Taşeronun ucu'¦
Cüneyt Özdemir
Gece gündüz, hafta sonu çalışıp karşılığını alamamak yok, kamu yöneticilerinin zoruyla her yıl yükleniciden hiçbir alacağım yoktur diye belge imzalamak yok. Sendikal hak, sosyal haklar, kıdem ve ihbar gibi çalışma yaşamının olmazsa olmazları ise var.
Sonuç olarak kamuda hizmet alımı yöntemiyle işe alınıp, özel yüklenicilerin çalışanı görünmek dönemi şimdilik bitmiş görünüyor. Bunun çalışanlar için bir kazanç olduğu kesin. Ancak uygulamanın çok ciddi sorunları da beraberinde getireceği kaçınılmaz.
ÇALIŞANLAR MUTLU, BAŞKANLAR DERTLİ'¦
Kamuda ve yerel yönetimlerde iki sorun olacak. Birincisi kurumsal; şu anda mevcut maaşları vermekte bile zorlanan kurumların önlem alınmazsa iflas noktasına gelmesi kaçınılmaz. Toplu sözleşme ile alınmış parasal ve sosyal hakları bir kenara koysak bile yılda bir ikramiyenin maliyeti kişi başına dört bin TL dolayında olacaktır. Özellikle belediyelerde gece gündüz, hafta sonu, resmi tatillerdeki çalışmalarda ve fazla mesailerde ödenecek ek ücretlerde eklendiğinde bunun getireceği mali yükü taşıyabilecek kurum kalmayacaktır. Bunun çözümü İller Bankası paylarının öncelikle maaş hesabına yatırılması olabilir. Bu durumda da diğer hizmetler için kaynak bulunamayacağı için birçok belediyede işler durma noktasına gelebilecektir.
İkinci sorun; yöneticiler ve başkanların kişisel sorunları. Hizmet alımı ile çalışanları mesai saatine bağlı olmaksızın çalıştırmak olanaklı değil artık. Hatta iş güvenliğini garantiye alanların tanımlanmış görevleri dışında başka işe koşturulmalarına karşı çıkacaklarını bilmek gerek. İşe alma ve işten çıkarmanın bugünkü kadar keyfi olması da olanaksız. Yani kurum yöneticileri veya belediye başkanları çalışanlarını işten atma tehdidi ile onur kırıcı davranışlarda bulunmaya zorlayamayacaklar. Örneğin düşüncelerine uygun görmedikleri bir toplantıya katılmak veya istemedikleri bir adaya oy vermek zorunda kalmayacaklar. Örneğin taşeron firma sahibi çalışanları araçlara doldurup uygun adım yürüterek oy kullanmaya götüremeyecek. Üzgün müyüm, hayır aksine çok mutluyum.
Elbette bu arada yıllardır bu sisteme göre yapılanmış yüklenici şirketleri de zor günler bekliyor. Her ay garantili bir geliri kaybedecekler, ayrıca şu anda taahhütleri altında olan bina, ekipman ve çalışanları da çözümü zor konulardan biri olacak.
GAZETE GAZETE GEZMEK OUT, GAZETE GAZETE SATIN ALMAK IN'¦
Bir zamanlar bir - iki gazeteci dostumu ziyaret etmiştim. Onlar da benim ziyaretimi değerlendirerek bazı konularda görüşlerimi sormuş ve yayınlamışlardı. Ben Edirne Belediye Başkanının bu konuda benimle ilgili söylediklerini eleştiri sanmış hatta bir sonraki yazımda yanıt da vermiştim. Şimdi anlıyorum ki, Belediye Başkanı engin tecrübesiyle bana yol göstermiş. Özür diliyorum kendisinden, bana yardım etmek istediğini anlamamışım. Şimdi anlıyorum ki: 'Ya arkadaş zaten zamanın sınırlı, gazete gazete gezme, sana yazık. Onun yerine gazeteci, köşe yazarı satın al, ikna olmazlarsa, git gazeteyi al' demek istemiş. Ama nerde bende o anlayış?
LAZER TARAMA NE Kİ?
Elimde yetki olsa bir ilde göreve gelen valiye bir önceki vali ile birlikte görev yaptırırım. Birinin yaptığını diğerinin bozması ülkenin dört bir köşesinde tanık olduğum sıradan olaylar haline geldi. Şimdi Edirne'nin Sayın Valisi'ne soruyorum: Lazer tarama diye bir sistem biliyorsunuz değil mi? Bilmemeniz olanaksız çünkü tarih, kültür ve turizm ile ilgilisiniz ve sizin kurumunuz önemli bir bütçe ayırarak ekipman ve yazılımı aldı daha önceki dönemlerde.
Aslında konuyu Edirne'de gündeme ilk getiren dönemin valisi Hasan Duruer oldu. Mardin'de tüm kentin rölövesini bu yöntemi kullanarak yaptırmış ve deneyim sahibi olmuştu. Geldiği ilk gün Selimiye Camisi'nin bile rölövesinin olmadığını duyunca girişimlerde bulunmaya başlamıştı. Hatta o sırada yurtdışından ziyaretime gelen konunun uzmanı bir dostum ile özellikle görüşüp bazı bilgiler almıştı. Önce yükleniciler aracılığı ile lazer tarama yaptırmak ile başlayan yolculuk daha sonraki dönemde lazer tarama sisteminin valilik tarafından Edirne'ye kazandırılması ile hızlanmış ve hemen tüm yapıların ölçüm işlemine girişilmişti.
Aygıt ve yazılım bu teknolojiyi kullanabilecek uzmanlar ile birlikte işe yarar. O nedenle sistemi kullanacak personel eğitimi yapıldığını da biliyorum. Ancak şu anda bildiğim kadarıyla sistem devre dışı. Bunca para ve emek boşa mı gitti sorusu ortada duruyor. Sanırım sayın Vali veya ilgililer bu konuda bizleri aydınlatacak bir şeyler söyleyeceklerdir. Bekleyip görelim.