'Peki sen ne arıyorsun oralarda?' diyenler var gibi.
Zaman zaman yolum Svilengrad'a düştüğünde kumarhaneleri kolaçan ederim.
Bilen bilir; kumarla işim yok, iki hafta üst üste bayide Loto oynamayı bile beceremedim şimdiye kadar.
Bir bakıyorsunuz işadamları, esnaflar, memurlar, emekliler, sanayi sitesinde usta ya da kalfa olarak çalışanlar, kimi ararsan orada.
Herkes şans arıyor.
Parasızlıktan bıkan umudunu oraya bağlamış.
Esnaf 'Ya çıkarsa fena mı olur' diyor.
Oysa eldeki avuçtakini de oraya kaptırıyor.
Aile bütçesi açık veren memur, 'Belki üç beş Euroyu kumarda kazanırım da bir eksiği gideririm' derdinde.
İşadamları 'Stres atıyoruz' diyorlar ama onlar da büyük oynayınca büyük kaybediyorlar.
Velhasıl, eldeki avuçtakini Bulgaristan'daki kumarhanelere yatırıyoruz.
Şimdilik duyduğumuz çok fazla yıkım yok.
Varsa da dışarı yansımış değil.
Yani evini satıp kumara yatıran ya da kumar borcunu ödeyeni duyuyoruz.
Ama o kumara bulaşmış çevreyi bilenlerin anlattığı bir şey var.
Aile faciaları, büyük yıkımlar yakında deniyor.
Kumar belasının kurtuluşu yok, kazananı olmamış bugüne kadar.
Ben de korkuyorum öylesi yıkım ve facialardan.
Peki devlet ne yapıyor?
Tümden oralara gidişi yasaklasa olmaz, başı boş bıraksa o hiç olmaz.
Edirne Valiliği biraz da OHAL'i fırsat bilerek hiç olmazsa kamu kesimindeki memurları frenlemeye çalışıyor.
Valilik gün geçmiyor, yurtdışına çıkışları düzenliyor.
Çözüm yine yok, yine gidiyor millet, kumarhaneler ağzına kadar dolu olmasa da çalışıyor, oradaki çarklar elini, kolunu kaptıkları kurbanları içine çekmeye, öğütmeye devam ediyor.
Kısacası bir tek devletin çıkışları kısmasıyla çözülemiyor bu sorun.
O zaman iş sivil toplum kuruluşlarına, bir takım sivil inisiyatiflere, siyasi partilere, yerel yönetimlere, meslek örgütlerine kalıyor.
Bu sorunu mutlaka çözmek gerekiyor.
Yoksa yeni nesillerin zaten biraz belirsiz olan geleceği tamamen kararacak.
İnsanlar çocuklarına miras olarak mal, mülk, para yerine kumar borcu bırakacak.
Edirne'de bu konuda bir sivil inisiyatif oluştuğunu biliyorum.
Sessiz ve derinden çalışıyorlar.
Ancak bunu açıklamak bana düşmez.
Belki bir gün basının karşısına geçip yaptıklarını, yapacaklarını anlatırlar, kamuoyu da bilgilenir.
Ama sevdiğim bazı ağabeylerimin de aralarında bulunduğu bu inisiyatif güzel işler yapıyor, yapacak da emin olun'¦
***
Bulgaristan'daki kumar kötü bir şey, paramız, geleceğimiz oraya gidiyor.
Peki ya Yunanistan'¦
Parası olan gidip orada yemek yiyor, oturuyor, çay, kahve içiyor, dönüyor.
Dönüşte de herkes Yunan tarafındaki free '“ shop'a uğrayıp en azından hakkı kadar olan sigara ve içkiyi alıp bu tarafa getiriyor.
Para nerede kaldı? Tabi ki Yunanistan'da.
Oysa bizim tarafta da free-shop var.
Fiyatlar Yunanistan tarafıyla aynı seviyeye getirilsin, Türkler dönüşte alışverişi Türk tarafında yapsın, para Türkiye'de kalsın, fena mı olur?
***
Geçen gün bir okuyucumuz ve de benim yakın dostum ağlayarak aradı, aslında yurtdışında yaşıyor, izne gelmiş. 'Hayrola' dedim, 'ETUS şoförünün benim yaşlı annemi üzmeye ne hakkı var?' diye sordu, hıçkırıklara boğulmuş ağlarken. ETUS'un her iki başkanı (Recep Gürkan da Hakan Giyik de) isterlerse o arkadaşımın telefonunu verebilirim. Sorun çözmek istiyorsanız ararsınız, size kalmış'¦