İzmir depremi
Cüneyt Özdemir
Birçok insanımız Avrupa'da yaşamaktansa İzmir'de yaşamayı tercih ediyor. Kentlinin eğitim düzeyi, yaşam standartları ve sosyal yapısı önde gelen Avrupa şehirleri ile yarışır durumda. Kültürel açıdan doyuma ulaşılabilen nadide illerimizden birisi. Ben, askerliğimin acemilik dönemini İzmir Yeni Foça'da bulunan 7. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı'nda yaptım. Annem ve babamın yemin törenine geldikleri günü hala hatırlıyorum. Güzel bir Kordon sefası yapmıştık hep beraber. Birçok arkadaşım okul sebebiyle İzmir'e yerleşti ve orada kaldı. Yarı İzmirli oldular artık. Ailelerini orada kurdular ve çoluk çocuk sahibi oldular. Bir dönem iş sebebiyle İzmir Alaçatı'da da bulundum. Çok güzel arkadaşlıklar kurdum, yıllar geçmesine rağmen hala birbirimizi arar ve hal hatır sorarız.
Deprem
haberini alır almaz İzmir'deki günlerim gözümün önünde canlandı. Haber almak
istediğim arkadaşlarımın birçoğunun sosyal medya üzerindeki paylaşımlarını
görüp bir nebze de olsa rahatladım. (Son yıllarda iletişim için kullanılan
sosyal ağ metotlarını bende sıklıkla kullanıyorum.) Profillerinde güvende
olduklarını paylaşıp sevenlerini haberdar etmişler. Böyle zamanlarda akıllıca
bir teknik, çıkarandan yana memnuniyetimizi dile getirmezsek ayıp olur. Tabi
biz telefon etmeyi ya da mesaj atmayı da ihmal etmedik.
Deprem
haberini eşimden öğrendim, telaşlı bir şekilde 'Smirne'de deprem olmuş' dedi.
Smirne güzel İzmir'imizin İtalyanca adı. Eşimle de orada tanıştık. Bizim için
yeri çok ayrı. Deprem bu tabii, nerede olursa olsun kalbimiz afeti yaşayanlarla
birlikte olacak. Bundan şüpheniz olmasın ama biliyorsunuz insan kendini iyi hissettiği
ya da kendisi için önemi olan bir yer olunca daha da hassaslaşıyor. Birçok
şehirden hissedilen deprem sonrası çok şükür Gölcük depremi gibi bir tablo yok.
100'e yakın can kaybımız var. Hepsi ışıklar içinde uyusun, mekanları cennet
olsun. İzmir'in farkı birazda bu açıdan ortaya çıkıyor. Böylesine şiddetli bir
deprem 2-3 yıl öncesi olması lazım İtalya'da bir şehri sildi attı neredeyse.
Sağlam tek bir bina bırakmamıştı. Modern bir şehir olması büyük bir avantaj
böyle afet durumlarında. Ümit ediyorum ki tekrarı yaşanmaz. Depremi hem fiziki
hem de kalben hisseden tüm insanlarımıza büyük geçmiş olsun dileklerimi
iletiyorum.
Gelelim
deprem sonrası hayvanlarımıza; sosyal medya ağları üzerinde hayat kurtaran
köpeklerin fotoğraflarını görüyorum. Birdenbire herkeste büyük bir hayvan
sevgisi ortaya çıktı. Ne güzel onlarında bu dünyada var olduğunun farkına
varılması değil mi? Deprem öncesi tekmelediği, küfür ettiği ya da hor gördüğü
hayvanın onun canını kurtarabileceğini yeni anladı bazı insanlar. İnsan doğanın
hakimi olduğunu sandı ama doğa ona doğanın bir parçası olduğunu hatırlattı.
Hayvanları sevin, onların ağzı var dili yok. Bir kap yemek ya da bir kap su
verince bir yerimiz eksilmez. Dünya hepimizin ortak paydası. Bakın nasılda
çırpınıyor gariplerim, bir can daha kurtarabilmek için. Onunki de can bizimki
de. Afet sonrası canla başla çalışan herkese teşekkür eder, rabbimden onlara
güç kuvvet vermesini temenni ederim.