa etmeye kalkmış.
Sen bir
yere tel çit çekersen bu 'benim toprağım buraya kadardır' demektir.
Türk
tarafı veya daha açık deyişle güvenlik kuvvetlerimiz buna izin vermemiş.
Bizim
bildiğimiz olayın özeti böyle.
Bildiğimiz,
farklı bir açıklama da yok.
Ancak
'Türk ve Yunan askerleri çatışıyor, göğüs göğse muharebeler yapılıyor'
yolundaki söylentiler yanlış.
Yunan
tarafında sınırı koruyan polis ve asker, yoğun mülteci geçişi nedeniyle
yıpranmış, yorulmuş durumda.
Yunanistan,
sınıra göndermeyi planladığı sınır muhafızlarını, korona virüs salgını
nedeniyle eğitemedi ve de sınıra yerleştiremedi.
Bu yüzden
komşu zor durumda.
Türkiye bu
konuda daha rahat.
Ama kim ne
derse desin, çözüm; her iki tarafın hakkını adilane gözeten diplomatik
görüşmelerde.