Öğrenmenin Zevkini Yaşamak: 2
Cüneyt Özdemir
Daha ziyade başta Türk dili ve edebiyatı bölümleri olmak üzere çeşitli sanat dallarındaki programları takip eden öğrenciler, her şeyden önce kayıtlı bulundukları bölümün derslerinden sorumludurlar. Bu dersler onlara hem yeni bilgiler öğretecek, hem ilerde çalışma hayatında iyi bir gelecek hazırlayacaktır.
'¢ Sanat Eserini Çözümleme Yöntemlerini Öğrenmek:
Sosyal bilimlerin sanat dallarındaki bir programa kayıtlı
öğrencilerin edinecekleri ilk bilgi, 'sanat'ın ne olduğu bilgisidir. Resim,
müzik, mimarlık başta olmak üzere her sanat eseri karşısında olduğu gibi, bir
edebiyat eseri olan hikâye, roman ve şiir '¦ karşısında da değişik tavırlar
alınabilir. Onları şöyle sıralayabiliriz: Okum, yorumlama ve çözümleme.
Okuma, herkesin gösterebileceği bir tavırdır. Bazı insanlar,
örneğin bir manav, berber, kuaför, ev hanımı'¦ hoş vakit geçirmek, eğlenmek,
gibi amaçlarla hikâye, roman, tiyatro eseri veya bir şiir kitabı okuyabilir;
ondan zevk alabilir veya almayabilir. Bunların sebeplerini açıklamak ihtiyacını
duymayabilir, zaten kimse ondan bunları isteyemez.
Yorumlama, bazı insanlar bir adım daha ileri giderek
seyrettikleri bir resim, dinledikleri bir müzik veya okudukları bir edebiyat
eserini yorumlamaya kalkabilirler. Buradaki yorumlama seyirci, dinleyici veya
okuyucunun sanat eserinden aldığı olumlu veya olumsuz izlenimleri sözlü veya
yazılı olarak ifade etmesidir. O bu aşamada tam bir özgürlüğe sahiptir.
Tercihlerini açıklamak veya ispatlamak zorunda değildir. O, sadece kendi
kişisel izlenimlerini ortaya koymakla yetinebilir. Kimse ondan daha ilerisini
bekleyemez.
Çözümleme, bazı insanlar, seyrettikleri resim, dinledikleri
müzik veya okudukları bir edebiyat eserini, sözgelişi bir hikâye, bir roman
veya bir şiiri çözümlemeye kalkabilirler. Çözümleme sanat eseri karşısında en
ileri düzeyde alınan bir tavırdır. Çözümleyici, eline aldığı edebiyat eserini
okur, yorumlar ve çözümleyerek yargılar ve bütün bunları metne dayalı olarak
yapar. Ona edebîlik/sanatsallık özelliğini kazandıran vasıfları, mecazlar,
sapmalar, alışılmamış bağdaştırmalar ve söz sanatlarını, yine metne dayalı
olarak gösterir. Edebiyat eserinin bütünlüğünü sağlayan unsurları tek tek
inceledikten sonra, o unsurlar ile bütün arasındaki uyum ve dengeyi, yine
metinden kalkarak örneklendirme yöntemiyle gözler önüne serer.
Sanat eserini çözümleme işlemini sanat dallarında öğrenim
gören öğrenciler, donanımlı öğretmenler, öğretim üyeleri ve eleştirmenler
yapabilir. Buna göre sanat dallarında öğrenim gören öğrencilerden, 'sanat'ın ne
olduğunu öğrenmenin hemen devamında, bir sanat eserini 'çözümleme'yi de
öğrenmeleri beklenir. Bu biraz da deneme yanılma yoluyla kazanılan bir
beceridir. Bu noktada şunu da söylemek durumundayım. Üniversitelerimizin sanat
dallarında öğretim yapan fakültelerinde sanat eserlerini çözümleme konusunda
yerleşmiş yöntemler yoktur. Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Bilge Ercilasun,
Sabahattin Eyüboğlu, Şerif Aktaş, İsmail Çetişli, Doğan Aksan, Fethi Naci,
Nurullah Çetin, Halûk Harun Duman'¦ hocalarımızın konuyla ilgili kitaplarında
uyguladıkları yöntemlerin adları ile içerikleri farklı farklıdır'¦ Bu durumda
öğrencilere düşen, önce kendi hocalarının yöntemini iyice özümsemektir. Bu farklılığın biraz da konunun tabiatından
ileri geldiğini söyleyenler vardır.
Bize göre ise bunun temel sebebi 'sanat'ı algılayışımızdaki
farklılıktır. On dokuzuncu yüzyıldan beri sanatı, genelde Batı'nın köklerinden
beslenen düşünürlerin tarif ettikleri gibi algılıyoruz. Sanatı algılayışımız
farklı olunca ona yaklaşım yöntemlerimiz de doğal olarak farklı olacaktır.
Burada söyleyebileceğimiz, edebiyat tarihimizde on dokuzuncu yüzyılın ikinci
yarısından itibaren Recaizade Mahmut Ekrem'le başlayan köklerimizden tüten bir
edebiyat ve sanat anlayışını inşa etmemiz gerektiği düşüncesidir.
Fakültelerimizin güzel sanat dallarında kayıtlı
öğrencilerimizin, hocalarının yol göstericiliğinde, bu inşaya başlamaları için
en uygun çağlarında olduklarını düşünüyoruz.