Şimdi bu tokat kime?
Cüneyt Özdemir
Edirne Özel İdaresi'ne yönelik Sayıştay ön raporuyla ilgili yaptığımız haberlere ve yazdığımız yazılara idarenin internet sitesinde bir açıklama yapılmış.
'Böyle bir rapor yoktur, yazılanlar yalan, yanlış iftiradır'
diye.
Bunu gören bazı meslektaşlarımız yazının ilk satırında
naklettiğim ifadeyi gazetelerine yazıyor.
Şaşırdık tabi, usulüne uygun yapılmamış işler yüzünden
Sayıştay müfettişleri bir ön rapor tutmuş, biz de gazeteciyiz, bu raporu ele
geçirmişiz.
Haber yapmayalım mı?
Sonra kulağımıza gelenlere göre meğer o meslektaşlarımız (ki
meslektaş denir mi denmez mi tartışılır) o idareyle çeşitli işler yapıyormuş ve
oradan bu yolla nemalanıyormuş.
Bu köşede 'Bu rapor çok can yakar' başlıklı bir yazı
yazmıştım.
Müfettişlerin ön raporu baştan başa usulsüzlüklerle dolu.
Ben de bunlara yer verdim.
Anlaşılan idare çok içerlemiş bu işe.
Tekzip (cevap ve düzeltme isteği) yolladılar.
Haber ve yazılarımın arkasındayım, neden tekzip yayınlayayım?
Israr ettim, yargı yoluna gittiler.
Adli makamlar, kimsenin şeref ve haysiyetine yönelik bir
yayın yoksa eleştiri hakkının doğal olduğuna karar verdiler.
İdare bu karara da itiraz etti.
Oradan da ret kararı aldılar.
Üst üste iki yargı kararı, haberimizde okuyucunun haber alma
özgürlüğü kapsamında eleştiride bulunduğumuz, kimsenin şeref ve haysiyetine
yönelik ifadelerimizin olmadığına işaret etti.
Sonuç olarak; raporla ilgili yazdığımız haber ve yazılarda
bir suç unsuru, insanların şeref ve haysiyetini zedeleyici bir yön
bulunmadığına karar verildi.
Şimdi o 'Tokat gibi cevap' manşetleri atanlar ne diyecek?
Utanırlar mı?
Hiç sanmam.
***
Yukarıda da söylediğim gibi, ön raporda o kadar çok
usulsüzlük sayılmış ki, hepsini tek tek yazın, gazeteye başka bir konuda haber
koyamazsınız.
Çünkü yer kalmaz.
O yazıları yazdığımız zamanlarda Edirne İl Genel Meclisi
Başkanı Mehmet Geçmiş'e bu konuları neden denetlemediği konusunda sorular
sormuştum.
O da düzenlediği basın toplantısında 'Burada akçeli bir iş
yok' demişti.
Bir örnek veriyorum.
Eğer Mehmet Geçmiş'in yüreği yetiyorsa konuşsun; bu verdiğim
örnek akçeli mi, akçesiz mi?
Eski bir yazımdan da yararlanarak sadece bir örnek
vereceğim: Edirne Trafik Çocuk Eğitim Parkı Yapım İşi.
Edirne İl Özel İdaresi olarak pazarlıkla kaç liraya
yaptırmışsın?
Tam 5 milyon 521 bin 248 liraya.
Açık ihale yapılmamış.
Güya o zamanlar Edirne'de sel varmış, deprem varmış, salgın
varmış, savaş varmış gibi iş, İhale Kanunu'nun 21/b maddesine göre verilmiş.
Rekabet hak getire'¦
Sanayi çarşısının arkasından gelip geçenler orayı görüyor.
Birkaç plastik oyuncak veya objeden ve bir '“ iki barakadan
başka ne var?
Peki açık bir ihale yapsan çeşitli firmalar girse, bu fiyat
mesela birkaç milyon liraya aşağıya düşse, bu memleketin parası devletin
kasasında kalsa kıyamet mi kopar?
Yazıktır, günahtır, o parada tüyü bitmemiş yetimin hakkı
var.
'Akçeli iş yok' dediğin bunlar mıydı?
Ve bunları yazıyorum diye hakkımda şikayetler oluyor, tekzip
edilmeye çalışılıyorum.
Neyse ki hukuk var'¦
Ve tabi ki, o üç tane plastik obje ile iki barakaya, dönemin
parasıyla 5 milyonun üzerinde bir rakam ödeyenlerin hesap vermesini bekliyorum.
Şimdi herkes düşünsün, 'tokat gibi cevap' dediğiniz o tokat
kime yapıştırıldı?