Karantinaya dönüş ve sokağa çıkma yasağı
Cüneyt Özdemir
Sarı Bölge, Turuncu Bölge ve Kırmızı Bölge olmak üzere tehlike seviyesine göre adlandırıldı. Sarı Bölgede; saat 22.00 - 05.00 arası sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Saat 22.00'dan sonra iş, sağlık sorunları ya da gereklilik nedeniyle evlerinde dışarı çıkacaklar ise yanlarında İçişleri Bakanlığı'nın sitesinde bulunan formun çıktısını doldurup gidiş ve geliş istikametlerini, evden dışarıya çıkış nedenini ve bilgilerin doğru olduğunu teyit eden imzalı belge ile çıkabilecekler. Alışveriş merkezleri sadece hafta sonu kapanırken, müze ve sergiler komple kapalı tutulacak. Yüz yüze atölye çalışmaları hariç liselerde eğitim yüzde 100 oranında uzaktan yapılacak. Kreş, ilkokul ve ortaokullarda ise yüz yüze eğitim devam edecek fakat altı yaşın üzerindeki tüm çocukların maske takması zorunlu olacak. Toplu ulaşımda azami kapasite yüzde 50 oranında olmak zorunda ve kafeterya, bar, restoranlar saat 18.00'da kepenklerini kapatmak mecburiyetindeler. Kamu ve özel sektördeki işe alım sınavları askıya alınacak. Kafeteryalardaki bahis ve oyun köşeleri kapatılacak. Kuaförler ve berberler ise açık kalacak. Bunlara ilaveten Turuncu Bölge'de ikamet edenler ise bir şehirden diğerine ya da diğer bölgeye gidemeyecekler; belediye değiştirmeden seyahat etmeleri serbest bırakıldı. İkram ve servis hizmetleri hariç tüm yiyecek hizmetleri askıya alındı yani tüm dondurmacı, restoran, kafeterya ve pastaneler kapatıldı. Kırmızı Bölge'ye gelince renginden de anlaşılacağı üzere tedbirlerin daha ağır olduğu malumunuz. Sarı ve Turuncu Bölge'deki yasaklara ilaveten bu bölgede ikamet edenlerin çocukları okula gitmeyecekler. Tüm okullar uzaktan eğitim ile devam edecekler. Vatandaşların evlerinin yakınında bireysel spor aktivitesi yapmasına izin verilecek. Açık havada gerçekleştirilen toplu spor faaliyetleri ise askıya alınacak. Belediyeler arası dolaşım olmayacak.
Şu ana
kadar okuduklarınız sizi ilgilendirmiyor olabilir farkındayım. İtalya'da ikamet
etmiyorsanız bu maddelerin sizin için bir geçerliliği yok. Bunları yazmamın
nedeni daha önceki yazılarımda bahsettiğim karantinaya dönüş ile alakalı.
Okuyanlarınız muhakkak hatırlayacaktır; bizi 3-4 ay evlere kapatacaklar
diyordum. Yukarıdaki tedbirlere ve gidişata bakarsak sanırım benim dediğime
geliyoruz. Durumun ağırlaşması gerçekten de çok üzücü fakat bireysel olarak
durumu değiştirme imkânımız yok. Ben kendimi hazırlıyordum bu duruma, eminim
sizlerde yavaş yavaş hazırlanıyorsunuzdur. Önümüz kış, yukarıdaki tedbirler
güzel ülkemiz Türkiye'de de yakın zamanda uygulanabilir. Şimdi okuyup gördünüz
yarın başınıza gelirse yadırgamayın diye yazıyorum. Perşembenin gelişi
çarşambadan bellidir. Bugün Çarşamba, durumlar böyle. Yarının nasıl olacağını
artık siz tahmin edin. Ben bu yazımda da tekrar ediyorum. Rahmetli babaannemin
mutfak dolabı hep savaş çıkacakmış gibi doluydu. En az üç aylık unu, şekeri,
tuzu, çorbası bulunurdu. Babaannem gibi yapın demiyorum tabii ama yine de
aklınızın bir köşesinde bulunsun. Bakkala, markete gittiğinizde bir alacağınıza
iki, üç alın, koyun kenara. Ne olur, ne olmaz. Bu kış çok uzun gelebilir
bizlere.
***
10 Kasım
1938'te sonsuzluğa uğurladığımız Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, özlem
ve minnet ile anıyorum. Kendisinin dediği gibi 'Benim naçiz vücudum elbet bir
gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.'