PLAN YA DA PLANSIZLIK - BİLGİ YA DA CEHALET
Cüneyt Özdemir
Bilgisizlik veya daha ağır ifadeyle cehalet cesaret getirir. Yeterli bilgiye sahip olmayanlar çoğu kez yanlışları bile doğruymuş gibi, yüksek sesle savunurlar. Hele kentler, plan ve planlama söz konusu olunca hepimiz birer uzman kesiliriz.
PLAN BİRGÜN HEPİMİZE GEREKİR'¦
Önce bir gerçeği dile getirmek zorundayım. Edirne İl Çevre
Düzeni Planı yapımı aşamasında çok geniş bir cepheyi karşıma almak zorunda
kaldım. Bir yanda 'plan yapılmamalı' tezini savunan meslek odaları ile siyasi
parti yöneticileri, diğer yanda ise İstanbul'un çıkarlarını savunan ve Trakya
planlarının teslim edildiği IMP ekibi. Sonuç olarak yüze yakın maddenin
değişikliği ile onayladık planı. Ve o dönemde dört bir yandan ağır
eleştirilerle yıpratıldım. Daha sonra onaylı planda tarım alanlarında
yapılabilecek yapılara ilişkin kısıtlamalar İl Genel Meclisi ve Edirne Belediye
Meclisi tarafından büyük ölçüde hafifletildi. Ancak ne odalar ne de başka
dostlarımızdan en ufak bir eleştiri gelmedi. Ne diyelim, canları sağolsun'¦
Bugün çok mutluyum, Saroz Körfezi'ne yapılmak istenen ve
büyük tepki çeken Yüzen Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) tartışmalarında
Edirne İl Çevre Düzeni Planı karşı çıkanlar tarafından önemli bir yasal dayanak
olarak tanımlanıyor. Bu alanda yıllardır saygı duyulacak bir mücadele sürdüren
hukukçuların ağzından bunları duymak benim için yeterli bir onur belgesi.
Ben savunduğum bir tez, önerdiğim bir proje kabul gördüğünde
mutlu olurum. Kimin ele aldığı, kimin sahiplendiği de çok önemli değil. Benim
doğru olduğunu düşündüğüm bir konunun gündeme gelmesi ve uygulanmasından daha
güzel ne olabilir ki?
PLAN DEDİĞİN NE Kİ?
Genellikle meslekten olmayanların, ancak ne yazık ki bazen
yakın mesleklerden dostlarımızın da dile getirdiği bir tez var: 'Planlama
dediğin Kaleiçi gibi olmalı, cetvelle çizilmiş dümdüz yollar, yani bir ucundan
bakınca diğer tarafı görülmeli'¦'
Kaleiçi'nde büyük yangınlardan önce sokaklar nasıldı, evler
nasıldı biraz araştıranlar görecektir. Ayhan Tunca dostumuzun yazılarını
okusalar bile yeterli olurdu. Cumbalardan birbirine tuzluk verecek kadar dar
sokaklar vardı Kaleiçi'nde, insanların doğal olarak geliştirdiği tüm tarihi
kentlerde olduğu gibi. Halen yaşayan Antalya, Diyarbakır, İstanbul'da kaleiçi planlarına
bir bakın. Örneğin Antalya Kaleiçi gibi eğimli bir yerde cetvelle yol nasıl
yapabilecektiniz. Edirne Kaleiçi 20. Yüzyılda bu hale getirildi. Neredeyse
tamamı yanmış, yıkılmış bir alanda genellikle yapıldığı gibi birbirini çizen
doğrusal yollar oluşturuldu. İyi mi oldu? Bana göre kimliksiz'¦
BARSELONA ÇOK MU İYİ PLANLANMIŞ?
Hayran olunan, iyi pazarlanan kentler var dünyada. Barselona
da en başta gelen örneklerden. Kuş bakışı bakıldığında kent planıetkileyici bir
grafik. Cepheler özgür mimarların fantezileriyle muhteşem birer fotoğraf ögesi
olmuş. Turistler için bol anı fotoğrafı, meslekten dostlar için de; Antoni GaudÃ
ya da tam adıyla Antoni Plà cid Guillem Gaudi'nin tasarladığı Art Nouveau
akımının en çarpıcı örneklerinden oluşan bir sunum dosyasıdır Barselona.
Ancak size kötü bir haberim var. Hiçbir kentte yaşayanlar her
gün kuşbakışı görmüyorlar mekanlarını. O cephelerin her gün fotoğrafını da
çekmiyorlar. O yapıların içinde geçen bir yaşam var. O konuda bir tanığa
bırakacağım sözü. Ülkemizden Barselona'ya göçen Aslıhan Yıldırım şöyle
anlatıyor:
'Yeni hayata önce bir
ev kiralamakla başlamak gerekiyor tabi. İsteğim bir ay içinde burada bir ev
kiralamaktı. Aralık ayında ev aramaya başladım. Ev ilanlarında, '˜çok ışık
alıyor' diye bir ibare görürsünüz, en başta buna anlam veremiyordum. Ev tabi
ışık alır, ışıksız ev mi olur?Ama bir kaç ev görmeye başlayınca anladım.
Binaların yapılarından dolayı Barselona'da ışık alan ev çok az ya da evlerin en
fazla bir odası ışık alır. Diğer odalar, mutfak, banyo hepsi aydınlığa bakar.
Evlerin içleri de alışık olmadığımız kadar biçimsizdir. 60 m2'lik evler küçük
küçük karanlık odalara bölünüp üç oda yapılmıştır.'
http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/barselonada-yeni-hayat-40888305
Ya işte böyle. Merak edenler linki tıklayarak Yazının
tamamını okuyabilirler.
KAPI KAPI DİLENME ZAMANI BAŞLADI'¦
Bizi unuttunuz sanmıştık. Bir daha mahallemize işyerimize
gelmezsiniz diye düşünüyorduk. Gezenlere laf sokmayı bile denediğiniz vardı.
N'oldu, hareketlendiniz? Şimdi birileri hadi başka kapıya derse ne olacak?