Mesela
Cüneyt Özdemir
Şimdi burada isim saysam, unuttuklarım darılır, o derece tanışıklıklar var.
Hamdi
Sedefçi isim olarak bir marka, kim ne derse desin.
Ancak
Bağımsız Türkiye Partisi adını daha çok bu ekiple duyurdu.
Konuştuğum
CHP'liler, AK Partililer ve daha birçok partinin önde gelenlerinin söylediği
şey oydu.
'Hamdi çok
iyi bir ekip kurmuş.'
Ceplerinden
verdikleri paralarla çalışma yürüttüler.
Partiden
para filan gelmedi.
Malzeme
gelmedi.
Araç '“
gereç gelmedi.
Yoktan var
ettiler, kahvehane kahvehane, sokak, sokak çalıştılar.
Boy boy
gazete ilanı verecek paraları olmadı.
Billboardları
kendi resimleriyle, sloganlarıyla donatamadılar.
Çıktılar aday
oldular, kaybettiler.
Bir
seçimde herkes kazanamaz.
Bir
seçiminin bir kazananı olur.
İster
'parti tanınmıyordu o yüzden seçmen pusulada bunları bulamadı ve oy veremedi'
densin. (Ki konuşmalardan hala Sedefçi'yi CHP'de zannederek veren olduğunu
anlıyoruz.)
İster 'parti bu ekibe ve Sedefçi'ye yöneldi ama son
gün muhasebe yaptı (Aman AKP gelmesin) deyip son anda CHP'ye oy verdi'
desinler.
Seçim
geçti ama ben olsam o grubu dağıtmazdım.
Hatta daha
zenginleştirerek o grubu Edirne'de söz sahibi bir sivil toplum kuruluşu
yapardım.
Grupta
hepsi kendi alanlarında uzman ve ayrıca her kesimi kucaklayan bir yapı var.
Çünkü
kentte olan bitenle ilgili konuşması gereken kesimler susuyor.
Odalar,
dernekler, sivil toplum kuruluşları ve hatta siyasi partiler kulağının üzerine
yatmış.
Herkeste
bir bananecilik.
Oysa
birilerinin konuşması lazım.
Eğer bu
kenti yönetenler yanlış yaparsa birilerinin ses çıkarması, karşı çıkması lazım.
Bu kenti
sahipsiz bırakmamak gerekir.
Bir süre
sonra sahip çıkmaya kalktığınızda Edirne'yi yerinde bulamayabilirsiniz.
***
Seçimler
biteli bir haftadan fazla bir süre geçti.
Kentte
konuşulanlar seçim konusundan uzaklaşmaya başladı.
Mesela
ETUS'la ilgili yürütülen soruşturma var, ifadeler alınıyor, soruşturmanın
sonuna geliniyor.
Mesela
Belediye Başkanımızın 12 Eylül'de gözaltına alındığı konuşuluyor.
Mesela
Edirnespor'un şampiyon olup olamayacağı konuşuluyor.
Mesela
Koca Sinan'ndan başlayan alt yapı çalışmalarında ikinci etaba geçildiği ve bu
çalışmanın kaç etapta tamamlanacağı konuşuluyor.
Mesela
insanlar Edirne Belediyesi'nin daha önce duymadığımız yeni bir hizmeti olan
sokak sağlıklaştırılmasının ne olup ne olmadığını konuşup tartışıyor.
Mesela alt
yapı eksikliği nedeniyle Kasım ayı başında sel baskınına uğrayan Koca Sinan
Mahallesi'nde belediyeyi elinde tutan CHP'nin AK Parti'yi nasıl farklı yendiği
de konuşuluyor.
Mesela
Ekrem İmamoğlu'nun Anadolu Ajansı Genel Müdürünü istifaya çağırırken Edirne
Belediye Başkanı Recep Gürkan'ın billboardlara astığı afişlerle ajansın yıldönümü
kutlaması konuşulup tartışılıyor. Hatta ÖDP eski il başkanı Nevzat Çolak,
twitter'da Recep Gürkan'a tepki gösterdi.
Durum
budur yani.
***
Dün
gazeteye dönerken bir arkadaşıma rastladım.
Büyük bir
turistik tesisi var.
Ancak
artık satışa çıkardı.
En ciddi
alıcı ise İstanbul'daki bir özel sağlık kuruluşu olmuş.
'Pekiyi ne
yapacaklar bu yeri' diye sordum.
Başta
Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere Balkanlardan estetik ameliyat için
gelecek hastalara hitap etmek üzere bir hastane kurmayı düşünüyor gelenler.
Çünkü bu
tür ameliyat ve tedaviler bu ülkelerde çok pahalı, bu ülkelerdeki hastalar daha
çok İstanbul'a gidiyor.
Ancak
İstanbul uzak ve ulaşım pahalı.
Ama Edirne
öyle mi?
Arabasına
atladığı gibi bir saat içinde Edirne'de.
Buradan da
anlaşılıyor ki, Edirne yükselen bir değer.
Ha gayret!