Cüneyt Özdemir

Kimse ve biri

Cüneyt Özdemir

Geçen yıllar içinde bazı kanser türleri için ilaç geliştirilmiş, pek çok organ nakli mümkün hale gelmiş, o yaşımda jetonla ankesörlü telefonla görüşebildiğim akrabalarımla mutfaktan görüntülü yemek tarifli dedikodulu sohbetler yapabilecek kadar teknoloji gelişmiş. Gel gör ki bu şehrin taşkınları baki kalacak gibi görünüyor. Birinin oturup yaptığı mühendislik çalışmasını halka tane tane anlatma vakti gelmedi mi? Biz yaptık, hesapladık ama evdeki hesap çarşıya uymadı gibi bir açıklama selden mağdur olan insanlar için yeterli bir açıklama olmayacaktır. Bendine sığmayıp taşan kükremiş seller için bu koca gezegende alınacak önlemler bu kadarsa, hepimiz 'tamam, adamlar ellerinden geleni yapmış, bu işin matematiği bu' deyip kaderimize razı olabiliriz. Ama gün geçmiyor ki başka biri çıkıp da 'bu iş yanlış yapıldı' demesin. En son bu gazetede Namık Kemal Döleneken yazdı, defaatle de yazmış daha önce. Ben buradan onun seslendiği yüksek zümreye seslenecek hacimde yer kaplamıyorum. Seslendiğim kitle benim gibi 'hakikaten yav, nasıl oluyor da olmuyor, bunun bir çözümü olmalı' diye düşünen ama sadece düşünen, yerel ya da genel yönetimler üstünde her hangi bir baskı oluşturacak sesi çıkarmayan kitle. Şehir halkı olarak öylesine determinist, öylesine kim ne yaparsa yapsın diyen kaderci bir kabullenişimiz var ki akıllara zarar. Yıllar önce toplu taşımaya yapılan bir zammı, konforsuz yolculuğu ve bu tekelci yaklaşımı protesto eden, gayrısiyasi bir yürüyüşe katılmıştım çocuklarımla. Ancak o zaman idrak ettim bu kabullenişi. Yürüyen küçük bir gruptuk ve kenardan izleyenler mütebessim bir tavırla biz 'anarşist' sürüden ayrı takılanları sadece izliyordu. Ben merak ediyorum bu tip 'sesini duyurmaktan başka bir şey amaçlamayan yürüyüşleri' ne zaman normal kabul etmeye başlayacak bu millet. Her sesini çıkarana içinden 'şimdi başını belaya sokacak, sussana kızım' demeyi meziyet addetmeyecek? Zam da gelse sel de bassa, arabanın tekerinin daldığı çukur on gün açık da kalsa bekliyor. Biri halletsin. Bir kurtarıcı gelsin, bir mucize olsun, işgüzar biri onun yerine bi yere telefon edip şikayette bulunsun. O kadar çoklar ki bu insanlar. Çalıştığım okulda da, oturduğum sitede de bu böyle. Karanlıkta oturuyor arkadaşlar çözüm oturmadan. Şalterin nerde olduğunu öğrenmek istemiyor, gitsin biri şalteri kaldırsın istiyor. Ortak kullanımdaki su bitiyor, gidip kendine bir şişe su alıyor ama bundan diğerleri de etkilenecek bu suyu bi kere de ben söyleyeyim, bu çayı bir kere de ben demleyeyim demiyor. Ta ki üçüncü teneffüs canı çay çekene ve 'kimse demlemedi mi bu çayı' diye çemkirene kadar. Oradaki 'kimse' o aslında haberi yok. Dünya etrafımızda dönecek biz durup duracağız. Aslında dönmeyecek de işte 'birilerinin' hatırına dönüyor ondan da 'kimse'nin haberi yok!

Yazarın Diğer Yazıları