Ne garip değil mi?
Cüneyt Özdemir
Hayvan Polisi şikayet hatları mevcut ve hayvana şiddet ya da tecavüzün cezası 20 bin Avroya kadar para ve 3 yıla kadar hapis cezası. Belçika'da hayvanlara kötü muamelenin cezası 100 bin Avro ve 2 yıl hapis. Ağır vakalarda ise bu rakam 300 bin Avroya kadar çıkabiliyor. Almanya'da hayvanlara işkence ve tecavüz tarzı suçlar 3 yıl hapis ve 25 bin Avro para cezası ile cezalandırılıyor. İspanya'da 300 Avrodan 90 bin Avroya kadar para cezası yaptırımı var. İngiltere'de 6 ay hapis ve 20 bin Sterlin para cezası var. İsveç'te kötü muameleye 2 yıl ceza alıyorsunuz ve normal şartlarda hayvanınızı dışarıda 2 saatten fazla bağlı tutamıyorsunuz. Ülkemizde ise hayvanlar 'mal' olarak kabul edildiği için sahipli bir hayvana zarar verdiğinizde 'mala zarar vermek' suçundan ceza alıyorsunuz. Düne kadar böyleydi. Hayvan sahipsiz ise şikayetçisi olmadığında bu suç cezasız kalıyordu. Eğer şikayet varsa Kabahatler Kanununa göre ufak bir ceza alıp hayatınıza devam ediyordunuz. Geçenlerde bir rapor okudum. Ülkemizde bir milyona yakın hayvanın cinsel istismara uğradığının tahmin edildiği yazıyordu. Tam net rakamı bilmeleri tabi ki de çok zor. Fakat düşünün köpek, kedi, at, eşek, inek, tavuk, koyun gibi hayvanlarla cinsel ilişkiye giren insanlar var. Büyük bir psikolojik rahatsızlık olsa gerek. Cinayet işleyerek cezaevine girenlerinde birçoğunda daha önceleri hayvana şiddete eğilim gösterdikleri biliniyor.
Edirne'mizde
garip olaylar oluyor son zamanlarda. Geçenlerdeki olaydan bahsediyorum. 8 tane
köpek yavrusunu yakarak öldüren cani ya da caniler aramızda dolaşıyor ey ahali!
Bu insanın ruh hastası olmaması gibi bir durum var mı? İnsan nasıl olur da o
canlara kıyar, aklım almıyor. Bir de yakarak vahşice hayatlarına son veriyor.
Bulunduğu vakit bir ruh ve sinir hastalıkları merkezine kapatılıp tedavi
edilmesini ve daha sonra cezalandırılmasını istiyorum. Ben; köpeği, kedileri,
atları, tavukları, kazları, ördekleri olan birisiyim. Çiftliğimde onlarla
birlikte bu güzel hayatı paylaşıyorum ve hayatımdan gayet de mutluyum. Çünkü bu
dünya sadece bizim için yaratılmadı. Onların da duyguları ve yaşam hakları var.
Bu olay inanın bende şok etkisi yarattı. Ateş yakıp etrafında alkol aldıkları
ve daha sonra bu yavruları katlettikleri söyleniyor. Ben bu işin alkolle
alakalı olacağına inanamıyorum. Bizler de içiyoruz bu mereti ama ağzımızla,
başka bir yerimizle değil. Diyelim ki fazla kaçırdın, en fazla gider yatar
uyursun. En azından bizler böyle yetiştik, böyle öğrendik. Bu işin arkasında
büyük ihtimalle uyuşturucu olayı var bence. Kendilerini kaybedip bu canlara
kıymış olabilirler ya da gerçekten de bir ruh hastası ya da ruh hastası
kişilerle karşı karşıyayız demektir. Hayvana bunu yapanların insanlara da
yapmayacağına kimse garanti veremez. Dedim ya onlar da can taşıyor, bizler de.
Ne fark var aramızda?
Nereden
nereye?
Geçen
yaz Edirne'mizde yaşayan bir hayvansever kadın, komşularının şikayeti üzerine 'sokak
hayvanlarını besliyor' diye 5 ay hapis, 3 bin lira da para cezası aldı. Şimdi
ise bu vahşetle karşı karşıyayız ve ne ceza alacakları hakkında fikrimiz bile
yok. Gidişat hiç iyi değil. Her geçen gün daha da sapıtan insanoğlu, doğayı
katledip duruyor. Bir tarafta Saros Körfezi ve doğası için mücadele eden
yüzlerce, binlerce insan diğer tarafta 8 tane minicik yavruyu yakarak öldüren
ya da öldürenler. İkisi de aynı şehirde oluyor. Ne garip değil mi ey ahali?