Mülteciler açlıktan köpek yiyor
Cüneyt Özdemir
Yazımı kaleme aldığım sırada İtalyan kaynaklardan ada ile ilgili son bilgileri kontrol ederken 286 Tunus vatandaşının daha Lampedusa Adası'na iltica ettiğini okudum. Bizim Edirne'miz gibi çok uğranılan bir yer, geçiş noktası diyebiliriz çünkü karşınız Tunus yani Kuzey Afrika toprağı. Bulunduğunuz ada ise Avrupa'ya bağlı bir İtalyan adası. Hal böyle olunca tekneye atlayan soluğu Lampedusa'da alıyor. Ada sakinleri yaka silker duruma gelmişler bu mülteci olayları yüzünden. Bir ara bizim halkımızı da bunaltmışlardı yeterince. Sınır köylerde evlere gelip yemek isteyen mülteci kaynıyordu piyasa. Yemek isteseler iyi, sıkıntı yok fakat para isteyen ya da farklı rahatsızlıklar verenler de vardı tabii. Onlarda insan bir şey demiyoruz lakin devletimizin tedbirli bir şekilde bu insanları kontrol altına almasını istiyoruz. Gece sulama yapmak için tarlaya giden bir arkadaşın dilinin tutulduğunu hatırlıyorum. Kavak gibi uzun uzun Arapları su boyunda görünce korkudan ne yapsın garibim, olduğu yerde kalıvermiş. Kendi memleketinde yaşadığı travmaya bakar mısınız? Bir hafta on gün kendine gelememişti.
Neyse
isterseniz Lampedusa'ya geri dönelim ve olayı size anlatayım. Mülteciler
gecenin geç saatlerinde adaya bir tekne ile çıkıyorlar. Bindikleri tekneler zaten
tıka basa dolu ve yanlarına yük alamıyorlar. Batmadan ulaşan tekne yeterince
şanslı, yemek kimsenin umurunda bile değil. İşte bu yemek konusundaki sorun
adadaki gariban çiftçinin tavuğu, hindisi, kedisi ya da köpeği ile çözülüyor.
Diyeceksiniz ki 'domuz yok mu? Olmaz olur mu? Domuz da var ama adaya çıkanlar Müslüman
oldukları için domuzları çalıp yemiyorlar. Domuz sonuçta bizlere haram, hepiniz
biliyorsunuz. Bu sebeple domuzlar şanslı diyebiliriz. Hırsızlık mı? Aç olunca
belki de günah sayılmaz diye düşünüp çalmış olabilirler o konuya bir yorum
yapamayacağım. Adada yaşayan ve çiftliği olan bir kadının yerel polisleri
araması sonucunda ortaya çıkan olay tüm İtalya'da şaşkınlık yarattı. Bir kısım
İtalyan ise haberin yalan olduğuna, ada sakinlerinin bu soruna dikkat çekmek
için kendilerinin uydurduğuna dair düşünceleri var. Köpekler ortada yok,
gösterilen videoda hayvan kemikleri var ve köpek olduğunu insan görür görmez
anlayabiliyor fakat yenilip yenilmediğinin kanıtını bulmak çok zor. Aç olan
insan her şeyi yapabilir, bu da bir gerçek. Aman sizler dikkat edin, malum
Edirne'mizde Avrupa'ya sınır ve binlerce mülteci Meriç boyunda cirit atıyor.
Tanımadığınız ve sizde şüphe uyandıran şahısları güvenlik güçlerimize ihbar
etmekten çekinmeyiniz. Dünya hali insanın başına her şey gelebilir. Demiyorum
ki her mülteci böyledir, bu tarz işleri yapar ama tedbiri elden bırakmamakta
fayda var.
İtalya'nın
birçok yerinde mülteci kampları var ve yaşam şartları o kadar berbat ki inanın
tavuk çiftliği açmak istediğinizde onlarca şart önünüze koyulurken, bu
insanları tuvaleti banyosu bile olmayan kamplarda tutmak gerçekten de insanlık
dışı bir muamele. Yaşam hakkı en doğal haktır. Avrupa Birliği standartları, yok
İnsan Hakları Sözleşmesi, yok bilmem ne diyerek ülkemize onlarca kötü ithamda
bulunan ülkelerin ilk önce kendi rezilliklerini görmelerini ve bunu ortadan
kaldırmalarını tavsiye ediyorum. İnsan her yerde insandır. İnsanın İtalyan'ı,
Fransız'ı, Alman'ı, Türk'ü ya da Gineli olması hiçbir şeyi değiştirmez.
İnsanlar ikiye ayrılırlar; iyiler ve kötüler diye. İşte olay sadece bu bence.
İyiler ve kötüler.