Su tasarrufu
Cüneyt Özdemir
Takvim 1 Aralık'a döndüğü an yılbaşı teması hakim olmaya başlar bende.
Nedense bir doğum günümde bir de yılbaşında çok heyecanlanıyorum.
Gelen yılına yönelik birtakım planlar (gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin) ta
Aralık'ın başından şekillenmeye başlıyor.
Ancak içinden geçtiğimiz dönemde önceki yıllar kadar heyecanlandığımı
söyleyemem.
Bir süredir 'hayatta kalma' modunda olduğum için eskisi kadar 'heyecanlı' değilim.
'Ümidimi kaybettim' diyemem ama hevesimi kaybettiğimi söyleyebilirim sanırım.
Sebebi de o biricik, hepimizi dize getiren salgın.
Gerçi tüm sorumluluğu tutup salgına atmak biraz da işin kolayına kaçmak yalan
yok.
Dedim ya insan 'hayatta kalma' modunda olunca en büyük derdi 'günü kurtarmak'
oluyor.
Kendinizi 'Oh bugün de ölmedik' derken buluyorsunuz.
Ama biraz o hayatta kalma kaygısını kenara koyunca da bu sefer 'belirsizlik' ve
'gelecek kaygısı' hop konuveriyorlar dallarınıza.
Öyle ya insanlık olarak yüzyıllar boyunca atlattığımız birçok salgın, doğal
afet, savaş, vs. oldu.
Bizim de şansımıza bu yüzyılda 'Kovid-19' çıktı.
Sonuçta işimiz ne?
'Yaşamak'
Ama nasıl yaşamak?
Başka zaman olsa bu soruya ne 'felsefik' yanıtlar döşenirdim, ne edebiyat parçalardım.
Ama işte insanın edebiyat ve felsefe 'parçalaması' da bir yere kadar.
Bizim hikayemizde de o bir 'yer' burası.
Bugün geldiğimiz nokta.
Büyük umutlar beslediğimiz 2021 yılı, bizim sandığımız kadar parlak
geçmeyebilir.
Uzmanların öngörülerine göre bizi ciddi anlamda 'kurak' bir yıl bekliyor.
Kurak derken öyle '˜Belediye altyapıyı düzgün yapamadı da sular kesildi'den
bahsetmiyorum.
Altyapı düzgün de olsa kötü de olsa çeşmeden (iyimser senaryoya göre) saatlerce
su akamaz hale gelmesinden bahsediyorum.
Salgının zaten 'Eh ben de gideyim artık yavaştan' dediği yok.
Salgınla mücadelede en büyük silahımız da su ve sabunla temizlikti.
Ne oldu?
Kaldık mı öyle elimizde sabunla çeşmenin başında?
Şöyle elleri köpürte köpürte, su da foşur foşur akarken yıkamak varken şu
düştüğümüz hallere bak!
Salgınla birlikte içinde bulunduğumuz düzende her koyunun kendi bacağından
asıldığı gerçeğiyle bir kez daha yüzleştik.
Ancak kendimizi korumanın aslında karşımızdakini de korumak olduğunu da
öğrendik.
Yani bizim birey olarak tek başımıza yaptığımız her bir hareketin, kişisel her
bir önlemin kolektifte ciddi bir karşılığı var.
O sebeple 'su tasarrufu' için ulusal ya da yerel yönetimlerin alacağı önlemleri
beklemek belki de çok geç olabilir.
Tıpkı salgınla mücadelede olduğu gibi bunda da biz şimdiden bireysel
önlemlerimizi almaya başlayalım.
En basit önlemler için ilkokuldaki 'Hayat Bilgisi' dersini hatırlamak yeterli
olur bence.
Ama yine de o kadar geriye gidemeyecekler için şu küçük ve en basit önlemi
hatırlatmak isterim sevgili okur; ellerinizi yıkamak için sabunlayıp,
köpürttükten sonra çeşmeyi açık bırakmayın.
Kapatın ve sonra durulamak için açın.
Aynı şey diş fırçalarken ve tıraş olurken de geçerli.
Yani çok basit gözükse de sanırım buradan başlamak en etkilisi.
2021 hedeflerinizde hiçbir şey yoksa bile bari bu olsun.
Sağlıklı ve de 'su tasarruflu' günler...