Ne güldüm ama
Cüneyt Özdemir
Beni bir gülmek aldı.
Uzun bir
süre güldüm.
Sonra
bizim muhabir çocuklar 'Bizim müdür galiba sıyırdı, kendi kendine gülüyor'
diyecekler diye korktum.
Kendimi
frenledim.
Elinden
tutan yok, ETUS'u örnek alsın almasına.
Ama
şunlara da hazır olsun;
Balık
istifi taşınma.
Vatandaşa
kötü davranma.
Devletin
çıkardığı yasayla ücretsiz taşınan 65 yaş üstü vatandaşlara 'cenaze' denmesine.
Duraklarda
uzun süre bekleme.
Muayenesiz
araçlarla yolcu taşıyarak insanların can güvenliklerinin tehlikeye atılması.
Fahiş
fiyat.
Fazla
konuşan, tepki gösteren yolcuya dayak.
Aklıma
şimdilik gelen bunlar.
Yalnız
orası Edirne değil Kırklareli.
Kırklareli
halkı örgütlü hareket etmeyi sever.
Kırklareli'ndeki
toplu ulaşım, ETUS'u örnek alarak yukarıda saydığım hal ve hareket içinde
olursa ya yolcusuz kalır ya da oradaki şoförler halktan dayak yer.
Haberleri
olsun'¦
***
Gelelim
bazı gazetecilerin ekranlarına düşen siyasi bir açıklamaya.
O
gazetecilerden birisi de benim.
CHP Edirne
Taban Hareketi'nden gelen açıklamada yakında başlayacak mahalle delege
seçimleri için boykot çağrısı var.
CHP içinde
etkin ve Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'ı başından beri destekleyen
birkaç haber kaynağımla konuştum.
Delege
seçimleri öncesinde yönetime yakın bazı kişiler mahallelerde kayıtlı bulunan
üyelerle toplantı yapıyor.
Bazı
yerlerde toplantıya bir veya iki kişi geldiği bilgisini aldım.
Yüzlerce
üyesi olan bazı yerlerde ise 5 veya 10 kişinin toplantıya geldiği belirtiliyor.
Durum
böyleyse partide durum kötü.
Sokaktaki
vatandaş çok farkında değil ama gerçekten CHP'de durum kötü.
Parti
'sen, ben, bizim oğlan' ile dönüyor.
Partinin
halkla, vatandaşla bir ilgisi kalmamış.
Belediyeyle
işi olan, yakınları belediyede çalışanların dışında partiye uğrayan yok.
Es kaza,
dert anlatmaya gidenleri de İl Başkanı Fevzi Pekcanlı'nın kovduğunu basın
günlerce yazdı.
Neden
gitsin insanlar.
Oraya bir
aidiyetleri yok.
İşte bu
yüzden Taban Hareketinin boykot çağrısı tutabilir.
Boykot
çağrısının bir yerinde bildiriyi kim kaleme aldıysa epey bir diplomatik
davranmış.
Örneğin
'Şehrimizde parti içerisinde yıllardır yaşanılan sıkıntı, demokrasinin
yerleşmemesi, üyelerin büyük bir kısmının kurumdan beslenen ve bu nedenle
kuruma biat eden kişilerden oluşmasıdır' denmiş açıklamada.
Burada
'kurum' belediye oluyor tabi.
Çünkü
parti ile belediye birbirine girmiş.
Oysa
CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu belediye işleri ile parti işlerinin
ayrı olmasını ısrarla savunuyor.
Ama kime
anlatıyorsun?
Belediyede
kim iktidardaysa partiyi de tahakküm altında tutuyor.
O yüzden
de belediye yönetiminin isteği dışında partide yaprak kımıldamıyor.
***
Parti ve
belediye deyince şu 'bacanak' konusunu hatırladım.
Konu
sosyal medyada çok döndü.
Kim bu
bacanak?
Kimin
bacanağı?
Nasıl bir
olaya karışmış?
Buraya
sıkıştırmayalım konuyu, bir sonraki yazıya bırakalım?