PROVOKASYON
Cüneyt Özdemir
Sadece gözleri görünen çarşaflı genç bir kadın Atatürk'ü
anma törenine katılanların yanından geçerken 'Bu bir kıyamdır, Allah'ın
kanununu bilmiyorsunuz, batılı inançları getirdi, yazılı kanunları kaldırttı,
putlara tapıyorsunuz, puta saygı duyuyorsunuz' filan diyor.
Açık bir provokasyon.
Yani o törende bulunanlar galeyana gelip kadına saldırsalar
rezaletin daniskası yaşanacak.
Allahtan Güvenlik Şubenin deneyimli ekibi orada da hemen
kadını oradan uzaklaştırmışlar.
Daha büyük olaylar yaşanmamış.
Kardeşim herkes Atatürk'ü sevmek zorunda değil.
Sen sevmeyebilirsin.
Ama milyonlarca seveni var.
Onu ne yapacağız?
Daha doğrusu herkesin sevdiği, inandığı, değerler ve kişiler
var.
Kimse kimseye zorla Atatürk'ü sevdirmeye çalışmıyor.
Mesela 'sen anma
törenlerine niye katılmıyorsun' diye senden hesap soran yok.
Sen orada ne arıyorsun ki?
Belli ki provokasyon çıkarmak için gelmişsin.
***
Üniversite öğrenciliğimde, arkadaşlarının etkisinde kalarak veya
kendi kendine aldığı kararla başörtüsü takan arkadaşlarım vardı.
Başörtü takılmasını izin yoktu o zaman.
Onlar haftada bir imza toplayıp başörtüsünün serbest olması
için okul idaresine verirlerdi.
İmza toplamaya benden başlarlardı bu arkadaşlar.
İşin başından beri düşüncem; başörtüsü bir simge değil de
masumane bir örtünme aracıysa isteyen herkes örtünsün.
Ancak başörtü takmanın da bir adabı olsun.
Mesela 10 Kasım provokatörü E. Ş., gibi bir örtünme şekli
olmamalı mesela.
İnsanın kimliği anlaşılacak şekilde yüzü bir görünsün değil
mi?
Üniversitelerde artık başörtüsü serbest.
E. Ş., Trakya Üniversitesi Fizyoterapi bölümü öğrencisi.
Merak ediyorum, üniversitede derse de böyle mi geliyordu?
***
FETÖ dava ve soruşturmalarında bir tavsama var gibi.
Artık kanıksama var.
Açılan davaların çoğu bitti, ceza alıp bu cezası üst
mahkemeler tarafından onananlar daha önce tahliye olmuş olsalar bile cezanın
kalan kısmı için teslim olmaya başladılar.
Edirne'de daha önce konuşulanların üzerine gidilmedi ya da
gidildi ve bir şey çıkmadı.
Mesela gazeteci Gökhan Tuzladan'ın geçmişte defalarca
gündeme getirdiği tapeler meselesinin üzerine gidildi mi?
Tuzladan, darbe girişimi öncesi Edirne Belediyesi'ndeki bazı
görevlilerin masalarında polis dinleme tapeleri gördüğünü ileri sürmüştü.
O dönem emniyetteki dinleme işlerinin başında FETÖ'yle
iltisaklı polis şefleri var.
'Tape' dedikleri de şu;
Polis yasal veya yasadışı bir şekilde bir kişinin telefonunu
dinliyor ve kaydediyor.
Sonra, oturup bu konuşmanın çözümünü yapıyor.
Yani kağıda döküyor.
İşte ona 'tape' deniyor.
İddialar doğruysa o tapeler belediyelerdeki bazı
görevlilerin masasında ne arıyor.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da geçmişte yaşanan bu
olayların üzerine gideceğini bir konuşmasında belirtmişti.
Ama henüz bir gelişme olmadı.
Tuzladan'ın iddiaları bu konuda önemlidir ve
araştırılmalıdır.
Yoksa 2014 Mart ayı öncesi Edirne Belediyesi'nde yaşandığı
ileri sürülen olumsuzluklar soruşturulmadan Edirne huzura kavuşamaz.
Önce o tapeler neden belediyedeydi?