Maraton deyip geçmeyin
Cüneyt Özdemir
Yüzlerce kişinin katıldığı yarı maratonun bize ne faydası oldu derseniz, dışarıdan yüzlerce kişi geldi, konakladı, yeni, içti, alışveriş yaptı, gitti.
Bu bile yetmez mi?
Cuma, Cumartesi Edirne'de atmaya yer yoktu.
Bulgar ve Yunan turistlerin yanı sıra yarı maratonun
yoğunluğuyla Pazar günü de Edirne'de adım atmak imkansızdı.
Ayrıca güzergah öyle seçilmiştir ki, sporcular koşarken
Edirne'nin tarihi dokusunu görür.
Ben yıllardır TUYUB'un üyesiyim.
Dışarıdan insanların görebildiği, tişörtler giyilir,
Selimiye'den start verilir, Pazarkule'ye kadar koşulur, dönülür, dereceye
girenlere madalyaları verilir filan.
Uzunca bir cümleyle anlatılacak kadar basit değil oysa.
Neredeyse bir yıl boyunca hazırlığı sürer.
Yarı maratonun kaynağı falan da yoktur.
Kapı kapı gidilir, sponsor aranır.
Edirne'de sponsor bulmak kolay değil.
Çaldığın bir çok kapıdan geri dönersiniz ya da size verebilecekleri
rakamı söylerler.
Yerin dibine bakarsınız, söyledikleri rakam sadaka gibidir.
Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi başta olmak üzere
teşekküre şayan birkaç kurum daha destekler, omuz verir ama o da yeterli
değildir.
Her yılın yarı maratonunu borçla kapatırsınız.
O borcun kapatılması için çareler aranır.
Çoğu zaman bulunamaz, borcun bir kısmını yöneticiler
üstlenir, bir kısmı öylece kalır.
Değer mi derseniz, yine de 'değer' diyorum.
Bu harcanan emeğin, mesainin kıymetini bilmeyen tonla adam
var.
Ama o adamlar var diye hedeften, çıktığın yoldan vazgeçmek
olur mu?
Yine de bilmiyorum, yarı maratonun bundan sonra sürdürülüp
sürdürülmeyeceğine TUYUB yönetimi karar verecek.
***
Gelelim önceki gün koşulan yarı maratonda çıkan tartışmaya.
Tartışma çift parkurdan dolayı çıkıyor.
Şöyle ki; yarı maraton 21 kilometre ve bu mesafe Pazarkule
gümrük sahasına gidip oradan dönülmesi durumunda dolmuş olur.
İkinci bir parkur ise 10 kilometreliktir.
Selimiye'den start alan sporcular Karaağaç Mahallesi'ne az
bir mesafe kala dönüş yaparlar ve tekrar Selimiye'ye geldiklerinde 10
kilometreyi tamamlamış olurlar.
Yani 10 kilometre koşanlar yolun yarısından dönmek ve
Selimiye önündeki varış yerine gelmek durumundalar.
Organizasyon komitesi o dönüş yerine hakem de koymuş ve
işaretleme yapmış.
Yine bir de su istasyonu konmuş.
Ay-yıldızlı bir formayla koşan bir sporcu ise o noktadaki
uyarıyı görmemiş ve Pazarkule'ye kadar koşmuş.
Israrla 'hakem yoktu' diyor, kendini yerden yere atıyor,
ağıza alınmayacak hakaretlerde bulunuyor.
Üstelik 'ben milli atletim' diyor.
Kardeşim, sen milli atlet olsan öyle yapmazsın.
Milli atlet dediğin efendi olur, terbiyeli olur.
Görmemişsin işte'¦
Bunlar parkurda olan şeyler.
Bir de varış yerinde olanlar var ki, etkinliği sabote etmeye
yönelik hareketler.
İşte 'böyle kötü organizasyon görmedik' filan.
Burada bir başka dernek daha var böyle bir organizasyon
yapmaya çalışan.
Geçen yıl yarı maraton yapmaya çalıştılar, beceremediler.
Bu hareketler o derneğin işi olmasın?
***
Cuma günkü yazımda da belirteceğim ama daha fazla kişiye
ulaşması için bugünden anons etmek istedim.
Cuma günü son yazım, yazılarıma Ramazan ayı boyunca ara
vereceğim.
Sonrasında ilk yazım bayram sonrası 11 Haziran'da'¦