Temellerimizi Anlamaya Doğru
Cüneyt Özdemir
Önergenin gerekçesinde İstiklal Marşı'nın, 'Merhum Mehmet Akif Ersoy'un, Milli Mücadele'nin ruhunu ve kararlılığını yansıtan abidevî eseri' olduğu ifade edildi. '100 yıl önce kaleme alınan ve şairi merhum Akif'in kahraman ordumuza ithaf ettiği bu marş, milletimizim tüm fertlerinin aynı heyecan ve imanla verdiği İstiklal Harbi'nin manifestosudur. Varlığımıza ve birliğimize yönelik her tehdit karşısında '˜nazlı' ve '˜şanlı' hilalin altında toplanmaya hazır milletimizin ortak vicdanı ve iradesidir' denildi.
Önergenin devamında yıl boyunca yapılması uygun görülen
etkinlikler de sıralanmıştır: 'Kanuna eklenmesi öngörülen geçici maddeyle Milli
Mücadele'nin başlangıcının ve TBMM'nin açılışının 100. yılının akabinde,
İstiklal Marşı'nın kabul edilmesinin 100.yılına denk gelen 2021 yılı boyunca
düzenlenecek özel etkinliklerle İstiklal Marşı'nın anlam ve öneminin
hatırlanması, ayrıca İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy'un ve kurtuluş
mücadelemizde görev alarak Türkiye'yi bize vatan kılan şehit ve gazilerimizin
yad edilmesi amaçlanmaktadır'.
(25.12.2020, s.1).
Bu kararın TBMM'de temsil edilen bütün partilerin oy
birliğiyle alınması, İstiklal Marşı'mızın, Millî Mücadele yıllarında olduğu
gibi bugün de bizi birleştiren ortak bir metin olduğunu gösteren somut bir
örnektir. Kararın devamında bu yıl boyunca İstiklal Marşı yazmak düşüncesinin
ortaya çıkması, o dönemin meclisinde kabul edilmesi, hizmeti geçenlerin
anılması, kanaatime göre hepsinden önemlisi, metnin incelikleriyle anlaşılması
yönünde etkinlikler yapılması önerilmiştir. Bütün bu gelişmeler, İstiklal
Marşı'mızın o gün de, bugün de milletimizin ortak metni olduğu gerçeğini bir
kere daha gözlerimizin önüne sermiştir. Şimdi bize düşen görev, bu ortak
metnimizi en yeni metin çözümleme yöntemleriyle incelemek, içerdiği duygu ve
düşünceleri incelikleriyle anlamak ve ortaya koymaktır. Biz bu yazımızla böyle
bir işe başlıyoruz. İstiklal Marşı'mız üzerinde düşünürken verdiğimiz bilgi,
yaptığımız açıklama ve yorumlarımızın eleştiriye açık olduğunu da
belirtmeliyiz.
Her devletin üzerinde kurulduğu temelleri vardır. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti, de üç düşünsel temel üzerinde kurulmuş görkemli bir
yapıdır. Bu temelleri şöyle sıralayabiliriz:
1) Millî Mücadele,
2) Osmanlı Mirası,
3) Çağdaş Yönetim Anlayışı
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tanımak, sahiplenmek, onu
daha ileri ve güzel bir duruma getirmek isteyen herkes, bu temelleri yakından
tanımak durumundadır.
Bu temellerin başında Millî Mücadele gelir. Millî Mücadele,
Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla başlayan ve çeşitli
safhalardan geçtikten sonra 9 Eylül 1922'de Türk ordusunun işgalcileri İzmir'de
Ege denizine dökerek Anadolu'yu kurtarmasıyla sona eren ve milletçe verilen bir
ölüm kalım mücadelesinin adıdır. Bu mücadele, günümüze gelinceye kadar çeşitli
adlarla anıla gelmiştir: 'Anadolu Harbi', 'Anadolu Harekâtı', 'Anadolu
İhtilâli', 'Cihâd-ı Millî', 'Cihâd-ı Mukaddes', 'Harekât-ı Millîye', 'İstiklal
Harbi', 'İstiklal Savaşı', 'İstiklal Mücadelesi', 'Kutsal İsyan', 'Millî
Hareket', 'Millî Kıyam', 'Millî Mücadele', 'Mücadele-i Millîye', 'Mücahede',
'Mücahedât-ı Millîye''¦ onların arasında akla ilk gelenlerdir. Kanaatime göre bunların arasında en uygun
olanı, Millî Mücadele adıdır. Bunun sebebi, bu adın bu mücadelenin kimler
tarafından, nasıl ve niçin verildiğinin anlamını tam olarak anlatmasıdır.
