SELİMİYE, SARAY, HASBAHÇE, MEVLEVİHANE
Cüneyt Özdemir
Kentlere ve yapıları iyi bilmek gerekiyor. Bu konularda efsaneler, uydurulmuş hikayeler olabilir. Gerçekle hikayeyi nerede ve nasıl kullacağımızı bilmezsek kafa karşılığı yaratırız. Özellikle bilim insanı kisvesi ile konuşanlar daha da dikkatli olması gerekir. Kendileri bilmiyorlarsa yakınlarındaki ulemaya sorup öyle konuşmalılar.
Bu hafta yerel basında Selimiye konusunda bir '˜Edirne sevdalısı'nın uzun açıklamalarını okuduk. Bu konuda engin uzmanlığı olanlar birşey söyler mi bilemem, ben gözüme çarpan iki noktayı düzeltmek istiyorum. Birincisi Üç Şerefeli Cami, Ulu Cami (Eski Cami) gibi çok kubbeli değil bu yanlış. İkincisi Selimiye'nin 999 penceresi olduğu da bir uydurma.
Saray ile ilgili olumlu adımlar var. Alanın kontrol altına alınması, kazılara devam edilmesinden söz edilmesi kayda değer gelişmeler. Bazı ünlülerin alana girmesi ahlaki nedenlerle yasaklanmış olması da kulaktan kulağa yayılıyor.
Saray ile ilgili gelişmeler iyi ancak Sarayın bahçesi konusunda yanlışlıklar devam ediyor. Yüzen proje iptal edildi ama yapılan tahribat ne olacak? Taşkınlarla sık sık giremediğimiz hasbahçeye Er meydanı yapma ısrarını da anlamak olanaksız.
Yıkılmış bir AVM olan Yemiş Kapanı için ortalığı kaldıran, kente düşmanlık yapanların Sarayın Hasbahçe'sinde olanlara sessiz kalmasının adını siz koyun. Bu kadar olsa iyi, Osmanlı'nın ilk Mevlevihanesi olan Muradiye Külliyesi'nin üzerine yapı yapabilmek için gürültü yapılıyor.
Bu konularda yazan, önerilerde bulunan çok sayıda gerçek Edirne dostuna teşekkür ediyorum. Sayılarının artması dileğimle.
Bu konuları tek tek ayrıntılı ele alacağım, yollarda yazınca böyle kısa oluyor. Haftaya görüşmek üzere.