Cüneyt Özdemir

Kaş yaparken göz çıkarmak

Cüneyt Özdemir

Ancak konum bu değil.

Bu yıl yapılan zamlar nedeniyle hem doğalgaz hem de elektrik faturaları yüksek gelmeye başladı.

İnsanlar zaten isyan halindeydi.

Hatta büyük şehirlerde belediyeler bu faturaları taksitlendirmenin yolunu arıyordu.

Çünkü geçen yıl 500-600 lira ya da hadi 700 lira olsun doğalgaz faturası ödeyen kişilere bu yıl bin liranın üzerinde faturalar gelmeye başladı.

Derken korona salgını patladı.

Hükümet de düşünüp taşındı, esnafa, vatandaşa bir iyilik olsun diye, geçen ve önceki yıl aynı dönemin faturalarının ortalamasını alıp öyle faturalandırılmasına karar verdi.

Ancak bu karar verildiğinde işyerlerinin çoğu açıktı.

İşyerleri böyle bir kararın hemen ardından kapatıldı.

Faturalar bu yıl tarifesinden olmayacağı için uygulama önce sevinçle karşılandı.

Sonra bir bakıldı ki 'sıfır' çıkması gereken faturalar önceki iki yıla kıyaslanarak kesilince yine önemli rakamları göstermeye başladı, sanırım elektrik faturaları da öyle.

Dükkanını kapatıp köyüne gitmiş olan esnaf için hem ev hem de dükkan açısından böyle bir durum var.

Şimdi bu 'kaş yaparken göz çıkarma' haline tıpatıp benzeyen olayla şöyle haberdar oldum:

Esnaf bir arkadaşım doğduğu köyde bir ev satın aldı ve evi onararak orada yaşamaya başladı.

Ancak Edirne kent merkezinde de evi var.

Ardından korona salgını başlayınca kent merkezine hiç gelmez oldu.

Geçen gün Edirne'ye geldiğinde boş duran evine de uğramış ve doğalgaz sayacına bakmış hatta fotoğraflamış da.

Aradan birkaç gün geçtikte sonra ise SMS mesajıyla 200 liranın üzerinde bir fatura gelmiş.

Aynı mesajı bana yönlendirince 'Herhalde köyde ödeme imkanı yok, benim ödememi istiyor' diye düşündüm ama yine de bir yandan aradım.

Meğer faturayı ödemem için göndermemiş, 'böyle komik bir durum var' diye ulaştırmış.

İlginç bir durum değil mi?

Bir metreküp bile tüketmemişsiniz ama yine de fatura geliyor.

Bence idareciler buna bir çözüm bulmalılar.

Yukarıda bir deyim kullanmıştık; o idarecilerin aldığı kararla ilgiliydi.

Şimdi tüketici de bu şekilde 'yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş' olmuyor mu?

***

Her kişiye PTT yoluyla beşer maske gönderilecekti.

Herkes internet üzerinden kaydoldu ve 'sipariş' vermiş oldu, hala gelen giden yok.

Sonra 'maskelerinizi eczanelerden alacaksınız' denildi.

Benim çevremde bu yolla maskesine kavuşan birisini duymadım.

Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi'nin maske dağıttığını duyuyoruz, ajans haberlerine yansıyor.

Ancak o da çare olmadı.

Bence öyle birkaç görevliyle 'icraatın içinden' resmi çektirmekle olmaz.

Vatandaşa o görüntü verilip sonra günlerce haftalarca maske ulaştıramazsanız bu yaptığınız 'göstermelik' olur.

Burada mahalle ve köy muhtarları devreye sokulmalıdır.

Gönderilen görevli caddeyi bilmez, sokağı bilmez, apartmanı bilmez ama muhtar bilir.

O yüzden maske dağıtım işinde muhtarlar da olmalıdır.

***

Sosyal medya üzerinden toplu taşıma araçlarında izin verilenden fazla yolcu alındığı ve sosyal mesafenin ve hijyenin hiçe sayıldığı yönündeki şikayetlere tanık oluyorum.

Allahınızı severseniz, bir toplu taşıma aracına kaç yolcu binecek, bunun kim açıklayacak?

Edirne Valiliği mi, Edirne Belediyesi mi?

Ve de toplu ulaşımda konan bu kurallara uyulmazsa kim denetleyecek? Polis mi zabıta mı?

T. C. adlı vatandaş feryat ediyor; 'Bir minibüse 22 yolcu aldılar, uyarmasam şoför daha fazla yolcu almaya devam edecekti' diyor, kimliği bende var, duyarlı bir yetkili varsa görüştürürüm.

Yazarın Diğer Yazıları