Kâr '' Zarar
Cüneyt Özdemir
Mevcut il başkanı Fevzi Pekcanlı'nın adaylığı kesin.
İşadamı ve geçmiş dönem Edirne belediye meclis üyesi Serkan
Liznak da danışmanı aracılığıyla aday olduğunu duyurdu.
Şimdi ortaya Edirne, Süloğlu, Enez ve Uzunköprü belediye
başkanlarının desteklediği il başkan adayı Pekcanlı ile Keşan ve Havsa
örgütleri ile Uzunköprü ve İpsala'dan bir kısmı ve İl Genel Meclisi Üyesi Çiğdem
Gegeoğlu'nun desteğini alan Liznak aday.
'Ne olursa olsun ben adayım' diyen eski
il başkanlarından Oktay Bozkurt'la yazıma başlamadan önce konuştum.
Bozkurt kesin olarak aday olmuyor.
Onun yerine Liznak'a destek veriyor.
Parti içinde ne kadar muhalif varsa
Liznak'ın arkasında desem yerindedir.
Satır arasında da olsa tahminimi
söyleyeyim; bu seçimde belediye gücü, ekmek, geçim işleri söz konusu olmasa
Liznak kazanır.
Ama yukarıda da söyledim Pekcanlı'yı
belediye başkanları destekliyor.
Delegelerin çoğu belediye çalışanı,
çalışan yakını filan.
Herkes bilir ki, eğer delege aynı zamanda
belediye çalışanıysa, belediyede çalışanın yakınıysa belediye başkanının işaret
ettiği kişinin dışında birisine oy veremez.
Bu kış günü kim işsiz kalmak ister ki?
Empati yapın ve bu soruyu kendinize sorun
bakalım.
Pekcanlı'ya başka mecralardan da destek
geliyor sanırım.
Dün Halk TV'de canlı yayındaydı.
Sahi nereden çıktı bu canlı yayın?
35 yıllık gazeteciyim, bizim bildiğimiz
bir konuyla ilgili uzmansanız, bir olayın görgü tanığı iseniz, çok ünlü
biriyseniz, söyleyeceğiniz seyircide çok büyük ilgili ve merak uyandıracaksa
bir adam canlı yayına çıkarılır.
Üstelik canlı yayına çıkmayı televizyonun
yetkilileri, yapımcısı, programcısı size teklif eder.
Ben Pekcanlı'nın durup dururken bir canlı
yayına çıkarılmasındaki amacı da anlamış değilim.
Bizim gibi gazetecilerin tercih etmediği
bir yöntem daha var.
Son 15-20 yıl içinde bu yöntem pek
kullanılır oldu.
Diyorlar ki, 'yarım saatlik canlı yayın
şu kadar bin lira.'
Özetle parayı veren canlı yayında
konuşur.
İnşallah böyle bir şey değildir.
***
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan
Edirne Katı Atık Yönetim Birliği (EDİKAP) ortağı belediyelerin yaklaşık olarak
5 milyon lira kâr elde ettiklerini açıkladı.
O günlerde detaya bakamadım ama hep
aklımın bir köşesinde.
Son iki yılda katı atık bertaraf parası 4
milyon 230 bin lira kadar ödenecekti, buna bir de şirketin cirosundan alınan
720 bin lirayı da ekleyince yaklaşık 5 milyon lira kâr etmiş oluyor.
Ayrıca da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tesisi örnek tesis olarak göstermiş.
Güzel kârlar elde etmişiz, belli.
Tüm Türkiye'ye de örnek olmuşuz.
Peki bu örnek tesis Hasanağa Deresi'ni
kirletmedi mi?
Kâr '“ zarar hesabı yapılırken, tesisten
bırakılan atık suyla derede yok ettiğimiz canlıları kaç paradan sayacağız?
Gayri resmi bilgilere göre; işletmeci
firma arıtma tesisini 6 ay çalıştırırsa en az 200 bin lira ekstradan para
harcıyormuş.
Bu yılda kabaca 400-500 bin lira yapıyor.
Bu rakam kâra dâhil mi hariç mi?
Ve bu kadar rakam ve kâr konuşulurken
deredeki canlıların yok edilmesi, daha doğru bir tabirle derenin katledilmesi
neden tek satır konuşulmaz?
***
Geçenlerde yazmıştım; AK Parti yine
aynısını yapıyor.
Sayın AK Parti İl Başkanı Belgin İba
hanım; bazı konularda yazılı açıklamalar yapıyorsunuz.
Olması gereken de bu fakat yazılı
açıklama bana geldiği gün biz o açıklamayı sizin gazetenizin manşetinde de
görüyor ve okuyoruz.
Dolayısıyla sizin açıklamanız gazetecilik
deyimiyle 'bayat' haber oluyor.
Başkalarını bilmem ama 'bayat' haber
kullanmak tarzım değil.
Yani bir yerlerde yanlış var'¦