Size görevinizi biz mi hatırlatacağız?
Cüneyt Özdemir
Baktım son üye sayısı 96 bin 583 kişi olmuş. (19.12.2019 saat: 16.08 itibarıyla)
Paylaşılan mesajları vakit buldukça inceliyorum ama 50
binlerde bıraktığım üye sayısına dikkat etmemişim, neredeyse iki katına çıkmış.
Orada bir paylaşım dikkatimi çekti, Bulgar kadın turist,
pazarcı mı, market mi belli olmayan bir yerden güya natürel sızma zeytinyağı
almış.
Bulgaristan'da tadına baktığında rezalet bir tat(sızlık)la
karşılaşmış.
Yaptığı paylaşımda grup üyelerine böyle bir şeyle karşılaşıp
karşılaşmadığını soruyor.
5 litrelik tenekenin bir yüzü var fotoğrafta, tenekenin
üzerine 'Natürel Sızma Zeytinyağı' yazmışlar ancak 'Sızma' kısmını büyük
puntolarla yazıp bir de yanına bir zeytin dalı kondurup bunun bir marka adı
olduğu görüntüsü vermişler, üzerine 'Extra virgin' ve 'Olive Oil' de yazmışlar.
Üzerine bir de not düşülmüş 'Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve
Prina Yağı Tebliği'ne (2010/35) hükümlerine uygun olarak üretilmiştir' diye ama
üretici firma kimdir belli değil, adres belli değil.
Paylaşımın altında doksan küsur yorum var, bir tanesi olumlu
değil.
Turist kadın 5 litre zeytinyağını 50 liraya almış, '50
liraya 5 litre zeytinyağı nerede var' diyerek dalga geçen de var, 'Geçen ay
Edirne'den alışveriş yaptım ama Bulgaristan'a döndüğümde satın aldıklarımın
yarısını çöpe attım' diyen de.
Zeytinyağını Türkiye'den değil de Yunanistan'dan alınmasını
önerenler bile var.
Ancak en mantıklı öneri; 'Büyük marketlerden ve ünlü
markaların zeytinyağını alın' şeklindeydi.
Bu sahte olduğu hem fiyatından hem tadından hem de
tenekesinden belli olan zeytinyağı sadece bir örnek.
Peki böyle yerler neden denetlenmiyor, biz turiste,
komşumuza neden rezil oluyoruz?
Türk '“ Yunan '“ Bulgar Dostluk Grubu Derneği Başkanı Önder
Akdağ bir tarihte çıktı, turistlere sahte markalarla satılan özellikle gıda
ürünleri için 'Edirne'de gıda terörü var' dedi ve anında o merdiven altı
ürünlerini satanlara bir denetleme furyası başladı.
Yine öyle bir açıklama olması mı gerekir?
Bu denetimleri yapmakla görevli kişi, kurum ve kuruluşlar
asli görevlerini yapmak için böyle bir hatırlatma mı beklerler?
***
Ağa ile marabanın dışkı yeme hikayesini gerektikçe
arkadaşlarıma anlatırım, burada da yazarım.
Hikaye bu ya günün birinde ağa ve maraba at arabasına
atlayıp dolaşmaya çıkmışlar.
Ağa eğlenecek, yol kenarında gördüğü bir dışkıyı göstererek
marabaya 'Bu dışkıyı yersen bu arabayı ve atları sana veririm' demiş.
Dışkı yemek kötü bir şey ama ucunda bir araba ve atlar var.
Zorlanarak da olsa dışkıyı yiyen maraba arabanın ve atların
yeni sahibi olmuş.
Arabalı gezinti bir yandan sürerken bu kez maraba eğlenecek.
Yol kenarındaki bir başka dışkıyı göstererek 'Ağam o
gördüğün dışkıyı yersen arabayı ve atları sana geri veririm' demiş.
Ağanın malı tatlı, çaresiz arabayı ve atları geri almak için
dışkıyı yemiş.
Derken, bu olay birkaç kez tekrar etmiş, araba ve atlar ağa
ile maraba arasında gitmiş gelmiş.
En son köye geldiklerinde araba ve atlar ağanınmış.
Maraba düşünmüş, düşünmüş ve demiş ki; 'Ağam madem değişen
bir şey olmayacaktı sonunda araba ve atlar yine senin olacaktı, o zaman bir bu
kadar dışkıyı niye yedik?'
Teşbihte hata olmaz!
Bu vakıf kiraları eninde sonunda madem inecekti, bu kadar
yaygara niye oldu?
***
PR yani 'piar' İngilizcedeki Public Relations kelimelerinin
kısaltılmışıdır.
Bizdeki şekliyle 'Basın Halkla İlişkiler' demek.
Ama 'P(i).(a)R.' denildiğinde bütün dünyada 'basın halkla
ilişkiler' anlamı çıkar.
Geçen gün AK Parti Edirne İl Başkanlığı, vakıf kiraların
yapılan yüksek zamların düşürüldüğünü açıkladı.
Ama bu açıklama epey geç saatlerde yapıldı, sadece il
başkanının sahibi olduğu gazete bu haberi bekleyip bastı.
Görünce şaşırıp kaldım; bizim bildiğimiz PR kuramları,
ilkeleri mi değişti?
PR'da amaç sadece bir gazetede haber olmak mı, yoksa mümkün
olduğunda fazla sayıda basın yayın kuruluşunda haberin yer almasını sağlayarak
daha fazla kitlelere ulaşmak mı? Bilemedim'¦