Cüneyt Özdemir

Plana Bir Müellif Aranıyor..

Cüneyt Özdemir

Aslında ben planlamanın bir sonuca varmaması olasılığını güçlü olasılık olarak görüyordum. Birincisi yasal düzenlemeler yeni yapılmıştı ve bakanlıklar arasında planlama yetkisi konusunda açıktan bir savaş sürüyordu. Ülkemizde bu tür planlama pratiği son derece zayıftı, kaldı ki Trakya Üniversitesi de daha önce bir planlama deneyimi yaşamamıştı. Finansman sorunu bir süre sonra büyük boyutlara varabilir ve tıkanıklık yaşanabilirdi. Bu koşullarda bir noktada dursa bile ne yapılırsa bölgemiz için bir kazançtır diye düşünüyordum. Zaten benim yaşam felsefem de böyledir, hiçbir şey yapmayanlardan olmaktansa, olabildiği kadarını başarmaya çalışan biri oldum hep.
Ve Trakya Üniversitesi Senato Salonunda planlama toplantıları Sayın İnci başkanlığında ve geniş bir katılımla başladı. O yıllarda Karaağaç Tren Garı Binası Rektörlük olarak kullanılıyordu, yani bugünkü o sevimsiz rektörlük binası yapılmamış ve rektörlük Balkan Yerleşkesine taşınmamıştı. İlk toplantıda nereden başlamalı sorusuna yanıt aranırken bunun bir planlama işi olduğunu, işin başında bir plan müellifinin olmasının yasal zorunluluk olduğunu söyledim. Bunun üzerine Sayın İnci: Ben rektör olarak bu görevi üstlenebilirim' dedi. Ancak konunun teknik olması nedeniyle bir teknik eleman olmasının gerektiği uyarısı üzerine de her zamanki pratikliği ile o zaman Ömer olsun, o bir teknik eleman dedi. Neyse sonuçta Rektör Yardımcısı Prof Ömer Zaim'in kimya mühendisi olduğunu burada istenen müellifin planlama yetkisi olan bir teknik eleman olduğu konusu açıklığa kavuştu ve aramaya başlandı. Burada Rektör Osman İnci gibi Sayın Zaim'in de başından sonuna işin yönetiminde büyük bir istekle çalıştığını ve çok emek verdiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Ve sonunda aranan müellif bulundu, Yıldız Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Emre Aysu Planlama Ekibinin başına geçti ve sürecin sonuna kadar bu görevi sürdürdü. Hatta planlama süreci bittikten sonra da Ergene Havzası Çevre Düzeni Planının en ateşli savunucusu oldu, hatta kader onu en yakın arkadaşı Hüseyin Kaptan ile karşı karşıya getirdi. Rakip takımlarda teknik direktörlük yapan yakın arkadaşlar gibi kendi tezlerini kanıtlamaya çalıştılar. Sonunda Prof Dr. Hüseyin Kaptan pes etti ve bu alandan çekildi, ilerleyen haftalarda bu konudan yine söz edeceğim. Aslında ben Emre Aysu ve Hüseyin Kaptan'ın adlarını ilk kez Ege Özel Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu'nda ders verdikleri dönemde duydum. Ben de üniversite eğitimim öncesi iki yılımı teknik ressam olarak çalışarak değerlendirmekteydim.  Bir yandan özel proje bürolarında proje üretirken bir yandan da öğretim görevlisi olarak proje derslerine giriyorlardı. Sonra buradaki görevlerini bırakmak zorunda kaldılar, genelde yakın çevrelerine siyasi nedenle ayrıldıklarını söyleseler de, sorunun kaynağının farklı olduğunu biliyorum. Neyse sonuç olarak iki arkadaş birlikte İzmir'den İstanbul'a gelerek görevlerini Yıldız Yüksek Teknik Okulunda sürdürdüler. Bizim de yıllar sonra yollarımız yeniden kesişmişti.
Planlama ekibi de hızla oluşturuldu, ben de o ekibin içinde yer aldım. Son derece iyi niyetli ve inançlı bir topluluk bir araya gelmişti. Deneyim eksikliğini, inanç ve emekle kapatan ekip planlama çalışmalarında büyük bir iş başardılar. Aslında Ülkemizde Metropolitan Planlama Büroları deneyimini saymazsak Bölge ölçeği çok çalışılan bir plan türü değildi. Kaldı ki proje müellifi olan Sayın Aysu'nun kariyerinde de bu ölçekte bir planlama deneyimi yoktu. Hatta yönettiği doktora tezlerinde de bu ölçek hiç ele alınmamıştı. Bir önemli sorun da Sayın Aysu'nun lisans ve lisansüstü eğitiminin Şehir ve Bölge Planlama değil Mimarlık olmasıydı. Mimar plancıların diğer meslektaşlarına göre tasarım gücü yüksek olmakla birlikte, sosyal ve ekonomik konuların ele alınmasında ve bunların planlama sürecine aktarılmasında sorunlar yaşadığı bilinen bir gerçekti. Ancak o gün şikayet etme mazeret üretme değil, karınca kararınca planlamaya katkıda bulunma günüydü.

Bu güne değin bu konuların hiçbirini dile getirmedim, dönem olarak ekonomik çalkantılar ve kriz günleri olmasına, kişisel olarak iş yaşamımda büyük zorluklarla boğuşmama karşın sürece katkılarım oldu. O telaşlarım arasında planlama çalışmalarına vakit ayırdım. Ve sonunda Bakanlığın verdiği o mütevazi para ekipte çalışanlar arasında bölüştürüldü. Ben payıma düşeni de almadım.
 
Daha yeni başladık. Devam edeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları