Cüneyt Özdemir

Var mısın beyana?

Cüneyt Özdemir

Kanun 19 Nisan 1990 tarihinde kabul edilmiş, 4 Mayıs 1990 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak da yürürlüğe girmiş.

Kanunun amacı 1'inci maddede şöyle açıklanmış: 'Bu Kanunun amacı, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele cümlesinden olarak; bu Kanunda sayılanların mal bildiriminde bulunmalarını, bildirimlerin yenilenmesini, mal edilmelerin denetimiyle, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma halinde uygulanacak hükümleri, bu Kanunda belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemektir.'

Devlet 'mal beyanı' mekanizmasını işleterek rüşvet ve yolsuzlukla mücadele ediyor.

Mekanizma çok basit işliyor.

Mal beyanı zorunluluğu olan bir göreve seçildiniz veya atandınız; mal beyanınızı veriyorsunuz sonra o görevde kaldığınız sürece sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda bu beyanı yeniliyorsunuz.

Ayrıca da görevden ayrılırken yine mal beyanında bulunuyorsunuz.

Devlet mal beyanları arasındaki farka bakıyor.

Mal varlığında bir yükseliş var ve bu ahlaki bir yolla elde edilmemişse ya da izah edilemiyorsa bunun cezası var.

Mal varlığı artışını gizleyene de ceza var.

Ayrıca mal beyanı kesinlikle gizlidir, mal beyanını alan makam bunu hiçbir şekilde açıklamaz.

Şimdi bu kadar şeyi neden anlattım?

Belediye başkanlığı da göreve gelinmesi halinde mal beyanına tabi yerler.

Politikada klasik yöntemdir; belediye başkanları çoğu zaman ilgili makamlara verdikleri mal beyanını basına da dağıtırlar.

Geçmişte çok örneği var ama en yakındaki ve en bilineni Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'dır.

Üstelik Gürkan 2014 seçimleri öncesinde mal beyanını açıklarken bir de çağrıda bulunmuştur.

'Kişiler ya da adaylar sadece kendilerinin mal beyanlarını açıklamasınlar, yakınlarının (eşinin, çocuklarının) mal beyanlarını da açıklasınlar' demişti.

Doğrusu da bu.

Bakın 27 Mart 2014 tarihli Hudut Gazetesi'nde ne diyor Recep Gürkan?

'Siyaset bir geçinme aracı değildir, siyaset bir zenginleşme aracı değildir ama bu sadece kendiniz için geçerli olmaz. Siyasette ne siz zenginleşeceksiniz ne aile bireyleriniz ne de yakınlarınız. Biz siyaseti böyle anlıyoruz. Bu yüzden ben sadece kendimin değil, eşimin üzerine kayıtlı olanlarında, kızımın üzerine kayıtlı olanları da, oğlum 14 yaşında onunkileri de hepsini açıklıyorum. Bütün adaylara buradan çağrı yapıyorum. Herkes, kendinin, eşinin, çocuklarını nesi var nesi yok görsün.'

Ben de şimdi burada başka Gürkan olmak üzere bütün adaylara çağrı yapıyorum; lütfen mal varlıklarınızı kamuoyuna açıklayın!

Gözümüz yok, mal varlığınızın bilinmesinin bir sakıncası da yok.

Ama kamuoyu veya seçmen bilsin; kimin nesi var?

Gürkan 5 yıldır belediye başkanlığı görevinde.

2014 yılında mal beyanında bulunmuştu.

Şimdi görelim o günle bugün arasındaki farkı.

Zenginleşti mi? Fakirleşti mi?

Bağımsız Türkiye Partisi adayı Hamdi Sedefçi, 20 yıl belediye başkanlığı yaptı.

O zaman mal beyanında bulundu.

Bakalım o zamandan bugüne değişen ne olmuş?

Eğer belediye başkanı seçilirse bugün kendisinin mal varlığınızı bilmiş olacağız, ayrılırken de mal varlığına baktığımızda artışı / azalmayı görelim, ona göre değerlendirelim.

AK Parti adayı Koray Uymaz'ın mal varlığını görelim.

Yine seçilmesi halinde görevi bırakırken mal varlığının ne durumda olduğunu görür değerlendirmeyi ona göre yaparız.

Çağrım bütün adaylara!

Hem de sadece kendinizin mal varlığınızı değil bütün yakınlarınınız mal varlığını açıklayın!

Bir şey kaybetmezsiniz'¦

***

Her ölüm biraz erkendir, her ölenin yakınlarına bıraktığı bir acı vardır.

Bugünlerde peş peşe ölüm haberleri aldım.

Önce meslektaşımız, meslek büyüğümüz Tekirdağ Hayrabolulu gazeteci Şerif Baysalan'ın ölümü üzdü beni.

Onun adını ilk önce 70'li yıllarda Hürriyet Gazetesi'nin Trakya sayfasındaki haberlerinde görmüştüm.

Tahir Mayda, Vahit İşbaşaran, Seyit Süren ve adını şimdi hatırlayamadığım o dönem Trakyalı gazeteci abilerimiz gibi.

80'li yılların sonunda Edirne'de çalışmaya başlayınca şahsen tanıştım Şerif Abi'yle.

Tanıştık ve 30 yıldır dosttuk, abi-kardeştik.

Bizim meslekte her meslektaşla 30 yıl dost kalmaz zordur.

Ama biz Şerif Abi'yle dost kalabildik, keşke bu dostluğumuz daha uzun yıllar sürseydi.

Mekanın cennet olsun Şerif Abi'¦

Önceki akşam sosyal medyadaki paylaşımlara bakarken birden bire Engin Tuncer'in fotoğrafını gördüm.

Altında yazılanlara inanamadım.

Engin Abi'yi kaybetmişiz.

Bir dönem Trakya Birlik'te çalıştıktan sonra Trakya Üniversitesi'ne geçmişti.

Yazı ve sosyal medya paylaşımlarımın sıkı takipçisiydi.

Zaman zaman Edirne'nin mimarisi olmak üzere bütün sorunları üzerinde fikir alışverişinde bulunurduk.

Ve sonsuza uçup gitmiş Engin Abi'¦

Sevenlerine sabır diliyorum.

Mekanı cennet olsun onun da.

***

İletişim Fakültesi'nden sınıf arkadaşım Şeyda Taluk'un'101 Tavsiye - Seçim Nasıl Kazanılır?' adlı kitabını sipariş etmiştim.

Dün elime geçti, hızla bir göz attım.

Seçim iletişimi konusunda araştırmaları olan ve konunun uzmanı olan Şeyda güzel bir iş çıkarmış.

Kitabı, Kırmızı Kedi Yayınevi basmış.

Okudukça oradan bu köşeye aktaracağım konular olacak elbette.

Eline sağlık Şeyda!

 

Yazarın Diğer Yazıları