Sınır kapısı açısından zengin olunca turist de geliyor, Edirneliler komşuya gidip geliyor.
Sınır kapılarından çeşit çeşit insan geçtiği için haber açısından da zengindir oralar.
Olayı, hikayesi de boldur.
Emekli olduktan sonra Bulgaristan'a yerleşen bir arkadaşım var.
Orada ufak tefek ticaret de yapıyor.
Geçtiğimiz günlerde memleketi Edirne gelmişti.
Bir arkadaşıyla anlaşıp gezmeye, yemek yemeye, eğlenmeye Yunanistan'a geçmişler.
Sonunda Türkiye'ye, Edirne'ye dönmeye karar vermişler.
Yunan tarafından çıkış işlemlerini yaptırmışlar ve Türk tarafına yani Pazarkule'ye geçmişler.
Fakat o da ne saat gece 24.00'ı geçmiş.
'Geçmişse geçmiş onlara ne' demeyin.
Arkadaşımın otomobili, Bulgaristan'da yaşadığı için doğal olarak Bulgar plakalı.
Görevli diyor ki, 'Türkiye'ye bu otomobille giremezsin.'
Neden?
'Yazılı emir var, Bulgar plakalı otomobiller gece 00.00'dan sabah 09.00'a kadar Türkiye'ye giriş yapamıyor' demişler.
Öp babanın elini!
Arkadaş inanmamış, bunun üzerine görevliler Bölge Müdürlüğü'nün yazısını göstermişler.
Gerçekten de x-ray cihazı olmadığı için Bulgar plakalı otomobilleri o saatler arasında almamaları istenmiş.
Gerekçe 'x-ray cihazı yok' ama zannediyorsunuz ki gece 24.00'a kadar çalışan sonra ara veren ve ertesi gün 09.00'dan itibaren çalışan seyyar bir x-ray cihazı var.
Hayır o da yok.
Peki nedir uygulama, bilen var mı?
Yazılı emir verilmiş, uygulanıyor.
Oysa arkadaşım Bulgaristan'da oturma izni olan bir Türk vatandaşı.
Otomobil de onun adına kayıtlı.
Hukukçu arkadaşlara da sordum; Türk sınır kapıları dışarıdan Türkiye'ye giriş yapmak üzere olan hiç kimseyi yasal olarak geri çeviremiyormuş.
Bunun için de Türk vatandaşı olduğunu kanıtlaması yeterli.
Bizim arkadaşın kanıtlamasına gerek yok, zaten yeşil renkli Türk pasaportu taşıyor.
Ama alınmamış ve otomobilini gece orada bırakmış.
Ertesi gün saat 09.00 olduktan sonra da gidip otomobilini almış.
Nereden baksan komedi'¦
***
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu toplu açılışlar için Edirne'ye geldi.
Ulusal gazeteler, televizyonlar, yerel gazeteler fazlasıyla yazdı bu ziyaret ve açılışları.
Ziyaretten önce yazmıştım; belediye başkanları 'Kılıçdaroğlu elimi bir anlamlı sıktı, bana tebessüm etti' diyerek gelin '“ güvey olmasınlar.
Şunun şurasında Hamdi Sedefçi örneğinin üzerinden 4 yıl geçti, geçmedi.
Bazı refiklerimiz belediye başkanlarının yeni dönemdeki adaylığı garantilediğini yazmışlar.
Şöyle bir baktım da hepsi Sedefçi destekçisiydi.
Onlar için galiba en güzel slogan 'Kral öldü, yaşasın yeni kral' olsa gerek.
Tahmin ve yorumlarınız tutarsa geminizi yürütürsünüz de tutmazsa yeni kralın gözüne girmek için uğraş dur.
***
İşi bir tarafa bırakıp karnımızı doyurmaya ya da eş dostla çay kahve içmeye çıksak vatandaş hemen gelip 'Şunu da yazın, bunu da yazın' diyor.
Bir avukat arkadaşımla Üç Şerefeli'nin bahçesinde çay içerken simaen tanıdığım bir kişi yaklaştı ve iki şeyi yazmamı istedi.
Bir; Meriç Nehri üzerindeki yeni köprü ışıklandırılmalı.
İki; kavşaklarda kırmızı ışıkta bekleyen vatandaş güneşten, yağmurdan, kardan korunmak için birer sarkıtma yapılmalı.
İkisini de belediyeye bağlamış ve 'Belediye böyle bir şey yapmalı' diyordu.
İlkinin Karayolları'yla ilgili olduğunu söyledik. Ama ikincisi belediyeyi ilgilendiriyor.
Vatandaş söyledi, ben yazdım.
Gerisi Karayolları ve Edirne Belediyesi'ne kalmış'¦