Cüneyt Özdemir

Sen Kimsin?

Cüneyt Özdemir

İyi ki 7 Haziran seçimlerinde üçüncü milletvekilliğin MHP'ye gidebileceğini tahmin etmişim.
Ve tutmamış.
Oysa onların hepsi '3-0, 3-0' diye atıp tuttular, hepsi de yanıldı.
Hatta bir milletvekili arkadaşımızla iddiaya girmişliğimiz ve yemek kazanmışlığımız bile var.
Bu delege seçiminde kenar mahallelerde mavi listenin işi kolay.
Nedenini söyleyeyim; kenar mahallelerden çok taşeron işçisi var ve aynı zamanda bunlar CHP'ye üye.
Ancak üç büyük mahalleye gelince orada mavi listenin işi zor.
Çünkü belediye baskısı burada azalıyor.
Mavi liste delege seçtirmek istediği kişileri başka listeye yazdırmak isteyebilir.
Çünkü kişinin başka listelerde de adı varsa onlar da o kişi adına oy sayılıyor.
Mavi listeyle kırmızı liste düşman kardeşler.
Geriye ne kaldı?
***
Hep vatandaşın sorununu yazıyoruz, bu kez meslektaşlarımla ilgili bir konuyu yazacağım.
Basın alanında çalışmak zor iştir, hem bedenen hem de ruhen yıpranırsınız.
O yüzden de basın mensuplarının yıpranma payı dedikleri bir hakları vardır.
Basit bir örnekle anlatayım; basın mensupları 4 yıl çalışır ama bu 5 yıl sayılır.
Aynı zamanda bir kamu görevi de olan bu meslekte çalışanların bu yüzden bazı avantajları da vardır.
Bir örneğini yukarıda verdim.
Başka?
Bazı kamu hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli yararlanırlar.
Örneğin müzelere girişleri ücretsizdir.
Yine şehir içi toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanırlar.
Bu hak daha önce de vardı ama 2002 yılında bir Bakanlar Kurulu kararıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yazılı hale geldi.
Biz Edirne'deki toplu taşımadan neden basın mensupları ücretsiz yararlanmıyor diye belediyeye soralım dedik.
Başkanı olduğum Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneği ile Edirne Gazeteciler Derneği ortaklaşa bir dilekçe verdi.
'Bu yasal bir haktır, Edirneli gazeteciler de yararlansın' dedik.
El cevap; 'Düzenlemeye gerek yok. Bizim zaten bu konuda yönetmeliğimiz var ve orada böyle bir hak zaten var.'
Aslında 'Şimdiye kadar neden yararlandırmadın' diye sormak gerekir ama neyse'¦
Biz de bunun duyurusunu yaptık, 'evraklarınızı hazırlayın gidin ETUS'a başvurun' dedik.
Dün sabah genç meslektaşlarımızdan birisi gidip başvurmak istemiş.
Oradaki görevli 'Hakan Beyin (Giyik) haberi var mı? Önce onun izin vermesi gerekiyor' demiş.
Meslektaşımız konuyu bana anlattı.
Yıllarca Edirneliye balık istifi taşımayla çile çektireceksin sonra da mevzuat tanımayacaksın, kendini Bakanlar Kurulu'nun üstünde göreceksin, öyle mi?
Yav Hakan Giyik sen kimsin?
Ama kabahat sende değil sana bu cesareti verende'¦

Yazarın Diğer Yazıları