Cüneyt Özdemir

Karlı bir sabah

Cüneyt Özdemir

Oturduğumuz eve çıkan yokuş cam gibiydi resmen. Dizleri hafif kırarak ve ellerimi açarak aşağıya kadar süzüldüğümü hala gülerek hatırlıyorum. Duran araçlar bile yerinden kendiliğinden kayıp bir yerlere çarpıyordu. O seneyi hatırlayanlarınız vardır muhakkak aranızda. Ben, çarşının merkezinde ayakkabılarının üzerine çorap giyip yürüyen çok insan gördüm. Bizim Türk aklı muhteşem işlere yarıyor, gerçekten ayakkabısında çorap olanlar hiç düşmüyordu. Ne garip değil mi? Hayat felç olmuştu o gün. Akşamüstü haberlerde 170 kişinin düşerek el ve ayak bilekleri ağırlıkta olmak üzere kırık vakasıyla hastanelik olduğunu öğrenince üzülmüştük tabii. Ben o gün işin eğlenenler tarafındaydım. Belki şans belki de şanssızlık. Edirne'de bir buz pisti olsaydı belki de dünyaca ünlü bir sporcu olacaktım. O yokuştan artistik inişime takriben böyle düşünüyorum. Neyse, bu olayı anlatmamın asıl sebebi kar yağışının ardından sosyal medyada gördüğüm bir paylaşım diyebiliriz. Bir işçi servisi yolda kalmış ve çalışanlar canlı yayınla onu paylaşıyorlardı. Edirne'mizdeki bir fabrikanın servisi dik bir bayırı çıkmaya çalışırken yan yatmıştı neredeyse. Yani konuşmalarda öyle geçiyordu. Bana yan yatmış gibi gelmedi fakat aracın o yolda tutuş sağlayamadığı ve o yokuşu çıkamadığı apaçık ortadaydı. İşçilerden bazılarının sitemlerini duyduğum için kaleme almak istedim. Herkes kendine göre haklı olabilir fakat içerisinde can taşıyan araç şoförleri daha dikkatli olmak zorundalar. Bu olayda neyse ki bir hasar yok zaten çok büyütülecek bir durumda yok ama o buzlu yollarda yola çıkmak yerine işyeri de çalışanlarının hayatlarını riske atmamak için en azından bir günlük izin verebilirdi. Görevliler muhakkak tuzlama çalışmalarını yapmışlardır fakat her bölgeye anında yetişiyorlar mı orasını bilmiyorum. Ben paylaşılan videodaki o yolun tuzlanmış olacağına ihtimal vermiyorum. Edirne'de Kavgaz Bayırı, Yıldırım mahallesindeki Sarıbayır,  Kıyık yokuşu ve Buçuktepe yokuşu gerçek anlamda tehlike oluşturacak noktalar. Umuyorum ki vatandaşlarımız bu soğuk ve buzlu günleri kazasız belasız atlatmışlardır. Aynı sertlikteki hava Avrupa'da da hemen hemen Edirne gibi etkiler bıraktı. Yazıyı kaleme aldığım günün sabah '“6 derece, bir önceki gün -5 dereceydi. Zaten ilk burada başladı ve bir gün sonrası Türkiye'ye ulaştı.

Kar kıştan bahsetmişken bir iki naçizane tavsiye vermek istiyorum. Böyle soğuk havalarda yediklerinize ve içtiklerinize dikkat ederseniz soğuğu daha az hissedebilirsiniz. Tarçın, karanfil, kuzu eti, rezene tohumu çayı, tavuk suyu çorba, zencefil, ıhlamur, acı biber (özellikle bizim Karaağaç biberini tavsiye ederim), şarap, pekmez ve salep gibi besin tüketimi vücudunuzu ısıtacak ve sizi soğuğa karşı koruyacaktır. Ben uydurmadım bunları, uzmanları dinledim ve sizinle paylaşıyorum. Bunları vücuda aldığınız an ısınmaya başlayacaksınız emin olunuz.

Sizlere düşmeden, bir yerlerinizi kırmadan sevdiklerinizle güzel dakikalar geçirmenizi temenni ediyorum.

Neredeyse yazmayı unutuyordum; sokakta yaşayan dostlarımızı lütfen aç bırakmayın. Böyle soğuk havalarda daha sıklıkta yemek yemeleri ve su içmeleri gerekiyor. Onlar da can, bizden bir parçalar. Bir kap yemek, bir tas su senin benim için nedir ki? Ama onlar için çok önemli. Onların adına size sonsuz şükran ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Haftaya görüşmek üzere.

Yazarın Diğer Yazıları