KUPHI?
Cüneyt Özdemir
Tabi ki bu bir espri.
Yoksa Menemen olayları patlak verir, Atatürk'ün keyfi kaçar.
10 gün planladığı gezisini kısa keser ve Edirne'den ayrılır.
Menemen'de irticacılar ayaklanma girişiminde bulunmuş,
emrindeki askerlerle birlikte ayaklanma girişimini bastırmaya çalışan Mustafa
Fehmi Kubilay adlı yedek subayı öldürüp kafasını keserler, bir sırığa geçirip
Menemen sokaklarında gezdirirler.
Kubilay ve emrindeki askerlere yardıma gelen iki bekçi de
öldürülmüştür.
Takviye gelen askerlerle irticacılar çatışır.
İrticacılardan bazıları ölür, diğerleri yakalanarak
tutuklanır.
Sıkıyönetim ilan edilir ve kurulan divan-ı harpte yargılanan
irticacılardan 36'sı idama mahkûm olur.
Dedik ya Atatürk'ün canı sıkılır 10 gün olan gezisini kısa
keser 25 Aralık'ta Edirne'den ayrılır.
Ancak ayrılmadan önce başta Selimiye olmak üzere birçok
tarihi eserde incelemede bulunmuştur.
Menemen olayı gibi önemli bir durum karşısında bile
Edirne'deki tarihi eserlerde gerekli onarım ve restorasyon için gereken
ödenekleri sağlamıştır.
Bu konuyla ilgili Edirne Kültür Turizm İl Müdürlüğü internet
sayfasında aynen şöyle denmektedir;
Edirne'yi altüst eden kasırgada Selimiye
Camii ile birlikte birçok cami hasar görmüş, birçoğunun minaresi yıkılmıştır.
Atatürk Selimiye Camii'nde minberle avize arasında durur ve etrafındakilere
'Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahatten mahrumdur' diyerek söze
başlar, 'Bakınız ecdadımız İstanbul'un fethinden tam 125 sene sonra, bu şaheser
camiyi İstanbul'da değil de Edirne'de yaptırmış; böylece Edirne'ye mührünü
basmış, tapulaşmıştır. Büyük Usta Mimar Sinan, sanat ve din aşkıyla bu eseri
bina etmiştir' der.
Orada bulunan Bayındırlık ve Vakıflar
Müdürlerine hitaben, başta Selimiye olmak üzere, Edirne'nin hasar gören bütün
camilerinin tamiri için gerekli keşfin yapılarak bilançosunun üç gün içinde
kendine verilmesini ister. Atatürk 25 Aralık 1930 günü Edirne'den ayrılmasından
kısa bir süre sonra ödenekler Edirne'ye gelir ve hasarlı bütün camiler
onarılır.
***
Atatürk, Edirne'ye geldiğinde belediyede şimdilerde adına
'Atatürk Odası' denilen yerde kalıyor.
Dolayısıyla kutlamalarda Edirne Belediyesi de söz sahibi.
Atatürk'ün Edirne Belediyesi'nde bulunan orijinal bir
fotoğraf vardı, arkasındaki nottan fotoğrafı çeken ve çekim tarihi
anlaşılmıştı.
Edirne Barosu avukatlarından bir arkadaşım dün sosyal
medyada o 'ünlü' fotoğrafın fotoğrafını yayınlamış.
Ve fotoğraflar ilgili soruyu Zulu dilinde sormuş; 'kuphi'
demiş.
Allahtan internet var, her dilden her dile çeviri işini
internetten hallediyorsun.
Üşenmedim baktım; bizim avukat Zuluca 'nerede' diye
soruyormuş meğer.
Hay Allah iyiliğini versin.
***
Çoktandır politika yazmadık.
Yeni yeni partiler kuruluyor.
Bunlardan bir tanesi de Mustafa Sarıgül'ün Türkiye Değişim
Partisi.
Sarıgül daha önce Trakya'da epey taraftar toplamıştı.
Hatta dağa, taşa 'Çare Sarıgül' diye yazıldı.
Hala yol boylarında görüyoruz.
Ancak o zaman partiyi kurmaktan vazgeçti.
Şimdi o kitle duruyor mudur, bilmem.
Eğer duruyorsa (ki bu kitlenin çoğu CHP'ye oy veren
insanlardan oluşuyor) zararı CHP'ye dokunur.
Birkaç zamandır CHP'nin oyunun azaldığı yazılıp çiziliyor.
Muhalefette olan bir partinin oyunun azaldığı nerede
görülmüş?
Ama onu da bu memleket gördü.
Yine yakın zamanda Muharrem İnce'nin kuracağı parti de illa
CHP'den bir şeyler götürür.
CHP o yüzden sıkıntıda.
İktidar partisi de DEVA ve Gelecek Partisi'ne oy kaptırmama
telaşında.
Şimdilik hem kış nedeniyle hem de salgın nedeniyle siyasi
arena hareketli değil.
Mart ayıyla birlikte bir hareketlenme olacaktır.
Siyasiler sahaya inmeden kimin ne yapabileceğini, ne kadar
başarılı olacağını kestirmek güç.
Hele bir sahaya insinler o zaman anlarız'¦