Cüneyt Özdemir

Kötü örnek (!)

Cüneyt Özdemir

Bir olaya müdahale edilecek, fotoğraf çekilecekse nöbetçi muhabirlerimiz bu işi yapıyor.

Sonra herkes evine, haberi, yazısını oradan yazıyor, fotoğrafı oradan gönderiyor.

Gazetenin grafiğin yapan arkadaşımız evden çalışıyor.

Yaptığı sayfaları matbaaya gönderiyor.

Biz ne kadar dikkat edersek edelim, bütün uyarılara rağmen insanlar yine sokakta.

Polis uyarıyor, dinlemiyorlar, Edirne Valisi, Edirne Başkanı, siyasiler uyarıyorlar insanlar sokağa çıkmaktan vazgeçmiyor.

Nasıl bir önlem alınacak bilmiyorum.

Korona virüs salgını baş gösterdikten sonra hemen bir moda başlamıştı.

Yok şu çay koronaya iyi geliyor.

Yok şu karışım koronaya birebir.

Yok kebap iyi gelir, ciğer tam korona savar.

Kelle paça çorba iç başka bir şeye gerek yok.

İyi ama iş ciddileştikçe bunların adından söz eden yok.

Yine bu furyada adını hiç duymadığımız kolonyalar, ıslak mendiller, dezenfektanlar türedi.

Çok ciddi markaların dışında hiç birisine itibar etmiyorum.

Hem kendim için hem çevrem için dezenfektanımı dostum, ağabeyim Ecz. Şükrü Ciravoğlu'na yaptırıyorum, içim rahat.

Büyük adli veya doğa olaylarında, felaketlerde olur böyle şeyler.

Şehir efsaneleri alır başını yürür.

Şimdi burada isim vermeyeceğim ama kentimizdeki bir esnafımız, bu şehir efsanelerinde önce koronaya yakalandı, yetmedi öldü, sonra yine dirildi.

Şimdi herkes öğrendi ki adam hastanede tedavi görüyor.

Böyle durumlarda biz gazeteciler çok sıkıntı çekeriz.

Telefonu açan 'Siz gazetecisiniz, siz bilirsiniz' derler.

'Söyle bakalım kaç pozitif korona vakası var' diye soran olur.

Oysa bu konular devlet politikasıdır, ciddiyet ister.

Basit bir olay değil, her kafadan ses mi çıkarmış?

Hiçbir gazeteci resmi bir bilgi olmadan bu konuda bir şey yazmaz.

Bütün okuyucularıma buradan söyleyeceğim şey; konunun yetkilisi ne diyorsa, o.

***

Şimdi geçtiğimiz hafta Edirne'de gerçekleşen bir kavga olayına değinmek istiyorum.

Bir tarafta 4 ETUS yöneticisi, diğer tarafta bir ETUS ortağı.

Her iki taraf da saldırıda bulunanın karşı taraf olduğunu söylüyor.

ETUS yöneticilerinin iddiasına göre bir kişi olan ETUS ortağı dört kişiye saldırıyor.

Yürek yemiş olması gerekmez mi?

Hadi elinde de bir meyve bıçağı var, kim yapar böyle bir deliliği?

ETUS ortağının iddiası ise servis aracıyla evine giderken yöneticiler tarafından yolunun kesilmiş olduğu yönünde.

Yolu kesildikten sonra yöneticiler tarafından darp edilmiş.

Kimin anlattıkları gerçek, konuyu adliye çözecek.

Ancak küçük bir araştırma yaptığımda elde ettiğim bir takım bilgiler, olayın öyle basit minibüsün önüne direksiyon kırmaya, basit bir trafik olayına benzemiyor.

ETUS'ta kayıp olan 16 milyon lira var, adli soruşturma sürüyor.

16 milyon büyük para.

ETUS yöneticileri çareyi 'Evet, biz vergi kaçırdık, bu 16 milyonu maliyeye bildirmedik ama parayı ortaklarımıza dağıttık' demekte bulmuş.

Kooperatifin muhasebecisi gitmiş her ortak adına 'ek' beyanname vermiş.

Darp edilen ETUS ortağı maliyeye gidip 'Benim böyle bir talimatım yok beyanname geçersiz sayılsın' demiş.

Yetmemiş bir de muhasebeciyi bağlı olduğu meslek örgütüne şikayet etmiş.

Bunu gören birçok ortak da aynı şeyi yapmış.

Yani darp edilen ortak; kötü örnek (!)

Bu kenti yönetenlerin dikkatine sunarım; olaya bir de buradan bakınız lütfen'¦

 

Yazarın Diğer Yazıları