Cüneyt Özdemir

Kıtlık

Cüneyt Özdemir

Diyorlar güzel diyorlar. Fakat aynı anda tarım alanları imara açılıyor. Binalar dikiliyor da dikiliyor. 'Çocuklara doğa sevgisini aşılayın' diyorlar. Aynı anda doğa katlediliyor. Neyse kıtlık meselesine geri dönelim. Rahmetli babaannemi anlatmak istiyorum. Benim babaannem hayvan tezeklerini toplar, kışın yakmak için onlardan kömür yapardı. Tabii ben o zaman çocuktum, kokusundan, görüntüsünden iğrendiğim tezekleri babaannem büyük keyif alarak, mutlu olarak çalışır onları kömür haline getirirdi. Sonra evimizin basamaklarına onları dizerdi. Sıcakta bir güzel kururdu onlar. Kış gelince o kokusundan iğrendiğim şeyler sayesinde bir güzel ısınırdık. Sonra benim babaannem her gün ormana gider çalı çırpı toplar, onları bir güzel bağlar, sırtına vurur, eve kadar getirirdi. Neden bunu yapıyor diye düşünürdüm. Zaten her kışın odun satın alırdık, kışın yakmalık. Anlamazdım tabii o zaman bazı şeyleri. Sonra bir odaya düzenli olarak stok yapardı. Un, yağ, tuz ve şeker. Bunları hep fazla, fazla alırdı. Yine düşünürdüm; bunlar markette var, neden bittikçe almıyor da stok yapıyordu diye. Biraz daha büyüdüğümde anladım. Babaannem savaş döneminden sonra çocukluk yaşamış, kıtlığın ne olduğunu çok biliyordu. Çok az yemekle geçinmek zorunda kaldığı günler yaşamıştı. Bu yüzden tekrar kıtlık olur korkusuyla bazı gıdaları stokluyor, hazır olanı tüketmektense, doğal şeyleri kullanarak kendisi bir şeyler üretip tüketiyordu. Evet şimdi kıtlık gelecek, gelebilir diye konuşmalar oluyor, fakat ne kadar bunu anlıyoruz? Ne kadar bunun farkındayız? Sanırım yaşamadan anlaşılacak bir şey değil bu'¦

Yazarın Diğer Yazıları