Sanal Savaşçı
Cüneyt Özdemir
Evi temizlemekten daha kolaydı. Önce Trump'ın neden olduğu karmaşayla ilgilenip bi güzel ağzının payını verdim. Arkasından milli eğitim sistemi, hazır ülkedeyken tarım politikasını filan bi güzel eleştirip nasıl düzelebileceğine dair birkaç fikir beyan ettim. Hiç küçümseme, eleştiren çok ama 'ne olacak bu memleketin hali' demekten başka bi şey yapan yok. Yapmaya da kalkmayın zaten, ben hallettim. Hibrit tohum filan hiç kalmayacak, İsrail artık bizim yerli tohumlardan alacak o derece. Memleketteki tavukların hepsi de bundan sonra mutlu olacak. Tavuklar kendi aralarında mutlu ve mutsuz olarak değil de gezen mutlu tavuklar, koşan mutlu tavuklar ve uçan mutlu tavuklar olarak üçe ayrılacak. Yanlış duymadınız mutluluktan uçacaklar. Gerçi uçarlarsa yakalayıp yememiz biraz zor ama olsun. Uzakdoğu'daki sorunlara pek uzanmadım o kadar. Endonezya ile başka arkadaşlar ilgilenmiş sağ olsun. Kore'ye hiç bulaşmam. Elimdeki telefona ihanet etmiş olurum çünkü. Kore malı bir telefonla Kore'ye bulaşan taş oluyormuş. Komşum söyledi geçen gün. Sonra baktım bulaşacak bir şey de kalmamış kalkıp kapuska yemeği yaptım. Ocağı söndürünce yaşadığım şehrin sorunlarını halletmediğim aklıma geldi. Hemen tekel haline gelen şehir içi ulaşım meselesi için gerekli tweetleri attım, yarından tezi yok Taksim'den söktükleri tramvayı Ayşekadın'a döşerler. İstanbul'a gidip gelmek için 90 lirayı bulamayacak hemşehrilerim için de hızlı tren meselesini hallettim. O da hemen yarın sefere başlarsa sakın şaşırmayın. Alt yapı sorunları filan ohooo bitmiştir bile. Söğütlük'e gidenler de büyük bir botanik parkla karşılaşınca şaşıracaklarına neden biz hiç bu konuyla ilgilenmedik ki diye kendilerine dönüp bir sorsunlar. O işler öyle değil. Var olan enerjinizi de en yakın akrabalarınızın fotoğraf altlarına 'ne güzelsiniz, ne cicisiniz, ooo afiyet olsun, hiç bizi çağırmak yok' gibi şeyler yazmakla harcıyorsunuz! Bu sistemleri, sınavları filan hep kim değiştiriyor sanıyorsunuz? Yorum yazmaktan parmaklarım nasır tuttu. Yeni hedefim başkan filan olmak. Yok burada değil. Burası sayemde güllük gülistanlık. Gideyim de Trump'ı göndereyim biraz. Başkenti de Washington'dan Los Angeles'a taşımayı düşünüyorum. Tanıyan tanır, tanımayan yaya kalır. Bak bak, aklından geçenleri anladım. Memlekette kalan sorunlar ne olacak diyorsun. 17. Yüzyıl Osmanlı'sında ne Katip Çelebi'ler ne Koçi Bey'ler yazmış halledememiş de benim yazmamla mı olacak behey şaşkın. İltimas ve kayırma, açığa alınmalar, kapalıya alınmalar, alınmamalar konusunu yaza çize bitiremesek de üstüne alınan yok be kardeş. Parmakları nasır tutsa da yürekleri nasırlaşmamış yazanlara selam olsun. Siz yazakoyun, ben de gidip makinedeki çamaşırları sereyim. Birden daha kolay göründü!