Cüneyt Özdemir

Kim başkan olacak?

Cüneyt Özdemir

Hani filmlerde gerilimi artırmak için arka fonda bir müzik yükselir. Soluklar tutulur, kalp çarpıntısı yükselir, her an bir yerden duyulacak bir çıtırtı sonra ses, hatta bir çığlık zirve yaptırır bu sahneye. İşte tam öyle günler yaşıyoruz. Hangi kente gitsem, hangi toplantıya katılsam farklı bir konu konuşulmuyor. Geçtiğimiz hafta Eğitim vermek içinAntalya'daydım. Belediyelerin de katıldığı Restorasyon Fuarı nedeni ile birçok belediye başkanı ve çalışanı da orada idi. İki haber geldi ardı ardına, birincisi Ünye Belediye Başkanı görevden alınmış, ikincisi ise bazı il ve ilçelerin adayları açıklanmıştı.

Ünye Belediye Başkanının görevden alınması hiç beklediğim bir şey değildi. Başkan iktidar partisinin bir mensubu idi, iki ay önce görüştüğümüzde yeniden aday gösterileceğine emindi. Partisinde yerel seçimler için kurulan komisyonun başında Ünyeli Numan Kurtulmuş bulunuyordu. Nedenini tam öğrenebilmiş değilim ancak bir müfettişin geldiği ve teftiş sonucunda açığa alındığı açıklandı. Belediye çalışanları da henüz daha fazla bilgi sahibi değil.

Buradan çıkacak sonuç açık. Hiçbir aday adayının işi garanti değil. Aday gösterilmemek bir yana her an görevden alınabiliyorsunuz. Birkaç ay sonra aday göstermeyip devre dışı bırakabilecekleri veya istifaya zorlayabilecekleri bir başkanın bu şekilde görevden uzaklaştırılması bende devamı gelir mi kaygısı da yarattı.

Ana muhalefet bazı adaylarını da aynı günlerde açıkladı. Bunların içinde Burdur, Mudurnu gibi görevde olan belediye başkanları da vardı. Ancak açıklanmasının kesin olduğu dile getirilen Trakya'daki başkanlardan hiçbiri listede yer alamadı. Üzerinde tartışma olmayan, oybirliği sağlanan adaylar böylece netleşti. Açıklanmayanlar ile ilgili en azından karşı çıkışlar, tartışmalar olduğu kesin. Bunun sonucunda Trakya'daki mevcut adayların bir bölümünün yeniden aday olamayacağını söylemek yanlış olmaz sanıyorum.

İktidar partisinde otorite ve itaat üzerine kurulu denge tartışmaların büyümesine izin vermiyor. Nitekim eğilim yoklaması sonuçları bile yerel ile paylaşılmıyor. Yine umulmadık isimler aday gösterilebilir ve bir iki mırın kırın sonrası birlikte çalışmaya başlarlar.

Ancak ana muhalefet partisinde parti içine dönük mücadeleye odaklanmış bir yönetim yapısı var. Bu nedenle aday gösterme süreci sonrasında aktif veya pasif direnişlerin olduğu biliniyor. Peki aday belirlemede tek kriter yerel dengeler ve adayların özelliği olabilir mi? Elbette hayır.

Şimdi size dört dörtlük bir komplo teorisi anlatacağım. Her dönem, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde aday adayları değişik şekilde ortaya çıkarlar. Bu adayların bir bölümünün asla aday gösterilmeyeceği bellidir, 'iktidar partisinde adım geçsin ilerde referans olur' diyenler olur. Ana muhalefette bu olasılık da olmadığına göre neden bazı önemli siyasetçiler aday olmak için sahne alırlar. Şöyle düşünelim: Etkili, belli bir gücü olan siyasetçi aday olmak istedi ancak merkez yönetimi buna karşı. Sonunda dolaylı veya doğrudan görüşmeler yapılır. Bu kişinin önemine ve gücüne bağlı olarak en üst düzeyde bile olabilir. 'Olur da ne var bunda' demeyin, komplo teorim devam ediyor. 'Aday olmak istiyorum' diyen kişiye 'sen adaylıktan vazgeç' dendiğinde o kişinin 'madem partimin yüksek menfaatleri bunu gerektiriyor' deyip geri duracağını sanmayın. Dışarıda böylesi açıklamalar olsa da içerde konuşulanlar çok farklı olur.

'Tamam' der aday adayı, 'benim için partim önemlidir, her türlü fedakarlığı yaparım, ancaaaak.' İşte püf noktası bu 'ancak' ifadesinde gizlidir ve taleplerini sıralar. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim ama örneğin 'Kırklareli, Bolu, Kadıköy ve Edirne belediye başkan adaylarını saptarken benim de görüşümü alın.' Burada takım ruhu şahlanır, aday adayı yaptığı 'büyük fedakarlık' karşılığında ekibini aday yaptırıverir. Peki yönetim ile aday adayının anlaşıp anlaşmadığını nereden anlayacağız. Çok basit, gösterilen adaylara bakın, orada bunun açıklamasını göreceksiniz. Örneğin Bolu'da Tanju, Kırklarelinde Mehmet beylerden en az biri aday gösterilmemiş ise uzlaşma anlamına gelir ki benim komplo teorim geçerli olur. Peki aday gösterilmişlerse ne diyeceğimi sorarsanız yanıtım şu: Anlaşma mükemmel, sonuçlar ortada, teori işliyor. O zaman bana fahri siyaset profesörü bile diyebilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları