Cüneyt Özdemir

Kısmet

Cüneyt Özdemir

'Fontana' Bulgarca 'çeşme' demek.

Telefon açık, düşünüyorum 'çeşme' neresi diye.

Şaşkınlığımı karşı taraf da anlamış olacak ki, 'PTT önündeki '˜fontana' var ya' dedi.

Bende jeton o zaman düştü.

Bu arada Fransızca; fontaine, İngilizce - İrlandaca; fountain, Portekizce; fonte, Norveçce; fotnete, İsveçce; fontän, Rumence; fântână, Belarusça; fantan, Katalanca: font, Sırpça '“ Bulgarca '“ Boşnakça '“ Makedonca '“ Hırvatça '“ İtalyanca; fontana, Rusça '“ Ukraynaca; fontan sözcükleri 'çeşme' karşılığı olarak kullanılıyor.

Edirne'ye gelen yerli ve yabancı turistlerin çoğu bu çeşmeye ilgi göstermiştir.

Ancak nedenini hâlâ bilmemekle birlikte Bulgarların bu çeşmeye özel bir ilgi gösterdiklerini biliyorum.

Çeşme yıkılır yıkılmaz Bulgar sosyal medyası da deyim yerindeyse 'yıkıldı.'

Bu konudaki lafı uzatmayayım, gazetelerin diğer sayfalarında haberi var oradan okursunuz.

Ben 'fontana' meselesinin bir başka yönüne değinmek isterim.

Bu çeşmenin mimarı, Edirne'de toplam 20 yıl yapmış belediye başkanı Hamdi Sedefçi'dir.

Çeşme 2009 seçimleri öncesi yapıldı.

Tabi çeşmeyle birlikte Edirne'nin kalbi diyebileceğimiz Saraçlar Caddesi de trafiğe kapatıldı ve cadde bugünkü halini aldı.

Bugünkü dediysem; şu anda altyapı çalışmaları devam eden hali değil.

Örneğin; iki ay, üç ay öncesini düşünün.

2009 seçimlerinde CHP adayı Hamdi Sedefçi'nin AK Partili rakibi ise Mustafa Hatipler'di.

AK Parti, 2004 seçimlerine Edirne'de yine Hatipler'le katılmış seçimi kıl payı kaybetmişti.

Hatipler'in o zamanki danışman kadrosunda sosyal demokrat, laik ve Atatürkçü geçinenler de vardı.

Bu danışmanlar da sonucu bir yere kadar etkilemiş, sonuç yine 'kıl payı' yenilgi olmuştu.

Muhtemelen bu 'kıl payı' Hatipler'i 2009'da da aday yapmıştı.

Sedefçi, 2009 seçimleri öncesi tutuklanmış, bir süre cezaevinde yatmış ardından tahliye edilerek görevine iade edilmişti.

Tahliye akşam saatlerinde gerçekleşti.

Konvoy müthişti, Edirne'de bu tahliyeden ve konvoydan haberli olan, otomobili olan herkes gelmişti, kalabalık görülmeye değerdi.

Yüzlerce otomobil o akşam Edirne trafiğinde dolaştı sonra Sedefçi, o zaman ikamet ettiği Şükrüpaşa Mahallesi'ndeki ikametine bırakıldı.

Bir süre sonra bir telefon geldi; Sedefçi'nin dostlarıyla birlikte Villa Restoran'da yiyeceği yemeğe ben de davetliydim.

Orada gördüm ki, 2009 seçimlerinde Sedefçi'nin karşısına kim çıksa seçim alamaz.

Yukarıda da belirttiğim gibi, AK Parti yine Hatipler'le seçime girdi.

Hatipler, iktidar partisinin adayı olmanın avantajıyla birçok proje yaptı, bunlarla seçmenin karşısına çıktı.

Ancak orada bir şey söyledi; Sevda Çeşmesi'ni yıkacağım, Saraçlar'ı trafiğe açacağım.

Ve sonuç; Hatipler için farklı hezimet oldu çünkü Edirneli yapılmış bir şeyin (ki o zaman Saraçlar esnafı dışında Edirnelilerin büyük bir çoğunluğu olumlu buldu) yıkılmasını istemedi.