Millî Mücadele, Türklerin uzun tarihleri boyunca birlik
halinde verdikleri son mücadele örneğidir. Millî Mücadele, adına uygun olarak
milletçe, şehirli '“ köylü, alim '“ cahil, zengin '“ fakir, kadın '“ erkek, yaşlı '“
genç'¦ bu topraklarda yaşayan bütün insanların birlikte verdikleri destansı bir
mücadeledir. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere bu mücadeleyi verenler ve
yürütenler, mücadele boyunca yayımladıkları bildirilerde, yaptıkları
konuşmalarda ve verdikleri beyanatlarda, bu topraklarda var olma veya yok olma
savaşına nasıl başladıklarını, ilerlediklerini ve onu nasıl sona erdirdiklerini
ortaya koymuşlardır. Bunların yanında yine o ölüm '“ kalım mücadelesine katılan
asker, bilgin, düşünür ve sanatçılar da yaşadıklarına ve gözlemlerine dayalı
olarak Türk milletinin hayatta kalma çırpınışlarını daha sonra yazdıkları
hatıra türündeki eserlerinde anlatmışlardır. Millî Mücadele, zaferle
sonuçlandıktan sonradır ki o mücadeleyi yürütenler, Türkiye'nin zengin tarihsel
birikim ve deneyimlerinden yararlanarak yeni bir devlet kurmuş ve ona çağdaş
bir görünüm kazandırmışlardır.
Bilimsel düşünceye göre bir sosyal veya tarihsel olayı,
yakından ve doğru olarak öğrenmenin ve değerlendirmenin yöntemi, birinci elden
kaynaklara başvurmaktır. Birinci elden kaynaklar, bir nesne veya olaya dair
bize 'ilk' ve 'en saf' bilgileri veren, dolayısıyla onu doğru olarak
algılamamızı sağlayan kaynaklardır. Bu bilimsel düşünceye göre Millî
Mücadele'yi doğru anlamanın ve değerlendirmenin yolu, birinci elden kaynakları
kullanmaktır. Millî Mücadele'nin birinci elden kaynakları, az yukarıda
söylediğimiz gibi, onu yürütenlerin yayımladıkları bildiriler, yaptıkları
konuşmalar ve verdikleri beyanatlar ile dönemin yazılı metinleridir. İstiklal
Marşı'mız da o metinlerden biridir.
İstiklal Marşı'mız, Millî Mücadele'miz devam ederken o
mücadeleyi yürütenlerin iradesiyle ortaya konulmuş bir metindir. Dolayısıyla
İstiklal Marşı ile Millî Mücadele, birbirleriyle et ve tırnak gibi kaynaşmış ve
bir bütünlük meydana getirmiştir. İstiklal Marşı'mızı, okur, yorumlar ve
çözümlerken onu doğduğu o tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde ele alıp okumak,
yorumlamak ve çözümlemek en sağlıklı yöntemdir.
Biz bu çalışmamızda bu yöntemi uygulamaya çalıştık. İstiklal
Marşı'mızın her kelime, mısra ve kıtasını, doğduğu o tarihsel ve toplumsal
bağlamı içinde okuma, yorumlama ve çözümlemeye gayret ettik. Millî Mücadele'nin
azimli, özverili ve umutlu havasını günümüze taşımayı istedik. Bu isteğimizin
sebebi, o havaya bugün de milletçe ihtiyacımız olduğunu düşünmemizdir.