Öğrenmenin Zevkini Yaşamak
Cüneyt Özdemir
Hele YÖK'e bağlı yüksekokul ve fakültelerde Avrupa'daki bazı ülkelerin nüfusundan daha çok öğrenciye sahip olmamız, bizi ülkemizde devasa bir eğitim ordusunun bulunduğu sanısına götürebilir. Daha da ileri giderek ülkemizde başta eğitim olmak üzere sağlık, tarım, ticaret ve daha başka alanlardaki üretim ve uygulamaların bilimsel yöntemlere uygun olarak yapıldığına dair yaygın bir kanaat uyandırabilir.
Eğitim, birey, aile ve toplumu dönüştürücü bir süreçtir. Ona
bu açıdan yakından baktığımızda ve onu ilkokuldan üniversiteye kadar özüne
uygun bir şekilde uygulayarak nesilleri yetiştirdiğimizde, ülkemizin geleceğine
dair hayaller ve umutların gerçekleşmesinin, zamanı gelen bir gül bahçesindeki
güllerin açılması gibi doğal bir gelişme olduğunu görürüz.
Fakat hemen belirtmeliyiz ki göstergeler bunun aksini
söylüyor'¦
Çağdaş anlamda eğitim sistemi, her biri diğerini karşılıklı
olarak etkileyen dört işlemi içeren bir dizgedir. Söz konusu dört işlemi şöyle
sıralayabiliriz: Yönetim, öğretim, öğrenim ve program. Başarılı bir eğitim
sistemi, bu dört işlemin eğitim kurumlarında zamanında ve tam olarak yapıldığı
sistem demektir. Kolayca görüldüğü gibi, bir eğitim sisteminin başarıyla
işleyebilmesi için devleti, öğretmeni, öğrenciyi ve programı ilgilendiren
yönleri vardır. Biz burada sadece öğrenimi, dolayısıyla öğrenciyi, ilgilendiren
yönü üzerinde kısaca duracağız.
Öğrenim, çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin, kısacası öğrencilerin
bir meslek veya iş için gerekli bilgi, beceri ve uygulama yetisini kazanmak
amacıyla eğitim kurumlarında yaptıkları işitsel, görsel ve deneysel
çalışmalardır. Öğrenciler bu amaca nasıl erişebilirler? Daha ziyade
yükseköğretim kurumlarının sosyal bilimler dallarında öğrenim gören
öğrencilerin kurum içindeki davranışlarını göz önünde bulundurarak
öğrenimlerini kolaylaştıracak ve zevkli bir duruma getirecek yolları bulmak
zorundayız. Bunların başında öğrencilerimize öğrenmek zevkini tattırmak gelir.
Yeri geldiği için o ünlü fıkrayı tekrar edeceğim. İlk çağların ünlü filozofu
Aristo, altmış yaşında saz çalmayı öğrenmeye başlamış!... Bir gün arkadaşları
ona bu yaştan sonra saz çalmayı öğrenip ne yapacaksın? Diye sormuşlar.
Filozofun verdiği cevap, bütün eğitimcilerimiz için bir ders
mahiyetindedir: 'Yeni bir bilgi edinmenin zevkini yaşayacağım'. Öğrencilerimiz
için bilgi edinmeyi bir zevk haline getirdiğimiz gün işlerimiz
kolaylaşacaktır.
Fakültelerdeki öğrencilere öğrenmeyi bir zevk haline getirecek
başlıca yollar:
* Derslere devam etmek. Öğrenciler hocalarının derslerine
devam etmelidir. Dersin incelikleri derste öğrenilir.
* Öğrenciler ders hocasının yazı ve kitaplarını öncelikle
okumalıdır. Aynı alandaki başka hocaların yazı ve kitaplarını okumak bundan
sonra gelir.
* Öğrenciler sözlük kullanarak kitap okumalıdır. Bilim ve
sanat değeri taşıyan kitaplar sözlük kullanılarak okunur. Bir bilim eseri,
konusunu genel dildeki kelimelerin yanında, o bilim dalının terimlerini de
kullanarak anlatır. Terimlerin anlamını bilmeyen bir öğrenci o kitabı
anlayamaz. Bunun gibi bir sanat eseri, bir edebiyat eseri de konusunu genel
dildeki kelimelerin sözlükteki gerçek an lamlarının yanında mecaz, yan anlam,
sapma ve alışılmamış bağdaştırma tarzındaki kullanımlarla da anlatır. Okuyucu,
kelimenin metindeki anlamına bunlar vasıtasıyla ulaşabilir. Kelimenin anlamı
bağlamındadır. O bağlama da konuyla ilgili ön bilgilerin yanında kitap okurken
sözlük kullanmak vasıtasıyla ulaşabiliriz.
Örneğin
İstiklal Marşı'mız 'korkma' kelimesiyle başlar. Sıradan bir okuyucu bu kelimeye
ilk aklına gelen 'ödleklik' anlamını verir ve bu tavrını, sözlüğe bakmadan okumak
tavrını, sonuna kadar sürdürürse boşuna kürek sallamış olur'¦ Beyhude bir
yorgunluğa girişmiş olur'¦
Okuduğunu
anlama konusunda yapılan araştırmalar bu acı gerçeği ortaya koymaktadır. Yerli
PİSA'ya göre Türk öğrencilerin yüzde 66'ı okuduğunu anlayamıyor!.. Bunun temel
sebebi, öğrencilerimizin ilkokuldan itibaren sözlük kullanmak alışkanlığını
edinmemeleridir. Bu alışkanlığı artık en geç lisede öğrencilerimize kazandırmak
durumundayız. Meslek sorumluluğuna sahip öğretmenlerimizin bu olumlu
alışkanlığı öğrencilerimize kazandıracaklarına inanıyoruz.
* Bu konuya devam edeceğiz.