UNESCO, Balgat'a mı taşınmış?
Cüneyt Özdemir
'UNESCO, Balgat'a taşındı'
İnternetten haberin ayrıntılarına ulaştım.
Fransa'nın başkenti Paris'te Birleşmiş Milletler Eğitim,
Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) verdiği iddia edilen ödüllerin UNESCO'yla
bir ilgili yokmuş.
Hatta o törende ödül alan belediyelere UNESCO, 'O ödülleri
biz vermedik' yolunda ifadelerin olduğu mektuplar yazılmış; 'nasıl yani' der
gibi olduğunuzu duyuyorum.
'16 Ocak tarihinde Paris'te UNESCO'ya ait olduğu bildirilen
bir binada düzenlenen törenden sonra bazı belediye başkanları (UNESCO'dan ödül
aldıklarını) açıklasa da belediyeleri bu ödüllere merkezi Ankara'nın Balgat
semtinde bulunan '˜Kent Araştırmaları Enstitüsü'nün '˜layık gördüğü' öğrenildi'
deniyor haberde.
Gazete, UNESCO Türkiye Ofisi yetkilisine ulaşmış, ilgililer
'UNESCO'nun belediyelere bu nitelikte bir ödül vermediğini' bildirmişler.
Yukarıda da yazdım; UNESCO, ödül aldıklarını açıklayan
belediyelere bir uyarı yazısı göndererek, kendisinin vermediği ödüller için
belediyelerin UNESCO ismini kullanmamasını istediği belirtiliyor.
'İdeal Kent Ödülü' Kent Araştırmaları Enstitüsü tarafından
veriliyor, ofisi Ankara Balgat'ta.
Ama ödüle öyle bir hava verilmiş, öyle bir algı yaratılmış
ki, aslında ödülü UNESCO veriyor.
Hatta daha inandırıcı olsun diye ödül töreni Paris'te,
UNESCO'nun binasında yapılıyor.
Organizasyonu kim yapıyor?
Adamor Araştırma ve Danışmanlık şirketi, peki onun ofisi
nerede?
Tabii ki ödülü veren '˜enstitü' ile aynı adreste.
Bütün bunları okurken Edirne Belediye Başkanı Recep
Gürkan'ın da aynı tarihte UNESCO'nun binasında 'bir anlamda UNESCO ödülü'
aldığını hatırlıyorum.
Meğer bizim başkana da UNESCO, bir türlü kapanmayan Selimiye
çukuru ve kimseye danışmadan restore ettirdiği ancak şimdi nikah salonu olarak
kullanılamayan elektrik fabrikası projesiyle ilgili ödül vermiş.
Malum 'enstitü' böyle bir ödül icat etmiş, 'Size UNESCO
binasında ödül vereceğiz, herkes bu ödülleri UNESCO tarafından verileceğini
zannedecek' demiş, belli.
Ne parlak fikir?
Sonra o malum 'organizasyon şirketi' devreye girmiş ve
'ödül, ağırlama, yol, otel masrafları için şu kadar para isterim' demiş.
Paris'e gittiniz, aldığınız o 'çakma' ödül, yediğiniz,
içtiğiniz sizin olsun ama gördüklerinizi anlatın.
UNESCO'dan bir yetkili geldi elinizi sıktı mı, 'Selimiye
önündeki çukuru başarılı bir şekilde bunca zamandır açık tuttuğunuz için sizi
tebrik ederim' dedi mi?
Hadi bu sorulardan vazgeçtim; Edirne Belediyesi bu Adamor'a
ve enstitüye ne kadar para ödedi?
Edirne'ye vereceğiniz bu cevap yeter de artar bile'¦
***
Salı günü GÜNDEM'de yer alan bir haberde ETUS'un 16 milyon
liralının buhar olduğu iddiaları, inceleme yapan bilirkişi ve vergi
müfettişinin raporuna dayanarak okuyuculara duyuruldu.
Kısaca ETUS olarak adlandırdığımız sistemin / kooperatifin
başkanı Hakan Giyik dün bu iddialara cevap vermek için basın toplantısı
düzenledi.
Basın toplantısının videosunu başından sonuna izledim.
Bırakın '˜parmak sallama'yı, başından sonuna '˜yumruk
sallanan' bir basın toplantısı olmuş.
Adam toplantı boyunca masayı yumrukluyor, tehditler
savuruyor, bağırıyor, çağırıyor.
Ve hiçbir gazeteci kardeşimiz 'biz burada masa yumruklama
şovu izlemeye gelmedik' demiyor.
Yetmiyor, bazıları Giyik'in toplantısını naklen yayınlıyor.
Hani bunlar her dakika haber peşinde koşan kişiler değil.
Galiba maksat 'Hakan Giyik'in balyoz gibi yumruğu Murat
Savaş'ın, Bülent Ayan'ın kafasına nasıl indi' manzarasını göstermek.
GÜNDEM ve Hudut gazetelerine Hakan Giyik'in açtığı davaları
halkın gözüne sokmak, insanların ETUS karşısındaki çaresizliğini bir kez daha
tescil ettirmek istenmiş galiba.
Kaldı ki, 'dava açtık' dediği gazete ve gazeteciler için
önce şikayette bulunması lazım, dava sonraki iş.
Oradaki arkadaşlarımız 'şikayet' ile 'dava açma' işini
karıştırmışlar sanırım, hiçbir itiraz yok çünkü.
Bence Hakan Giyik, Edirne'deki bazı basın kuruluşlarına bir
kalemde 25 bin lira paraları neden ödemiştir, onun izahını yapmalıdır.
Giyik, kendisini savunurken 26.04.2019 tarihli bilirkişi
raporundan bahsediyor.
Kimse de 'başka rapor yok mu, bu haberi yapar ağabeylerimiz,
meslek büyüklerimiz böyle önemli bir konuda belgesiz yazmazlar' demiyor.
Neyse, bugün GÜNDEM'de yayınlanan 18.09.2019 tarihli
bilirkişi raporunu okuyun.
Meslek yaşamınızda lazım olur böyle şeyler'¦