Üç Kitap
Cüneyt Özdemir
Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Milli Mücadele'yi yürütenler, İstanbul'un düşman orduları tarafından işgal edilmesinden ve son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin dağıtılmasından sonra milleti temsil edecek bir meclisin Ankara'da toplanmasına karar verirler. Her vilayetten seçilecek beş mebus ile İstanbul'daki son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nde tutuklanıp Malta'ya sürülmüş ve daha sonra serbest bırakılmış mebuslardan oluşacak bu meclisin 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da toplanması kararlaştırılır. Bütün bu çalışmalar, daha önce Sivas'ta toplanan Kongre'nin seçtiği on altı kişiden oluşan Heyet-i Temsiliye tarafından yürütülür.
21 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal, Paşa Heyet-i
Temsiliye adına bir tamim (duyuru) yayımlar. Bu duyuruda meclisin nasıl
açılacağını ve Milli Mücadele'nin nasıl yürütüleceğini anlatır. Nitekim meclis,
bu duyurudaki esaslara uygun olarak 23 Nisan 1920 tarihinde açılır. 23 Nisan
1921 tarihinde meclisin açılışının birinci yıl dönümünde verilen bir önergeyle
23 Nisan'ın Milli Hâkimiyet Bayramı olarak kabul edilmesi istenir. Tartışmalı
bir oturumun sonunda önerge kabul edilir ve o tarihten itibaren meclisin
kuruluş günü, 23 Nisan Milli Hâkimiyet Bayramı olarak kutlanır. 1929'da Çocuk
Esirgeme Kurumu'nun Çocuk Bayramı ile birleşir. Bayram, 1981 tarihinden beri
ise Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya devam eder.
Millî Mücadele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin
temellerinden biridir. Millî Mücadele, zaferle sonuçlandıktan sonradır ki o
mücadeleyi yürütenler, Türkiye'nin zengin tarihsel birikiminden yararlanarak
yeni bir devlet kurmuş ve ona çağdaş bir görünüm kazandırmışlardır. Millî
Mücadele'yi, Birinci Büyük Millet Meclisi yürütmüş ve onu zaferle
taçlandırmıştır. Bu durumda meclisin açılış yöntemini, amacını ve içinde
bulunduğu havayı, birinci elden kaynaklara dayalı olarak öğrenmek, hem o büyük
olayı doğru anlamak, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin köklerini yakından
görmek demektir.
23 Nisan'ı anlatan pek çok şiir, deneme ve araştırma eseri
yazılmıştır. Her yıl okullarda ve meydanlarda düzenlenen çeşitli tören ve
etkinliklerde müzik eşliğinde bunlar okunur, rengârenk elbiseler giymiş
çocuklar bulundukları ortamı neşe ve sevince boğarlar. Ben bunlardan sadece bir
tanesinden, bu ölüm kalım mücadelesinin öncülerinden biri olan Mustafa Kemal'in
kaleminden çıkmış bir metinden söz edeceğim. Sivas Kongresi'nin sonunda 11
Eylül 1919'da, 16 kişiden oluşan bir Heyet-i Temsiliye seçilir. Bu heyetin
Ankara'ya geldikten sonra hem cephelerde, hem Ankara'da bir dizi mücadeleler
yürüttükten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına karar verdiğini
az yukarıda söylemiştik. Bunun üzerine 21 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal
Paşa, bütün vilâyetlere Heyet-i Temsiliye adına altı maddelik bir tamim/
bildiri gönderir ve iki gün sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin
açılacağını duyurur: Heyet-i Temsiliye'nin Duyurusu
1) Nisanın yirmi üçüncü Cuma günü, Cuma namazından sonra
Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.
2) Vatanın istiklali, yüce hilafet makamı ve saltanatın
kurtulması gibi en mühim hayat vazifelerini yerine getirecek olan Büyük Millet
Meclisi'nin açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle anılan günün bereketinden
istifade (edilecektir). Meclisin açılmasından önce bütün şerefli mebus
hazretleriyle Hacı Bayram Camii Şerîfi'nde Cuma namazı kılınarak Kur'an'ın ve
namazın nurlarından feyiz alınacaktır. Namazdan sonra (peygamberimizin) kutlu
sakalı ve şerefli bayrağı elde taşınarak hususi daireye gidilecektir. Hususi
daireye girmeden evvel bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. İşbu merasimde
cami-i şerîften başlayıp hususi daireye kadar kolordu kumandanlığınca asker
kıt'alarıyla özel düzen sağlanacaktır.
3) Anılan günün kutsallığını arttırmak için bugünden
itibaren vilayet merkezinde vali beyefendi hazretlerinin
tertibiyle/düzenlemesiyle hatim ve Buhârî-i Şerîf okunmasına başlanacak ve
hatmin son kısımları, uğurlu sayılarak Cuma namazından sonra hususi daire
önünde tamamlanacaktır.
4) Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı suretle
bugünden itibaren Buhârî ve hatimler okunarak Cuma günü ezandan evvel
minberlerde salavât-ı şerîfe okunacak(tır). Hutbe esnasında milletin bütün
fertleri bir an evvel kurtuluşa ve saadete ulaşmaları duası okunacak ve Cuma
namazının kılınmasından sonra da hatim tamamlanarak vatanın bütün kısımlarının
kurtulması maksadıyla milletin çalışmasının önem ve kutsallığı (anlatılacaktır).
Milletin her ferdinin kendi vekillerinden meydana gelen Büyük Millet
Meclisi'nin vereceği vatan vazifelerini yerine getirmeye mecbur olduğu hakkında
vaazlar verilecektir. Daha sonra din ve devletimizin, vatan ve milletimizin
kurtulması, güvenliği ve istiklali için dua edilecektir. Bu din ve vatan
merasiminin yerine getirilmesinden ve camilerden çıktıktan sonra Osmanlı
beldelerinin her tarafından hükümet makamına gelinerek Meclis'in açılmasından
dolayı resmen tebrikler edilecektir. Her tarafta Cuma namazından evvel münasip
surette Mevlid-i Şerîf okunacaktır.
5) İşbu tebliğin/bildirinin neşir ve tamimi için her
vasıtaya müracaat olunacak ve süratle en ücra köylere, en küçük asker
kıt'alarına, memleketin bütün teşkilat ve kurumlarına ulaştırılması temin edilecektir.
Ayrıca büyük levhalar halinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde
basılıp çoğaltılacak ve parasız dağıtılacaktır.
6) Cenâb-ı Hak'tan/Allah'tan tam başarı (vermesi için)
yalvarılır.
Heyet-i Temsiliye Nâmına Mustafa Kemal
Meclisin ikinci oturumunda hâkimiyetin kayıtsız şartsız
millete ait olduğuna dair karar verilir ve 29 Ekim 1923'te ilan edilecek
cumhuriyetle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kıyamete kadar devam edecek rejimi
belirlenir. Mustafa Kemal Paşa, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızın kökü
olan bu duyurusunda, Kur'an, Buhari ve Mevlit olmak üzere üç kitabın adını
zikrediyor ve onların maneviyatından faydalanmamızı istiyor. Bu yıl, 23 Nisan'ı
kutlamak için düzenlenen toplantılarda ve çeşitli etkinliklerde yapılan
konuşmalarda bu kitapların adlarının anıldığına, bir atıf veya gönderme
yapıldığına ben rastlayamadım. Acaba kaçırdım mı?