Binlerce Suriyeli yürüyüşe geçince meğer KOKTOD düzenine geçilmiş, bu şekilde durdurulmuş mülteci seli.
KOKTOD kolluk kuvvetlerinin işi.
Ben o günlere sadece insani açıdan bakmak için dönmek istiyorum.
Hatırlayacaksınız, bir kısmı Sarayiçi'ne yöneldi.
Başlarındaki IHH yetkililerinin sözlerini de dinliyorlardı aslında.
Bir kısmı ise Kervansaray'ın karşısındaki Kadın Emek Pazarı'nda yönelmişti.
Onlar biraz daha okumuş ve pek kimseden etkilenmeden kafasına koyduğunu yapabilecek bir kesimdi.
Nitekim onları ikna etmek zor oldu.
Aralarında ikna olmayanlar da vardı ve minibüslere zorla bindirildiler.
Edirne'nin aklı başında insanları elinden ne geliyorsa yardım etmeye çalıştı o zaman hatırlayın.
Ama bir ekmeği 5 liraya, karton bardaktaki çayı yine 5 liraya, 7 liraya satmaya kalkanlar da oldu.
Elinde bir çantası dışında hiçbir eşyası, parası, imkanı olmayanlara yardım etmek isteyenleri manevi olarak linç etmeye kalkanlar da çıktı bu Edirne'de.
Sakarya'da tecavüz edilen ve sonra bir yaşındaki yavrusuyla birlikte öldürülen Suriyeli kadını düşündüm.
Belki o '˜üç' canın katilleri o iki şerefsiz.
Ama peki azmettiricileri Suriyeliyi insandan saymayan, 'Burada ne işi var, ölsün' diyenler değil mi?
Sakarya'daki olayı aklım almadı.
İnsanlığımdan utandım.
Peki o azmettiriciler utandı mı?
Yooo!
Hiç sanmam.
Neden utansınlar ki, nasıl olsa o Suriyelilerden çok var.
Böyle düşünenlere (ki çok var bunlardan) ben söyleyeyim; bu lanet düşüncelerle insan olamazsınız.
İnsanmış gibi takılırsınız, o kadar'¦
***
Dün Şükrüpaşa Muhtarı İrfan Tasmalı'ya uğradım.
Yolum oralara düşmüşken bana ulaşmamış bir tebligat filan var mı diye bakayım dedim.
Çünkü evde yoksanız postacı kapıya bir kağıt yapıştırıp tebligatı mahalle muhtarına bırakıyor.
Muhtara bırakılmış evrak tebliğ edilmiş sayılıyor.
Bu yüzden hak etmediği cezalar alan, itiraz süresini kaçıran çok oluyor.
Bir yandan dört tomar halindeki tebligatlara bakarken bir yandan da lafladık muhtarla.
Sonra karşıdaki durağa çıktım.
Oradan şehir merkezi yönüne 2B ve 3A hatları çalışıyor.
Yarım saat kadar bekledim.
O kadar sürede bir minibüs geçmez mi arkadaş?
Yarım saat sonra 3A hattından 22 M 0215 plakalı minibüs geldi de binebildik.
Balık istifi olan o minibüse hem o duraktan binenler hem daha sonraki duraktan binenler sürekli olarak söyleniyordu.
Aklıma Nazım Hikmeti'in 'Demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!' dizesi geldi.
Bir de ETUS'u örnek almak için ta Yalova'dan buralara gelmişler ya güldüm.