YAPMA BE ETUS!
Cüneyt Özdemir
Önce ETUS'un başkanından başlayalım.
Bunu aynen muhabirimiz Uğur Akagündüz'ün haberinden kopyaladım, buyrun;
Hafta sonu Trakya Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde düzenlenen sınavlar olduğuna dikkat çeken öğrenciler, (Hakan) Giyik'ten sınavlara katılan öğrencilere ETUS'un ücretsiz olması gerektiğini söylerken; Giyik, ücretsiz kartlardan asıl faydalananın öğrenciler olması gerektiğini belirtti. Giyik; 'Asıl siz faydalanmanız gerekiyor ama diğer ücretsizlerden size fırsat kalmıyor. Ücretsiz taşımacılık yapıyoruz. Bunu belki de asıl siz hak ediyorsunuz. Ama size fırsat kalmıyor. Biz de bu konudan çok mustaribiz. Ciddi bir sıkıntımız var. Merkezi hükümetin üzerimize yaptığı baskıyla çok ciddi bir sıkıntımız var' ifadelerine yer verdi.
Demek ki neymiş, hükümetin aldığı bir kararmış bu.
Senin lütfun falan değil.
Türkiye sosyal devletse bunu yapacak, yaşlısına, engellisine bakacak.
Sen neden devletin verdiği hakkını kullanan 65 yaş üstündeki birisine 'bedavacı' diyorsun.
Devlet sana bu konuda para veriyor.
'Ama devlet ücretsiz seyahatler için çok az para ödüyor' diyebilirsin.
O zaman git, hükümetle pazarlık yap, lobi yap, paranı arttır.
Ya da kurtarmıyorsa bırak bu işi.
Gelip başkası yapar, merak etme'¦
Yine dünkü beyanatında günde 7 bin 500 kişiyi ücretsiz taşıdığını söyleyen Şoför ve Otomobilciler Odası Başkanı için de bunlar geçerli.
Şartlar, kurallar bu; kurtarmıyorsa yapmayacaksın bu işi.
Hele yine öğrencilere 'Aslında ücretsiz seyahati siz hak ediyorsunuz ama diğerlerinden size sıra gelmiyor' demek toplumun çeşitli kesimlerini birbirine düşürmekten başka bir şey değildir.
***
Geçtiğimiz günlerde Yunan medyasından alıntı yaparak bir tatbikatın haberini vermiştik.
Büyük ilgi uyandırdı.
O haber Yunan basınından Birlik Gazetesi tarafından iktibas edilmiş.
Biz de Birlik Gazetesi'nden aldık ve haberin içinde açıkça belirttik.
İki ülke arasında bir gerginlik yaratma çabamız yok.
O haberle ilgili arayanlar oldu.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, GÜNDEM, hem komşular arasında hem de dünyada barışı en çok savunacak gazetedir.
***
Geçtiğimiz hafta sonu yaşamını yitiren Mustafa Kemal Dermenci'nin hikayesini Salı günkü yazımda yazmıştım.
Rahmetlinin yeğeni bana ulaştı.
Felsefe öğretmeniymiş. 'Dayımı çok güzel anlatmışsınız, okurken ağladım. Dayımı öğrencilerime anlatırken onlara sizin yazınızı okudum' dedikten sonra 'Bir küçük düzeltme yapmak isterim' dedi.
Benim kafamda Dermenci ailesinin köy kökenli olduğu gibi bir bilgi kalmış.
'Köylülere saygımız sonsuz ama bir yanlışlığı düzeltmek için söylüyorum, kökenimiz köye dayanmıyor, ailemiz Karanfiloğlu'ndandır' ifadesini kullandı.
'Hafıza-ı beşer nisyan ile mamuldür' derler ya tam da öyle bir şey.
Yine yeğeninin verdiği bir başka bilgi; Mustafa Kemal Dermenci'nin, Atatürk'ün yaverlerinden Şükrü Özer'in yeğeni oluşudur.
Şimdi anlaşıldı tabi 'Mustafa Kemal' adının nereden geldiği'¦
***
Geçtiğimiz günlerde Kapıkule'den Türkiye'ye girişti jandarmanın adeta ikinci bir gümrük kurduğunu yazmıştım, köşemin adı 'G-3' idi.
G-3 halen ordumuzda kullanılan bir tüfek modelidir.
Hatırlayanlar olacaktır, G-3 silahları doğrultulmuş turistler ya da bizim vatandaşlarımız aramalara tabi tutuluyor.
Ne yazık ki, hala böyle olduğu yönünde şikayetler alıyorum.
Yazıktır bu memlekete, hem de ayıp.