Selimiye mi, Muradiye mi?
Cüneyt Özdemir
Sebebi Vakıflar'ın bürokratları. Diğer yöneticilerin acizliği ise sadece suç ortaklığı.
Edirne'de iyi ya da kötü bir uzlaşma sağlanmıştı. Anıtlar Kurulu projeyi uygun görmüştü. Selimiye çevresi düzenlenecek, yıllar süren sorun ortadan kalkacaktı. UNESCO Dünya Mirası Selimiye Camii ve külliyesinin dört bir yanında hızlı bir uygulama yapılarak ona yaraşır bir çevre oluşacaktı. Ancak olmadı, olamadı.
On yıla yakın süredir her defasında tam çözüm bulundu derken yeni bir bahane üretilmiş, verilen tavizler yeterli olmamış ve sorun bugüne kadar büyüyerek Edirne düşmanlığı düzeyine varmıştır. Vakıfların tepesindekiler Edirne Koruma Bölge Kurulu'nun onay verdiği projeye itiraz ederek konuyu Yüksek Kurula götürmüştür. Buradan da istediği kararı çıkaramayacağını anlayan Vakıflar yönetimi Ankara'nın zirvelerinde destek aramaya devam ediyor.
YEMİŞKAPANI TARİHİ DE MURADİYE MEVLEVİHANESİ DEĞİL Mİ?
Selimiye Camii önünde bir fotoğraftan başka bir belgesi olmayan bir hanın yerine yeni bir yapı yapmak için kendini parçalayan Vakıflar yönetiminin derdinin tarihi varlık olmadığı kesin. Ya buradan gelecek gelirin büyüklüğü onların başını döndürmüş ya da bilemediğimiz bir art niyetleri var.
Sultan II. Murat Osmanlı topraklarında ilk mevlevihaneyi Edirne'de yaptırdı. Konya'dan bile önce. Edirne'de böylesine önemli bir tarihi yapı var. Bugün ayakta kalan Muradiye Camii önemli bir külliyenin parçası. İmaret, Mevlevi Tekmesi ve Samahanesi günümüze gelmemiş, aynen Yemişkapanı Hanı gibi. Bir de manevi önemi var; II. Murat rüyasında gördüğü Mevlana Hazretlerinin isteğiyle yaptırmış bu önemli külliyeyi.
Biraz sevgili Ayhan Tunca Hocamın alanına girmek zorunda kaldım, bağışlasın. Ancak Muradiye Mevlevihanesinin önemini bizim vakıfların başına çökmüş bürokratların bilmemesi olanaksız. Bugüne kadar o alanda, Selimiye çevresinde istedikleri; sondaj, sismik araştırma, kazı taleplerini duymadım, icraatı da görmedim. Soru sormak hakkım değil mi: Yemişkapanı çok önemli tarihi eser de, Mevlevihane değil mi?
YA DÜŞMANSINIZ, YA DA CAHİL...
Ben iki olasılık görüyorum. Muradiye konusunda bilginiz yok desem olmaz, tüm bilgiler arşivinizde. O zaman bir tek açıklaması var: Sizler Mevlana ve mevlevilik düşmansınız. Bu yazıyı okuyanlar vakıfların "müstesna" yöneticilerine haksızlık ettiğimi düşünebilirler. Az bile söylediğimi bilin. Hatta bu yazdıklarım vakıflar dışındaki bazı kuruluşların yöneticilerini de ilgilendirebilir.
Selimiye çevresinde bu çukur niye kazıldı? Mevcut açık alan Selimiye'ye yakışan yeni bir proje ile yeniden ele alınacaktı ki, vakıflar bürokratları haykırdı: Asla olamaz, altta ata yadigarı temeller var. Ne var bunda duyarlılık göstermişler diyebilirsiniz. Diyebilirsiniz de, şayet Muradiye Mevlevihanesinin temelleri üzerine yapı yapılırken gıklarını çıkarsalar. Böyle ata yadigarı falan diye feryat beklemiyorum, "gık" desinler yeter. Görüyorum ki, tarih, ecdat, maneviyat bunların ağzında sakız, tek dertleri dünyevi ve günlük işler.
Benden şimdilik bu kadar. Habercilerin alanına girmeyeyim. Gazeteci dostlarımız da başkan, müdür yalamayı bırakıp bir sorup öğrensinler bakalım, ne olacak bu Muradiye inşaatları?