Cüneyt Özdemir

Yanlış Anımsıyorsun Melih Hoca...

Cüneyt Özdemir

Konu finansman sorunu değil. O dönem ikimizin de aktif olarak yer aldığı Edirne yerel siyasetinin engellemesi idi. Bu gerçeği herkesin iyi bilmesi ve tarihe doğru bilginin geçmesi gerekiyor.
 Makedonya Kulesi konusunda daha önce de bu konuları anlatan yazılar yazdım. Heyecanımı yansıtan bu yazıyı 2005 Şubat ayında olayların sıcaklığında yazmıştım:

'MAKEDON KULESİ (SAAT KULESİ)
EDİRNE'YE BİR BAŞKA AÇIDAN BAKMAK
Edirne'de bir çoğumuzun hiç önemsemediği, eskilerin saat kulesi olarak hatırladığı Makedon Kulesi Edirne'nin kale içi semtinin adını aldığı kalenin bir burcu. Edirne Tarihinde önemli bir dönemin neredeyse tek en azından en önemli tanığı Kule. Osmanlı dönemindeki devlet otoritesi ve uzun yıllar süren imparatorluk yönetimi önemini yitirmesine neden olmuş kalenin. Ve taşları zaman gelmiş birer birer, zaman gelmiş topluca sökülmüş yerinden. Ama gerisinde anılar ve adlar bırakarak. Kaleiçi, Orta Kapı, Kule Kapı'¦
Ve 50'li yıllarda bazıları kule olarak Selimiye ile yarıştığını iddia etmiş. Üniversite hocaları fetva vermiş: 'kafası vurula'. Ve Saat kulesini saat kulesi yapan üst bölümü yıkılmış. Önce kalesini sonra da saatini kaybetmiş kule.
Yıllar sonra otopark kamulaştırması sonucu etrafında kazı yapılırken kulenin kale duvarlarının temelleri çıkmış ortaya. Birden anımsamış herkes kaleyi, çevresi koruma altına alınmış. Ama hepsi o kadar. 

Şimdi, tam şu anda yepyeni bir olanak var Edirne için. Zengin tarihini ortaya çıkarmak için kısa bir süre, büyük bir fırsat. Makedon Kulesi'nin önünde ve kale surlarının temelleri üzerine kondurulmuş bir yapı kamunun elinde ve kullanılmıyor. Eski Emlakbank şu anda Ziraat Bankasının elinde ve boş. Bir kez daha kullanıma açılırsa belki de kent bir daha bu fırsatı asla bulamayacak.

