Rakip partide kafa koparmak
Cüneyt Özdemir
Biz var diye biliyoruz ama meğer yokmuş, olsa delege konuşur.
Hadi insanlar kısmını geçelim, önceki gün yapılan kongrede
bazıları konuşmuş.
Örneğin Uzunköprü'den Yakup Atalay, CHP İl Başkanı Fevzi
Pekcanlı, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne dışından gelen bazı
konuklar.
Konuşmayan kim?
Partinin mahalle delegelerinden bir Allah'ın kulu
konuşmamış.
Gürkan, Pekcanlı, şimdiden milletvekili adayı olduğu belli
olan Atalay ve CHP Genel Merkezini temsilen gelenler doğal olarak konuşacaklar.
Mahalle delegesi tabanın sesidir, önemli olan da delegenin
konuşması.
Konuşmuyorsa orada bir 'arıza' var demektir.
Nedir arıza?
Muhtemelen şudur; delegelerin çoğu ya belediye çalışanı ya
da onların yakınları.
Bazıları da belediye yönetimine, CHP il ve ilçe yönetimine
yakın kişiler.
Dolayısıyla onlardan ne beklersin?
Adamların görevi; muhtemelen hiçbir özelliği olmayan ama
yönetime yakın olan bir kişinin onlara verdiği 'delegelik' görevini yerine
getirmek.
Yani o belirlenmiş listede yer almak.
Sonra merkez ilçe kongresine katılmak ve oy kullanmak.
Çıkıp mahalle sorununu, parti içi bir sorunu konuşmak
onların görevleri arasında değil.
Çünkü o kişi böyle bir görev vermemiş arkadaşlara.
Bir de 'il delege listesi' var; felaket mi felaket.
Yine belediye çalışanları, yine 'sen, ben, bizim oğlan.'
Parti ne hale gelmiş Fevzi Pekcanlı?
Tamam, muhabir arkadaşlarla gönderdiğin selamı alıyoruz,
aleyküm selam.
Tamam, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde GÜNDEM Gazetesini
unutmamışsın, çiçek göndermişsin, eyvallah.
Bütün bunlar bu partiyi getirdiğin noktayı affettiriyor mu?
Parti içinde artık fazlasıyla dillendirilen tepkileri
çözüyor mu?
Mesela sana dert anlatmaya gelen çevrecileri kovuşunu
unutturuyor mu?
İstersen bunları düşün sonra il başkanlığına,
milletvekilliğine aday ol, için rahatsa tabi'¦
***
Edirne'de AK Parti son zamanlarda cadı kazanı gibiydi.
Neyse ki Belgin İba, il başkanı oldu da sanki sular biraz
duruldu gibi.
Hatırlayalım; önce AK Parti Merkez İlçe Başkanı Av. Çağrı
Muştu birden bire görevinden ayrıldı.
Ayrıldı mı, ayrılmak zorunda mı kaldı, bilmiyoruz.
Kol kırılır yen içinde kalır örneği, ayrılık nedeni dışarı
yansımadı.
Sonra AK Parti İl Başkanı İlyas Akmeşe görevinden ayrılmak
zorunda kaldı.
Onunkisinin bir zorunluluktan olduğunu biliyoruz.
Çünkü 'görevden alınıyor' söylentileri çıktığında onu arayan
muhabirlere 'görevimin başındayım' demişti.
'Görevinin başında' olan kişi bir gün sonra görevi
bırakıyorsa, bıraktırmışlar demektir.
Sonra AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı görevini yürüten Cem
Kürkçü birden bire o yoğun ziyaretlerini, programlarını, toplantılarını kesti
ve istifa etti.
Oysa partiye bir hareketlilik getirmişti.
İstifasının üzerinde tabii ki soru işaretleri var.
Üstelik Edirne İl Genel Meclisi Başkanı CHP'li Mehmet
Geçmiş'in 'Cem Kürkçü'nün kafasını kopardık' sözünün bir videoda kayıtlı olduğu
iddiasına şaşırmamak elde değil.
Bunu sordum Kürkçü'ye.
'Abi bundan daha doğal ne olabilir? CHP ve belediye başkanıyla
en çok mücadele eden benim' dedi.
Hayır, burada dolaylı yoldan AK Parti'nin iç işine karışmış
olmak yok mu?
Eliniz kolunuz o kadar mı uzun da rakip partilerin
yöneticilerini istifa ettiriyorsunuz.
'Cem Kürkçü'nün kafasını kopardık' lafının üstünde durulmalı
bence.