Seçim soruları
Cüneyt Özdemir
Tanıdık, biraz da politikaya meraklı ise sorular hemen başlıyor.
Kim önde?
Kim kazanacak?
Kime oy verelim?
Kimin önde olduğunu bilmek çok zor bir şey.
Hamdi Sedefçi'nin herkese sempatik gelen bir meclis
listesiyle yarışa katılması dengeleri değiştirmiş gibi görünüyor.
Oysa sadece AK Parti ve CHP yarışıyor olsa insan soruyu daha
rahat cevaplayabilir.
Dengelerin değiştiği ve nispeten denk sayılabilecek bir
seçimde seçimi kimin kazanacağını bilmek de zor.
Kime oy verileceği ise herkesin kendisine kalmış bir şey.
Seçim gününe bu kadar az bir zaman kalmasına rağmen yarış
halindeki partilerden birisinin kopup arayı açtığı, fark attığı bir durum yok.
AK Parti, Recep Gürkan'ın 5 yıllık görevi döneminde hizmet
almadığı ve vatandaşların artık hizmet getirecek bir arayışa yönelmesine
güveniyor.
Böyle düşünen seçmenlerin oyunu alarak ipi göğüsleyecekler,
hesap bu.
CHP ise, seçmenin ne kadar tepkili olursa olsun son anda bir
muhasebe yapıp 'AK Parti gelmesin' diyerek kendilerine oy vereceğine inanıyor.
Hatta Recep Gürkan'ın yanında yer alan bir CHP'liyle
konuşuyorduk.
'Seçimi biz kazanıyoruz' dedi.
'Sokakta tepki var' dedim.
'Olsun, CHP seçmeni sandık başına gitti mi oyunu tepki olarak
değil destek olarak verir' dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve Hamdi Sedefçi ise seçmen
tarafından beğenilen meclis aday kadrosuna güveniyor.
BTP ve Sedefçi'nin güvendiği bir başka yer daha var.
O da CHP, MHP, İYİ Parti ve AK Parti küskünlerinin
kendilerine oy vermesi.
***
Yukarıdaki konuyla bu konuyu ayırdım.
Konuların ikisi de seçim üzerine ama yine de yazıda ayrı
birer bölüm olmasında fayda var.
Edirne Belediyesi kenar mahallelerdeki yoksullara 'fakir
yardımı' yapar.
Bu yıl boyunca yapılır.
Bunda bir sıkıntı yok gibi duruyor.
Ancak şimdi önümüz seçim ve belediye bu yardımlara hız
verdi.
Hız dediğim bu yardımların sayısı ve miktarı arttı.
Adını vermeyeceğim, kenar mahalleden bir tanıdıkla seçimleri
konuşuyoruz.
Döndü dolaştı konu fakir yardımlarına geldi.
Tanıdık belediyeden verilen fakir yardımlarının son zamanda
kitlesel hale geldiğini söyledi.
'Fakir fukaranın cebine birkaç kuruş para girmiş olur'
dedim.
'Öyle olsa iyi' dedi tanıdık, 'Ama öyle olmuyor maalesef.'
Meraklandım, belediyenin verdiği fakir yardımı hak eden
kişinin cebine neden girmiyordu ki?
Tanıdık anlaşmaya başladı.
'Kenar mahallelerde bazı uyanıklar (gel sana belediyeden
fakir yardımı alalım) diyerek insanları belediyeye götürüyor. Onun işini takip
ediyor. Bir miktar yardım parası ödenmesine karar veriliyor. Mesela 300 lira,
500 lira, 750 lira. Hatta bazılarına 100 lira, 120 lira. Diyeceksin ki,
(belediye bu paraları hak edenin bankadaki hesabına yatırmıyor mu?) Evet
hesabına yatırıyor. Ama sonra fakir yardımı almayı hak eden kişiyle bu işe ön
ayak olan kişi bankaya beraber gidiyor. Kişi parayı çekiyor ve dışarı
çıktığında yardımın büyük miktarını bu uyanığa veriyor. Belediye de fakirlere
yardım yaptığını zannediyor.'
Mahallede böyle 10 kişinin işini yapan bir uyanık birkaç bin
lira parayı cebine koyuyor.
Bunlara 'seçmen ağası' mı demeliyiz, bilemedim.
Bunların götürdüğü çok büyük bir para değil ama haksız yere
kazanıldığı için doğru değil.
Bunu önleyecek bir makam, bir mekanizma yok mu?
Fakir kendisine verilen yardımı bu uyanıklara kaptıracaksa
fakir yardımının ne önemi kaldı o zaman?