Belediye Meclisinden çıkan karara uygun olarak hazırlanan yazılar Başkan tarafından imzalanmadı. Bu koşullarda ben de gitmeyeceğimi söyleyince bir öğretim üyesi gönderilmek istendi. Ancak hocamız eşiyle birlikte gitmek ve 5 yıldızlı otelde kalmak isteyince onu da yapmadılar. Ve ben ortaya çıkacak bir sorunun faturasının tarafıma çıkarılacağı kaygısı ile gitmeyi kabul ettim. Selimiye Camii ve Külliyesi'nin UNESCO Dünya Mirası olurken bunu yaşadım ve UNESCO'da teşekkür konuşmasını yaptım.
Aradan altı yıl geçti. Bergama'nın UNESCO Dünya Mirası sürecinin değerlendirildiği toplantıda Sayın Elçi ve Yaşagül ile birlikte yer aldık. Kötüler neredeydi o anda, bu yazıyı okuyunca neler hissedecekler bilemiyorum. Ancak tarihin insan hatalarını telafi edebileceğini yaşayarak görmüş olduk.
ZEYNEP AHUNBAY, UNESCO ve SELİMİYE
Pazartesi günü ayağımın tozuyla Prof. Dr. Zeynep Ahunbay'ın konferansına katıldım. UNESCO, Dünya Mirası ve koruma konularını oldukça canlı bir toplulukla dinledik. Genel bilgilerden sonra konu Yemiş Kapanı Hanı konusuna geldi kaçınılmaz olarak. Özellikle soruların önemli bölümü bu konuda idi. Sayın Ahunbay özetle: "Ortaya çıkarılan temeller değerlidir, onları nasıl koruyacağımızı planlamalıyız. Gömerek olabilir, bir düzenleme ile olabilir. Ancak fotoğraflarından başka veri olmayan bir yapının rekonstrüksiyonu (yeniden yapılması) uygun olmaz" dedi. Örnek olarak da Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında kalan bölgeyi gösterdi.
Ben o toplantıda iki nedenle söz almadım. Birincisi; ilk günden beri tartışmasını yaptığım konuyu orada da tartışarak rol çalmak istemedim. İkincisi; sayın Ahunbay ile aramızda geçen ve bir süre sorun olan bir olay nedeni ile konulara girmedim.
Prof. Dr. Zeynep Ahunbay Selimiye Çevresi Kentsel Tasarım Proje Yarışması jüri başkanı idi. Son değerlendirmede birinci olabilecek özellikte proje olmadığını ancak yasal olarak seçmek zorunda olduklarını söylediler. Ben seçilen projedeki eksikleri belirten ayrıntılı bir jüri raporu yazmaları halinde sorunun asgariye ineceğini söyledim ve ilave ettim: "Aksi halde siz gidersiniz, biz bu şehirde kucağımızda projelerle kalırız ve yıllarca hiçbirşey yapamayız."
Öyle de oldu, aradan yıllar geçti, bir adım atılamadı. Kültür ve Turizm Bakanı devreye girdi; Jüri, Belediye, Koruma Kurulu ve Bakanlık yetkilileri toplandık. Proje müellifi sunuma başladı ve Zeynep Hoca da 'bu bizim seçtiğimiz projeden farklı' diye tepki gösterdi. Ben de yarışma sonrası konuşmalarımızı anımsattım ve 'o rapor hiç bir zaman gelmedi' dedim. Bunun üzerine sayın Ahunbay kalkarak toplantıyı terk etti. Ardından da diğer jüri üyeleri ayrıldılar. Toplantı da başarısızlık ile sonuçlandı. Bugün sorun hala çözülemedi, bunda ikimizin de payı var. Kimbilir belki tarih ikimizi de suçlayacak veya gerekli düzeltmeyi yapıp önümüze koyacaktır bu konuda da.
EDİRNE ESNAFI TARİH YAZMAYA DEVAM...
Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gömeç dostumuz siyasal mezunu, nazik bir kişidir. Edirne'den son ziyaretinde kırgın ayrılmıştı, toplantıda bana aktardı yaşadıklarını. Geçtiğimiz günlerde yurtdışında bir etkinlikten dönerken sabah erken saatlerde Edirne'ye varırlar. Dört otobüs kalabalık bir grup çorba ve hatta ciğer yemek amacı ile mola verirler. İki ayrı yerde karınlarını doyurur grup. Ödemeye sıra gelince birinci esnaf 'biz kredi kartı kullanmıyoruz' der, ikincisi 'var ama arızalı' diye yanıt verir. O kadarla da kalmaz, 'sana hesap vermek zorunda mıyım?' diye de diklenir sevgili dostumuza. Yaparlar dedim, çünkü yaptıklarına tanıklığım var. Ben utandım, başka utanan varsa beri gelsin.