Cüneyt Özdemir

PAZARTESİ'NİN GELİŞİ

Cüneyt Özdemir

Bugün Cuma, bugünü saymayın, geçti gitti.
Önümüz Cumartesi, Pazar, hafta sonu yani.
Havalar düzeldi, yapacak bir sürü iş, gezilecek bir sürü yer var.
O iki gün de su gibi akıp geçecek.
Geldik Pazartesi'ne, listeler bugün belli oluyor ama akşam saat 17.00'de.
Asıl Pazartesi geçmez ya da başka bir deyişle akşam saat 17.00 olmaz.
Biz de merakta olacağız ama bazı aday adayları için Pazartesi yılın belki de en uzun günü olacak.
Listeler açıklandıktan sonra elbette küskünlükler, kenara çekilmeler olacaktır.
Bunları hep birlikte göreceğiz.
Pazartesi'nin gelişi Pazar'dan bellidir çünkü.
***
Önce akşam FOX'ta Muharrem İnce'yi izliyorum.
İnce, formunda, her soruya cevabı var.
Daha önce yazmıştım, İnce kendi ekibindeki bir grup milletvekili için Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'ndan kontenjan istediği çok yoğun olarak konuşuluyor.
Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu'nun birinci sırada olması muhtemel.
Edirne'deki sıralamada Erdin Bircan, İnce'nin kontenjanından ikinci sırada olacak diye düşünülüyor.
En azından planlar böyle.
Konuştuğum bazı CHP'liler böyle bir kontenjanın mümkün olmadığını söylüyor.
Acaba duyduklarımızda biz mi yanılmıştık?
FOX'ta İnce'yi izledim dedim ya orada satır arasında bir şey söyledi.
Mealen aktarayım; 'Çalışma arkadaşlarımın seçilecek yerlerden gösterilmesini isteyebilirim' dedi.
Ne demek bu?
Edirne'den Erdin Bircan gibi ekipteki arkadaşları için seçilecek yer istedi demek ki.
Ancak Bircan'ı buradaki parti örgütleri istemiyor.
Neden? Çünkü kendi adayları var Çiğdem Gegeoğlu gibi, Ediz Ün gibi'¦
Örgütün bu tepkisine Muharrem İnce'nin Edirne mitingi için gelişinde 'Siz niye sıralamalara karışıyorsunuz?' diye çıkıştığı kulislerde konuşuluyor.
Bu gelişmelerden sonra en çok merak ettiğim CHP'nin ikinci ve üçüncü sırası kimlerden oluşacak.
Dördüncü sıra mı, orada kimse olmak istemez diye düşünüyorum.
***
Geçtiğimiz günlerde Haber Türk'te yayınlanan ve Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'ın konuk olarak katıldığı bir programın bir bölümünü izledim.
Program Gürkan'ın icraatlarının halka sorulması ve teyit alınması ayrıca 24 Haziran'da bir değişimi destekleme üzerine kurgulanmış gibiydi.
En azından ben öyle anladım.
Ancak programın gerçekleşmesi öyle olmadı.
Muhabir ve kameraman Pazarkule'ye gidiyor, orada Edirne'ye bir turla gelen yerli turistlere rastlayıp değişim soruyor.
Millet diyor ki 'İktidar gayet güzel çalışıyor, bir şeyin değişmesine gerek yok.'
Selimiye Camii'ne gidiyorlar, avluda konuştukları mealen 'İktidardan memnunuz' diyorlar.
Başkan Gürkan'a bir kamera şakası gibiydi resmen.
***
Bundan birkaç ay önce bazı yerel gazeteler el değiştirirken işin ayırdında olmayan bazı çevreler 'Gazete bu kadar karlı bir iş mi?' diye sordular.
Elbette gazete karşı bir iş değil, gazete, bugüne kadar gazetecilik alanında bir faaliyeti olmamış kişi ya da gruplar tarafından alınıyorsa çeşitli nedenleri olabilir.
Örneğin siyasi neden; taraftarı olduğun bir partiyi ve siyasiyi destekleme amacı olabilir.
Yine örnek verecek olursak ekonomik neden; ticari işlerini kolaylaştıran bir araç olabilir basın.
Şimdi gördük ki, bir gazete AK Parti İl Başkanı Nesim İba'ya savaş açtı.
Çarşamba ve Perşembe günkü manşetlerinde İba'ya ve AK Parti'ye, gazetecilik deyimiyle çaktı.
Hele 'Çiçek Abbas' filminden alınmış bir sahneye yapılmış montajla ve de Uzunköprülü gazeteci Hüseyin Topçu'dan ödünç alınmış bir üslupla atılan manşete çok güldüm.
Nedendir bilinmez; İba'nın gazetesinden henüz bir karşılık yok.
AK Parti ve İba sessizliğini daha ne kadar korur bilinmez.
Belki de milletvekili aday listelerinin açıklanmasını bekliyorlardır.
Olamaz mı?

Yazarın Diğer Yazıları