Perhizde lahana turşusu yemek
Cüneyt Özdemir
Oysa bu kule radarların yeniden faaliyete başlayacağını ilk önce GÜNDEM Gazetesi yazmıştı.
Dönüp baktım, 10 Haziran 2019'da yazmışız.
Hatta bunun üzerine bir meclis toplantısında AK Partili
üyeler Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'a bu işin aslı astarı olup
olmadığını sordu.
O toplantıda ben de vardım.
Gürkan'ın cevabı mealen şuydu:
'Yazan arkadaş burada, keşke mecliste söz hakkı olsa da bu
yazdığı haberin kaynağını açıklasa.'
Tabii ki beni kastediyordu, üstelik bir taşla birkaç kuş
vurma niyetindeydi.
Yani hem bizim haberimizin yanlış olduğunu ima ediyordu, hem
beni 'yalan haber yazan gazeteci' sınıfına sokuyordu, hem de 'Bunların yazdığı
hiçbir şeye inanmayın' demeye getiriyordu.
Ben haberimden emindim.
Çünkü belediye meclisinde Elektronik Denetleme Sistemi (EDS)
konusunda danışmanlık yapmak üzere Acun Ilıcalı'nın amcası, eski AK Parti
milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı'yla anlaşma imzalamak için yetki
alıyorsun.
EDS demek; kule radarları da içine alan bir elektronik
sistem demek.
Ama o gün Gürkan'ın bu yöndeki açıklamasından sonra hem
meclis üyeleri, hem de yerel basın 'böyle bir şey yokmuş, GÜNDEM yanlış haber
yapmış' diye düşündü.
Ama gerçeklerin de eninde sonunda ortaya çıkma huyları var.
Ben kule radarlara veya sürücülerin radarla kontrol
edilmesine karşı değilim, onu başından söyleyeyim.
Ama kule radarlar vatandaşın büyük tepkisiyle karşılaşmıştı.
Üstelik vatandaşa tuzak kurarak ceza yazılıyordu.
Genellikle yakın mesafelere kurulmuştu.
Kim ne derse desin, bu tür sistemler belediyeler için para
kaynağı.
Genellikle belediyeler 'insan yaşamı, insan sağlığı'
üzerinden dem vurup bu işin ajitasyonunu yaparlar ama son tahlilde belediyeye
maddi kaynaktır.
Önemi de yok zaten.
Oyun kurallarına göre oynanırsa yani vatandaşa tuzak
kurulmazsa, 100-200 metrede bir kule radar konmazsa bundan kim rahatsız olur?
Şimdi gelelim bu kule radar meselesini bugün neden aldığıma.
Geçtiğimiz günlerde bir yerel gazeteye CHP Edirne İl Başkanı
Fevzi Pekcanlı, radar cezalarıyla ilgili bir demeç vermiş.
Gazete 'Pekcanlı'dan radar isyanı' demiş.
Yine haberden mealen aktarıyorum, demiş ki; '20 günde
Edirnelilere 1,5 milyon liralık trafik cezası kesilmiş. Edirneli bu cezalardan
bıktı.'
Pekcanlı, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
Bu isyanın kime; radarla trafik denetimi yapan polise değil
mi?
Senin bu söylediklerinle senin partili belediye başkanı
Gürkan'ın söyledikleri arasında bir tezat yok mu sence?
Senin belediye başkanın kule radarlarla denetim yapacak,
ceza kesecek ve bu cezalardan belediye olarak pay alacak.
Ona niye bir şey söylemiyorsun mesela?
Yoksa unuttun mu?
Yahu bizim dönemimizde ilkokul öğrencisine atasözleri ve
deyimleri hem de anlamlarıyla ve de örnekleriyle öğretilirdi.
Senin ilkokul öğretmenin sana 'Bu ne perhiz, bu ne lahana
turşusu' diye bir deyim öğretmedi mi?
Bak şimdi; Gürkan 'perhiz' diyor, sen diyorsun ki 'lahana
turşusu.'
Uydu mu şimdi bunların ikisi?
Lütfen!
***
Pandemi nedeniyle cenaze törenlerinden kısıtlama var, ölen
arkadaşlarımızın, dostlarımızın son yolculuklarında bulunamıyoruz.
Dün ve önceki gün iki dostumu ebediyete uğurladık.
Bir dönem GÜNDEM'de stajyer olarak çalışan Gökçe'nin babası,
benim ise kadim dostum Sebahattin Paluzar ile yıllar önce memur sendikalarının
kuruluş döneminde tanıdığım iyi insan, iyi dost İncihan Çağlayan artık aramızda
yoklar.
Ruhları şad olsun!