Umutları Dolu Vurdu
Cüneyt Özdemir
Bazıları kıyamet alameti diyordu bu olay için. Bizler küresel ısınma olduğunu savunuyorduk. Bir sene geçti, yıl 2019 oldu ilkbahar mevsimi yaz gibiydi. Yaz geldi, dolu ve aşırı yağışlar yine bizi yanılttı. Yaz artık eskisi gibi yaz değildi son yıllarda. Tabiri caizse hasada beş kala biz çiftçileri ters köşe yapıyordu. Şimdi birçoğunuz diyebilirsiniz 'Sana ne oluyor Cüneyt kardeş?' Ben de İtalya'da biyolojik tarım yapan bir çiftçiyim ve yaşadığım bölge sanki kaderin bir oyunu gibi meteorolojik açıdan doğup büyüdüğüm şehir olan Edirne gibi. Burada yağmur varsa bakıyorum Edirne'de de var, burada dolu yapmışsa Edirne'de de dolu var. Bu sebeple aynı kaderi paylaşıyorum şehrimin çiftçileri ile. Son dört gündür yağan yağmurlardan dolayı her yer berbat bir durumda Romagna Bölgesi'nde. İlk üç gün öğlen saatlerinde bir saate yakın sert bir yağış, son iki gün ise akşam saatlerinde dolu sertliğinde fırtına ile birlikte tüm ekin, arpa, domates, patlıcan vs ne varsa hepsini yere yatıran bir hava. Son yılları bu sene telafi ederiz dilekleri ile ekip biçen tüm herkes bu senede hava şartlarının azizliğine uğruyor. Covid-19 virüsü tüm dünyayı sallarken 'bir umut toprak' diyenler, ümitlerini topraktan da kesmek üzereler.
Çiftçi
ağlarsa kim güler ki? Toprak veriyor vermesine de eskisi gibi değil sanki
verim. Her geçen yıl düşüyor gözlerdeki mutluluk. Bir yandan artan gider
tablosu diğer yandan hava koşulları ile kaybedilen mahsul, insanda ağız tadı
bırakmıyor. Toprak ile uğraşan insan, içten gelen bir tutku ile çalışır. Herkes
para kazanabilir ama topraktan para kazanmanın tadı bambaşkadır; üreten,
yetiştiren bilir tadını. 'Sabır' diyoruz son yıllarda ama bir çözümü olmalı bu
işin. Mesela savaşlara harcanan paraların milyonda biri küresel ısınma, iklim
değişiklikleri üzerine harcansa belki de çok daha fazla üretip çok daha ucuza
yiyeceğiz. Hükümetler üreten insanların vergilendirmesini biraz daha hafifletse
ne olur sanki? Sonuçta herkes çalışıyor ve çalışmalarının sebebi evlerine bir
parça ekmek götürebilmek. Ben üretemezsem, sen üç katı çalışsan bile benim
elimde ürün olmazsa sen neyi yersin bir düşünsene? Ben biraz nefes alsam, sana
üç katı fazlasını aldırmaz mıyım sanıyorsun? Çiftçi üretmezse, ekonomi durur
hatta kilitlenir. Taş mı yenir yoksa ot mu, yoksa yukarılara yukarlara giden
apartmanlar, taş duvarlar mı?
Atatürk'ün
sözünü unutmamak lazım, 'Köylü milletin efendisidir' derken, üreten insan
milletin efendisidir diyor aslında. Çünkü biliyordu ki insanın var oluşundaki
temel ihtiyaç yemek ve içmekti, ne lüks arabalara binmek ne de yüksek yüksek
apartmanların balkonlarında çay keyfi yapmak. Bizler sabırla üretmeye devam
edeceğiz. Yapmamız gerekeni yapıp gerisini yüce yaradana bırakacağız. Belki
insanlığa bir cezadır bu yaşananlar. Belki de hep birlikte dersler çıkarma
zamanıdır. Hem üreten olarak hem de tüketen. Bir yanlışlık var son zamanlarda;
yaradan kusursuzsa şüphesiz hata kimde sizce? Bizlerde değil mi?
Evet, evet
galiba hata bizlerde'¦