Vatandaşa kim sahip çıkacak?
Cüneyt Özdemir
O zaman hükümet de iyi niyetli olarak elektrik, su ve doğalgaz abonelerinde sayaç okumayı kaldırdı.
Sayaç
okumaya ara verilmesinin nedenleri şöyleydi; sayaç okumada çalışanları salgına
karşı korumak ve de bu işçilerden salgına yakalanan varsa virüsü daha fazla
yaymalarını önlemek.
Vatandaş
açısından sayaç okumaya ara verilmesinin nedeni; geçtiğimiz iki yılın
fiyatlarıyla ve tüketim ortalamasıyla tüketiciyi korumak.
Çünkü her
şeye zam gelmişti, bu salgın ortamında sağlık açısından çaresiz olan insanlar
bir de zamlı yüksek faturalar ödemesin.
Edirne
için konuşacak olursak; Edirne Belediyesi'nin su faturalarında bazı sıkıntılar
yaşanmasına rağmen başvurulması halinde bu sorunlar çözüldü.
Yine
GAZDAŞ açısından bazı sorunlar yaşansa da şirket yetkilileri çözümden yana
oldular.
Ama iş
elektriğe gelince TREPAŞ bu yaşadığımız salgın ve olağanüstü durumu fırsata
çevirdi.
TREPAŞ'ın
faturaları nedeniyle şikayetler dinmek bilmiyor.
Faturada
yüksek rakamı görev vatandaş itiraz ediyor ama nafile.
İtirazların
çoğu reddediliyor.
Birkaç
avukat arkadaşım Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'na (EPDK) itiraz etmişler ama
onların dilekçeler de ilgili kuruma yani TREPAŞ'a havale edilmiş.
Yukarıda
da yazdım TREPAŞ bunu fırsata çevirmiş.
Yüksek
faturalarla karşılaşan vatandaş ise yalnız bırakılmış.
Türkiye'deki
ana muhalefet partisinin Edirne'deki temsilcileri vatandaşın yanında yok.
İttifaktaki
İYİ Parti yok.
SOL Parti
bir açıklama yapmış, 'Bu kurumları kamulaştırın' demiş, dinleyen yok.
TREPAŞ
bürosunun önünde uzun itiraz kuyrukları oluşuyor, giden bir politikacı yok.
Malum
CHP'de kurultay var, İYİ Parti de il kongresini yeni bitirdi.
Yani
meşguller, vatandaşın derdiyle ilgilenecek zaman yok.
Tüketiciyi
koruma ve kollama amacıyla kurulmuş olan sivil toplum kuruluşlarından da ses
yok.
Ezcümle;
vatandaş yalnız.
Vatandaş
tek başına.
Vatandaş
çaresiz.
O yalnız,
tek başına, çaresiz bırakılan vatandaşın yerinde olsam, seçim günü bana oy
istemeye gelenlerin suratına bile bakmazdım.
***
Dikkatli
okuyucularımız fark etmiştir; son zamanlarda Edirne Toplu Ulaşım Sistemi (ETUS)
ile ilgili pek bir şey yazmıyorum.
Yazmaktan
bıktım, onların düzeleceği yok, belediyenin onları denetleyeceği yok.
Meslektaşımız
Nihal Özocak, kent içi ulaşım konusunda bir sorun yaşamış.
Gece bana
anlattı, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'a yazmış.
Ben de
meslektaşımızın yaşadığı bu rezaleti sosyal medya hesabımda paylaştım.
22 Temmuz
gecesi yaşanan rezaleti burada da özetleyecek olursam.
Meslektaşımız
22.57'de Bankalar durağına geliyor, yeni yerleşim bölgesindeki evine gidecek.
00.45'e
kadar bekliyor ama minibüs yok.
Bir
taksiye atlayıp evine gidiyor.
Başkan
Gürkan da kendisine yazılan şikayet mesajını ertesi gün görüyor, cevap veriyor,
özür diliyor ve konuyu araştıracağını söylüyor.
Başkanın
bu duyarlı davranışına ancak teşekkür edilebilir.
Fakat
devamı var, lütfen Gürkan da bu satırları okusun.
Bakın
neler dönüyor?
Belediyenin
Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü'nden bir görevli telefonla arayıp meslektaşımızla
görüşmek istiyor.
Telefona
ben çıkıyorum, Nihal'in telefonunu veriyorum.
Sonra
gazetecilik merakıyla neler söylediklerini soruyorum.
Görevlinin
meslektaşımıza verdiği 'Pandemi nedeniyle belli saatten sonra sefer yapılmıyor'
bilgisi yanlış.
Üşenmedim
internette araştırdım.
Arkadaşımızın
gideceği 2B hattında pandeminin en yoğun olduğu, her tarafın kapalı olduğu
zamanlarda 07.00 '“ 19.00 saatleri arasında yarım saatte bir karşılıklı seferler
yapılacak. 19.00'dan sonra 24.00'e kadar saatte bir sefer yapılacağı yönünde
karar alınmış.
Üstelik o
dönem 1 Haziran'da bitti.
Kaldı ki,
öyle bile olsa saat başı seferleri nedeniyle gece 23.00 ve 24.00'te araba o
duraktan geçecek.
Peki
belediyenin görevlisi neden böyle yanlış bilgi veriyor?
Vatandaşa
yanlış bilgi vererek kimi koruyor, kimi kolluyor?
İşte
orasını söz verdiği üzere Başkan Gürkan bulacak.
***
Yazılarımda
ve GÜNDEM'in haberlerinde de değindiğimiz üzere, Bulgaristan'ın, elinde 72
saatten eski olmayan Covid-19 negatif test sonucu bulunan Bulgar vatandaşlarına
karantina uygulamayacağını açıklaması Edirne esnafını umutlandırdı.
Ama
testlerin ucuz ve Edirne Sultan Birinci Murat Devlet Hastane tarafından
yapılanı ucuz fakat teslim sonucu uzun.
Yani adam
örneği bugün verecek, yarın alacak.
Günübirlikçi
turiste uymadı.
Bakıyoruz,
Sağlık Bakanlığı Kapıkule'ye de böyle bir test merkezi açmış.
Düşünüyorum
da akla, mantığa uygun bir şey değil.
Adam
Edirne'ye gelmiş, alışveriş yapmış memleketine dönüyor.
Kapıkule'de
test yaptıracak.
Peki
sonucu ne zamana alacak; ertesi gün.
Adam,
elinde test sonucu olmadan Bulgaristan'a nasıl girecek?
İşte onun
cevabı yok.
Şu
Edirne'yi düşünen yok.
Kardeşim,
yapın şuraya 5-10 dakika içinde sonuç veren bir test laboratuvarı.
Turist
gelsin, esnaf para kazansın.
Olmaz
değil mi?
Neden?