Hoş, Hatipler 'Sevda Çeşmesi'ni yıkacağım, Saraçlar'ı trafiğe açacağım' demeseydi de seçimi alamazdı.

Ama hezimette Sevda Çeşmesi ve Saraçlar'ın payı büyüktü.

Hatipler'in yapmak isteyip de yapamadığı, bir zamanlar Sedefçi'nin 'kardeşim' dediği, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'a kısmetmiş.

Kısmetten ziyadesi olmaz derler.

Dedik ya, kısmetmiş, oldu.

***

Hem biz, hem ekonomi, hem sosyal yaşam neredeyse iki aydır Covid-19 salgınının esiriyiz.

İşyerleri kapandı, işçiler ya çıkarıldı ya da ücretsiz izinli sayılıyor.

Sadece çalışanlar değil, işyeri kapanan esnaf da mağdur.

Kenarda köşede birkaç kuruş birikmişi yoksa açlığa kadar gider bu iş.

Bu durumda olanlara devlet yardıma koştu.

Miktarı yeterli olmamakla birlikte vatandaşa destek için paralar veriliyor veya verilecek.

Twitter'da gezinirken rastladım.

'öho (Özel Halk Otobüsleri) batıyor' diye tabela açmışlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Maliye Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'u da etiketlemişler.

Yine Edirne Toplu Ulaşım Sistemi Başkanı Hakan Giyik'in bir paylaşımına rastladım: 'Biz destek istiyoruz, vermezseniz de batıyoruz nokta #öhobatıyor' demiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yukarıda adlarını yazdığım bakanlar etiketlenmiş.

Ben veya gazetemiz GÜNDEM zor durumda kalsak, ETUS Başkanı Hakan Giyik bize yağmurlu havada bir kaşık su vermez, biliyorum.

Ancak biz gerçeklerin ve haklılığın peşindeyiz.

Adama 'virüs salgını var, koltuğun birini boş bırak, yolcu alma' deniyorsa, diğer işverene, esnafa, çalışana verilen maddi destek minibüsçü esnafına da verilmelidir.

Minibüsçü esnafı burada sonuna kadar haklıdır.

***

Korona salgınından sonra 'Geleceğin geçim kaynağı, mesleği tarım' diyenler haklı çıkmış gibi.

Artık paranın olup olmadığı önemli değil, tarım ürünü ihraç eden ülkeler önümüzdeki dönemde ihracattan vazgeçip ürünü kendilerine saklayacaklarını söylüyor.

Ama biz arazileri, Trakya köylerinde toprak toplayan ve neyi hedefledikleri belli olmayan bir takım tekellere kaptırdık.

Yetmedi, sanayi arazisi olsun diye sattık olmadı inşaat yaptık.

Neyse elde kalanlar da yeter Türkiye insanına.

'Kimse köyünü terk etmesin, en gözde meslek çiftçilik olacak' diyen iş insanı Mustafa Yardımcı'ya kulak verin bence.

Yardımcı'nın 4 bin dönüm arazisi var, fabrikası var.

Satsa veya kiraya verse herhalde torunları bile rahat yaşar.

Peki neden tarım?

Çünkü aç kalırsan; petrolü, çimentoyu, otomobili içemezsin, yiyemezsin.

Ama toprağın varsa ekmeğin de olur yağın da.

Hayvanın varsa etin de olur sütün de'¦

Kısaca aç kalmazsın.

***

Maske sorunu çözülmemekle birlikte gündemden düşmeye başladı.

İnsaf, iki aydır maske ulaştırılamayan insanlar var.

Ailemize ulaştırılan bir miktar maske ve bir şişe kolonya için Edirne Belediyesi'ne teşekkür ederim.

Sağ olsun, bizim vergilerimizle de olsa almış bize ulaştırmış.

Belediye Başkanı Recep Gürkan'a da bir tavsiye;

O maskelerin ambalajının üzerine gözümüze sokarcasına senin adını o büyük puntolarla yazdıran danışmanının veya müdürünün kulağını çek emi'¦

O maskenin parasını sen ödemiş olsaydın bile o etiket sempatiden çok antipati uyandırır.

Söylemiş olayım'¦

Yazarın Diğer Yazıları