Kaldı ki yanındaki yapı da kamuya ait. Hazine ve belediye mülkü. Bu yapılar kaldırılabilir, Makedon kulesi ve sur temelleri ortaya çıkarılabilir. Ve kulenin etrafı meydan olarak düzenlenebilir. Herkes için önemli bir sınav olacak. Koruma Kurulu arkeolojik SİT ilan edebilir. Sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları baskı oluşturabilir. Ve bir rüya umulandan da kolay gerçekleşebilir.
Herkes görev başına. Kurumlar, kuruluşlar, hazine, belediye için Edirne ve tarih mi önemli, yoksa günlük çıkarlar mı? Bunu kanıtlamak için belki de tek bir fırsatımız ve kısa bir süremiz var.'
Ve son satırlarda sorduğum sorunun yanıtı '˜günlük çıkarlarımız önemli' olarak geldi. Mart 2016'da Gündem Gazetesi ve www.namikkemaldoleneken.com 'da yayınlanan 'KADIN SEVDALILARI, KENT SEVDALILARI ve MAKEDON KULESİ...' yazımda ilgili bölüm şöyle idi:
'Türkiye'nin dört bir yanını geziyorum. Her köşesi ayrı bir değer. Yaşadıkları yer için zaman harcayan, emek veren insanlar tanıyorum. Bunların çoğu gösterişsiz, abartısız yapıyorlar işlerini. Bir de bu konuları geçim konusu yapanlar var.
Kadını '˜sevdikleri' gibi seviyorlar kentlerini; ya benimsin, ya katlederim diye. Çıkarları, egoları, hedefleri için sevdalı oldukları kentleri hançerlerken hiç duraksamıyorlar.
On yıl kadar önce Edirne'de yaşadığımız bir olay var. Makedon Kulesi çevresinin açılması fikir projesini ortaya koyduğumuz günler. Emlakbank kapanmış bugün Ziraat Bankası olarak kullanılan binası boş. Yanındaki yapının zemin katı Milli Emlak üst katlar belediye mülkü. Bu iki yapının kaldırılması, hatta olanaklar elverirse çevredeki diğer yapıların da alınıp kule çevresinin bir kent meydanı gibi düzenlenmesi de düşünülüyor.
Bu çapta bir projenin gerçekleşebilmesi için kamuoyu desteği şart. Öncelikle kurumlar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarını ziyaret edip projeyi anlattık. Umduğumuzun üstünde bir ilgi ile karşılandı proje, heyecan dalga dalga yükseldi. Dönemin Valisi Nusret Miroğlu'da projeye açık destek vermeye başladı.
Sıra projeye Ankara'nın desteğini sağlamaya gelmişti. Dönemin Maliye Bakanı Unakıtan Edirne'ye  geldiğinde Belediye Başkanı Sedefçi Bakan'a konuyu yerinde anlattı ve destek istedi. Emlakbank tasfiye edildiği için TMSF yetkili idi, ayrıca bir yapının da zemin katı onlara aitti. Bakan hiç tereddütsüz olur dedi ve ilgilileri oradan arayarak çözülmesi için talimat verdi. Hatta o sırada Unakıtan'ın yanında bulunan eşi de alkışlarla destek verdi konuya ve bu görüntüler medyada yer buldu.
Bahar havasını pekiştiren bir başka haber de Ankara'nın zirvelerinden geldi. Miroğlu ve Sedefçi Kırkpınar daveti için Ankara'ya gittiğinde görüştükleri yetkililere de konuyu anlatarak destek istemişlerdi. En çarpıcı destek ise Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan'dan gelmişti: '˜Bu konu çok önemli Nusret Abi, gerekirse yasal düzenleme yapalım' demişti. Vali Miroğlu ile Başbakanın eskiye dayalı hukukları vardı elbette, ancak projenin tutarlılığı onu da etkilemişti. Nitekim bugün tamamlanmak üzere olan Karaağaç Köprüsü talebine; en az otuz milyon gerekli size o kaynağı ayıramayız diye hayır demişti Başbakan.
Neredeyse zafer kutlaması yapacak durumdaydık, kısa sürede muhteşem bir noktaya gelmiştik. Emlakbank binasını karşılıksız almak yasal olarak olanaksızdı. Hemen ona da formül ürettik; Saraçlar Caddesinde bulunan Özel İdare İşhanı ile Emlakbank binası takas edilecek ve böylece belediye ve Valilik yapıları hemen yıkabilecekti. İşlemler başlatıldı, artık bir engel çıkacağını da düşünen pek kalmamıştı.
Ancak bilmediğimiz bir şey vardı. Özel İdare İş hanını satışa çıkarmaya karar vermişti ve onu alma hesapları yapanlar vardı. Ve o kişilerin bir bölümü yerel siyasette etkiliydi. Binaların takası konusu İl Genel Meclisine geldi ve tartışıldı. Sonuç tam bir sürprizdi, bir oy farkla takas işlemi reddedilmişti.
Kısa bir süre sonra Emlakbank binası Ziraat Bankası oldu, Özel İdare İşhanı satıldı... Ve bu proje de tarihin derinlerinde kayboldu gitti. Bu anlattıklarının Edirne sevdasıyla ne ilgisi var diye soruyorsunuz orasını ben bilemem, istediğinizi düşünmek size kalmış.' 
Yazı yazmayı bunun için önemsiyorum. Tarihin belleklerimizde yanılgılar yumağı haline gelmesini önlemenin başka yolu yok.

Yazarın Diğer Yazıları