Türkçenin Ses Bayrağı
Cüneyt Özdemir
Bunun sebebi, şölendeki sanat, edebiyat ve estetik hava ile Edirne'nin tarihi, mimarisi ve müziğinin uyum halinde birleşmesidir. Merkezi Ankara'da bulunan Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği Türkçenin 13. Uluslararası Şiir Şöleni, geçen hafta (13 '“ 16 Kasım 2019) 30 ülkeden 80 şairin katılımıyla şehrimizde gerçekleştirildi. Şölenin, en güzel eseri Edirne'de bulunan Koca Mimar Sinan'ın Aziz Hatırası'na adanması ona ayrı bir güzellik ve derinlik kattı.
Program, Trakya Üniversitesi Rektörlüğü'nün ev sahipliğinde
Devlet Konservetuvarı Salonu'nda başladı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet
Hamdi Zafer'in açış konuşmasından sonra, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı
Prof. Dr. Musa Arıcan, şiir okuma programlarında pek alışık olmadığımız şiir
ile felsefe arasındaki ilişkiye dokunan bir güzel konuşma yaptı. Türk dili ve
edebiyatı, tarihin derinliklerine doğru uzanan köklü ve zengin bir
edebiyattır. Türkler, sözlü edebiyat
eserlerinin yanında, sekizinci yüzyıldan itibaren modern zamanlara gelinceye
dek sayılamayacak kadar çok sanat eserleri ortaya koymuşlardır. Onların adlarını, konularını ve içeriklerini
edebiyat tarihleri ile sanat tarihlerimizde görmek mümkündür. Ancak kabul
etmeliyiz ki onların bir bakıma felsefesi diyebileceğimiz sanat nedir? Edebiyat
nedir? Estetik nedir? Bunların birey, aile ve toplum hayatında bir görevi var
mıdır? Varsa nedir?... gibi sanatın
kuramsal ve felsefe yönlerini ele alan kitaplarımız azdır. Musa Arıcan'ın
konuşması bu tür kuramsal noktaları, bizim dünya görüşümüz açısından ele alan bir
konuşmaydı. Çok eskilerden, eski Yunan filozoflarından başladı, konuşmasının
sonlarına doğru Farabi, İbni Sina ve diğer köklerimizden kısaca bahsetti.
Türkiye Yazarlar Birliği'nin Onursal Başkanı Mehmet Doğan'ın
konuşması da Musa Arıcan'ın anlattıklarının bir bakıma devamı gibiydi.
Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Rıdvan Canım, konuşmasında bir bakıma Edirne'nin yüzyıllar boyunca süren
şiir macerasını anlattı.
Bu konuşmalardan sonra şairlerin şiirlerini okumalarına
geçildi. Türk dünyasının her ülkesinden gelen şair, kendi lehçe, şive ve
ağzıyla şiirlerini okudu.
İşte bir örnek:
Beraber olalım!
Bozkır, orman ve dağlarda
Geçmişlerde var izimiz.
Kalsak da biz uzaklarda
Değişik olsun yüzümüz
Ortak bizim dilimiz
Beraber olup bir olalım!
Ayrılmışı ayı tutar
Bölünmüşü kurt kovalar
Akrabayı unutanlar
Bağrında boşluk duyar,
Var olup beraber olalım!
('¦)
Halisya Yangirova, Başkurdistan
Program, Gümülcine ve Kırcaali'de devam etti. Oralardaki
şölenlere katılamadım. Edirne'deki programlarda dinleyebildiğim ve aralardaki
konuşmalardan edindiğim kanaate göre okunan 80 civarında şiir, içerik
bakımından kabaca iki kümeye ayrılabilir: 1) Türklerin birbirlerine
yakınlaşmasını, dayanışmasını, giderek birleşmesini isteyen şiirler'¦ Halisya
Yangirova'nın şiiri buna örnektir. 2) Bireysel duyarlığı öne çıkaran şiirler.
Ali Bal'ın okuduğu duygusal metin buna örnektir. İstediğim halde metnini
göndermediği için buraya yazamıyorum'¦
Bu şölenin Türkçe yazan şairleri bir araya getirmek, onların
şiirlerini dinlemek amacını aşan, ileriye doğru zorlayan bir yönü daha vardır
ki o da bu dünyanın birbirine yakınlaşması düşüncesini, sanatın diliyle gündeme
getirmektir. Bu sebeple bu düşünceye ilgi duyan dernek, cemiyet ve sivil toplum
kuruluşlarının da ilgi odağı olması beklenen bir çalışmaydı.
Türkçenin ses bayrağı, geçen hafta üç gün boyunca üç Balkan
şehrinde hem biçimi, hem içeriğiyle bütün ihtişamıyla dalgalandı'¦
Türkçenin 13. Uluslararası Şiir Şöleni, tam bir edebiyat,
sanat ve estetik şöleniydi. Öncelikle Edebiyat Fakültesi, Eğitim fakültesi,
Güzel Sanatlar Fakültesi ve İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin bu şölen boyunca
yaşanan güzellikleri, zevk ve heyecanı kaçırdıklarını düşünüyorum. Her oturumda
gözlerim salonda onları aradı'¦